Oyların yüzde 85'inin sayıldığı verilere göre Netanyahu bloğu 53, Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğu 48 sandalyede kaldı. Buna karşılık Ortak Liste ve Ra'am'ın oluşturduğu Arap partileri toplam 19 sandalyeye ulaştı, bu, İsrail siyasi tarihinde Arap temsilinin en yüksek seviyesi. İsrail kimliği taşıyan Filistinliler nüfusun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor ve bu seçimde benzeri görülmemiş bir katılım gösterdiler. Ortak Liste lideri Yusuf Cabarin, "Netanyahu ve Ben-Gvir hükümeti her Arap vatandaşının hayatını cehenneme çevirdi" diyerek Arap partilerinin Netanyahu hükümetini devirmeye hazır olduğunu açıkladı. Ra'am lideri Mansur Abbas ise sadece muhalif Siyonistlerin "değişim bloğu" ile değil, sağdan da kendileriyle temasa geçenler olduğunu söyledi.
MUHALEFETİN İKİYÜZLÜ ÇIKMAZI
Arap partileri mevcut durumda kilit pozisyonda yer alırken, Siyonist muhalefet Arap partilerinden destek almaya yanaşmıyor. Eisenkot, Arap partileriyle işbirliği için İsrail'in Yahudi devleti olduğunu tanıma gibi koşullar öne sürerken, muhalefet bloğunun öne çıkan isimlerinden Avigdor Lieberman, Arap partilerinin dışarıdan desteğine dayanan bir hükümette yer almayacağını açıkça söylemişti. Bennett ve Liberman da Arap partileriyle koalisyona sıcak bakmıyor. Bu tablo, Siyonist siyasetin temel çelişkisini gözler önüne seriyor: Arap oyları iktidar kurmak için matematiksel olarak vazgeçilmez, ancak siyasi olarak kabul edilemez ilan edilmiş durumda. Demokratlar Partisi lideri Yair Golan bu çelişkiyi şöyle özetledi: "Netanyahu kaybetti. 120'ye kadar saymayı biliyorum. Netanyahu'nun Yahudi oyları ile Arap oyları arasında yaptığı ırkçı ayrımı artık kabul edemeyiz"
SONUÇ: MECBURİYET, DEĞİŞİM DEĞİL
İsrail seçimleri, Siyonist bloğun Arap partilerine mecbur kaldığı bir tablo ortaya çıkardı. Ancak bu mecburiyet, Filistinlilere yönelik zulüm politikalarının değişeceği anlamına gelmiyor. Arap partileri Netanyahu'yu devirmek için kullanılabilir, ancak bu Siyonist yönetim yapısının kendisini dönüştürmeye yetmiyor. Muhalefetin Arap partileriyle işbirliği yapıp yapmayacağı belirsizliğini korurken, Netanyahu geçici başbakan olarak koltuğunda oturmaya devam ediyor. Değişen tek şey, Siyonist siyasetin kendi elleriyle oluşturduğu "Arap tehdidi söyleminin artık kendi iktidar hesabını tıkadığı gerçeği. /DIŞ HABERLER SERVİSİ




