Çocuk yetiştirmek, yalnızca doğruyu ve yanlışı öğretmekten ibaret değildir. Her çocuk, farklı bir karaktere ve mizaca sahiptir. Aynı ailede büyüyen çocukların dahi birbirinden farklı olması son derece doğaldır. Bu nedenle çocuklarımızı birbirleriyle kıyaslamak yerine onları anlamaya çalışmalıyız.

Özellikle inatçı çocuklarla iletişim kurmak anne ve babalar açısından zorlayıcı olabilir. Ancak inat, insanın tabiatında bulunan bir özelliktir. Asıl mesele, inadın ölçüsüz hale gelmesini doğru yöntemlerle yönetebilmektir.

ÇOCUĞUNUZU OLDUĞU GİBİ KABUL EDİN

İnatçı olduğunu düşündüğümüz çocuğu öncelikle olduğu gibi kabul etmeliyiz. Çocuğu bir eşya gibi görüp "Bu olmadı, değiştirelim" anlayışına kapılmamalıyız.

Çocuğu kabul etmek, onun her istediğini yapmak anlamına gelmez. İnatçı çocuk karşısında teslim olmak yerine, onu düşmanımız gibi görmeden doğru yöntemlerle davranışlarını düzeltmeye çalışmalıyız.

Anne ve babalar çocuğun dünyasından bakmayı da öğrenmelidir. "Bu çocuk neden böyle davranıyor?" sorusunu sormadan doğrudan "Yanlış yapıyor" demek, sorunu daha da büyütebilir.

ÇOCUĞU DİNLEYİN, GEÇMİŞ HATALARINI ÖNÜNE KOYMAYIN

İnatçı çocukların en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri anlaşılmaktır. Bırakın çocuk konuşsun. Bağırarak konuşsun, sessiz konuşsun, mırıldansın. Onu dinleyin.

"Ne zaman oldu?", "Neden böyle hissettin?" gibi sorularla çocuğu ciddiye aldığınızı hissettirin. Çocuk, anne ve babasının kendisini dinlediğini gördüğünde öfkesini ve gerilimini daha kolay atabilir.

Ayrıca çocuğun geçmişte yaptığı hataları sürekli gündeme getirmemek gerekir. Dün dünde kalmalıdır. Yıllar önce yaptığı hataları tekrar tekrar hatırlatmak hem çocuğu yıpratır hem de aile içindeki iletişimi bozar.

Bunun yerine çocuğun iyi yönleri görülmeli ve güzel davranışları dile getirilmelidir. "Bu işi ne güzel yaptın" gibi samimi ifadeler, çocuğun olumlu davranışlarını güçlendirebilir.

UZUN NASİHATLER YERİNE DOĞRU ZAMANDA KONUŞUN

Anne ve babaların yaptığı hatalardan biri de çocuğun karşısına geçip uzun uzun nasihat etmektir. Özellikle inatçı çocuklarda bu yöntem çoğu zaman ters tepebilir.

Doğrudan çocuğu hedef alan uzun nasihatler yerine, doğru mesajları günlük hayatın içine serpiştirmek daha etkili olabilir.

Çocuk öfkelendiğinde hemen karşılık vermek yerine bazen zamana bırakmak gerekir. "Akşam baban gelsin, birlikte konuşalım" veya "Abine de soralım" demek, çocuğun sakinleşmesine yardımcı olabilir.

Ancak bu, çocuğun her istediğini yapacağı anlamına gelmez. Çocuğu sınırsız şekilde şımartmamak, aynı zamanda aşırı sert ve baskıcı davranmamak gerekir.

SABREDİN, UMUDUNUZU KAYBETMEYİN

Çocuk yetiştirirken anne veya babanın bütün yükü tek başına üstlenmesi doğru değildir. Gerektiğinde aile bireylerinden ve uzmanlardan destek alınmalıdır.

Çocuğun davranışlarının altında biyolojik veya gelişimsel bir sorun bulunduğundan şüpheleniliyorsa çocuk doktoruna, gerekli görülmesi halinde çocuk ve ergen psikiyatrisine başvurulmalıdır.

En önemlisi ise umudu kaybetmemektir. "Bundan adam olmaz" demek yerine sabretmek, dua etmek ve çocuğun iyiliği için çalışmaya devam etmek gerekir.

Çocuklarımızı başka çocuklarla da kıyaslamamalıyız. "Bak kuzenin nasıl, sen nasılsın?" gibi ifadeler çocuğun özgüvenini zedeleyebilir.

Çocuğu kazanmanın yolu onu ezmekten veya sürekli eleştirmekten geçmez. Onu anlamak, dinlemek, doğru sınırlar koymak, güzel yönlerini görmek ve sabretmek gerekir.

Rabbimiz, çocuklarımızı ailelerine, milletimize ve ümmete hayırlı nesiller olarak yetiştirmeyi hepimize nasip etsin.