Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.
İslam, bilinmeden yaşanmaz. İslam, uymamız gereken ilahi ve nebevi hükümlerdir. Bu hükümler, fıkıhla yaşanır. Zannettiklerimiz, arzularımız, müstakil kanaatlerimiz, İslamsız bir hüküm ifade etmez. Biz Müslümanlar; Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi ilahi ve nebevi hükümleri hevamıza uydurursak onlar gibi manen çürümüşlerden oluruz. NİSA 46: “Yahudilerden bir kısmı (Allah’ın kitabındaki) kelimeleri yerlerinden (manasından koparıp) değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak, ‘İşittik ama karşı geliyoruz, dinle, dinlemez olası, raina (bizi gözet)’ derler. Hâlbuki onlar, ‘İşittik ve itaat ettik, dinle ve bize de bak’ deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu…” Bu ayet, ilahi hükümleri değiştirmeyi ve ümmetin meşru liderine isyan etmeyi kınamaktadır. Hâlbuki Allah’ın kullarından istediği “işittik ve itaat ettik” eylemidir. “İşittik ve itaat ettik” eylemi bir inanmışlık sıfatıdır. NUR 51: Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir…” Biz, inanan bir toplum olarak aklımıza geleni, hoşumuza gideni yapamayız. Peygamberimiz buyuruyor: “Kendi arzu ve istekleriniz benim getirdiklerime uymadıkça (hakikaten) iman etmiş olmazsınız.” (Nevevi, 40 Hadis). Bunun manası şudur. İslam, bize uymayacak, biz İslam’a uyacağız. Maruf olan işlerde LİDERİN usulünce aldığı karara itaat etmek ve gereğini yapmak, Allah ve Resulünün emridir. AHZAB 36: “Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”Allah ve Resulü, ümmetin “meşru liderine” itaati farz kılmışsa, bizim hiçbirimizin buna itiraz hakkı olmaz. Bu itaat mutlaka gerçekleşmelidir.
LİDER
Milli Görüş, ümmeti temsil eden bir harekettir. Bu hareketin liderliğini vefatına kadar merhum Erbakan Hocamız yapmıştır. Erbakan Hocamızın vefatından sonra hareketin liderliğine hocamızın yakın çalışma arkadaşlarından Oğuzhan Asiltürk getirilmiştir. Milli Görüş’ün bütün kadroları bu liderliğin etrafında kenetlenmiştir. Bu liderlik, Milli Görüşçü kuruluşların tamamını gözetmekte, istikamet üzere olmalarını sağlamaktadır. Milli Görüşçü kuruluşların tamamında ihtiyaç duyulan yönetim değişikliği dâhil her türden tasarruf ve takdir hakkı Milli Görüş liderliğine aittir. Erbakan Hocamızın meşhur bir sözü vardır: “Mısır’a valiyi Mısır halkı seçmez, halife atar.”Bu söz, önemli bir kuralın beyanıdır. Yine Erbakan Hocamız yaşanmış benzer bir olayda, “Biz harekete lider seçmiyoruz, partimize genel başkan arıyoruz” demiş, yapılmak istenen şeyin temel uygulama esaslarımız içindeki yerini ve manasını ortaya koymuştur. Milli Görüş hareketinin en önemli kuruluşu hiç şüphesiz Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi’nin ise 30 Ekim 2016 Pazar günü yapacağı “6. Olağan Çelikleşme ve Yeni Hamle” kongresinin temayül yoklaması 1 Ekim 2016 Cumartesi yani bugün Ankara’da yapılmaktadır. Bu temayül yoklaması, muhtemel “bir nöbet değişikliği” için YİK tarafından yürütülen istişarenin ilk aşamasıdır. Bu temayül yoklaması ile teşkilatın yönetici kadrolarının teklif ve tavsiyeleri alınacaktır. Bu aşamanın ardından belirlenen takvime uygun olarak sözlü meşveretler ile istişare süreci tamamlanacaktır. Bundan sonra YİK, bütün bu kanaatleri değerlendirecek ve kongreye yönelik olarak alacağı “Tavsiye Kararlarını” açıklayacaktır. Saadet Partisi kongresinde ise, bu tavsiye kararları doğrultusunda Kongre Divanı ve Delegeler, inancın, sadakat ve itaatin gereği olarak görevlerini bir dava şuuru içinde yerine getirecektir. Ve biz bu kongreden çelikleşerek çıkmış olacağız inşallah.
İSTİŞARE
Bizde görev istenmez verilir. Veren de alan da Allah’tır. Ancak biz sebepler âleminde yaşadığımız için bu işler “ümmet liderliğinin” takdir ve tasarrufu üzerinden yürümektedir. Peygamberimiz kendisinden emirlik isteyenlere şu cevabı vermiştir: “Vallahi biz isteyeni veya görev hırsı bulunanı yönetici yapmıyoruz.” (Buhari ve Müslim). Bu görevler liderlik tarafından durumu uygun olanlara verilir. İSTİŞARE; “meşru liderin” bir konuda vereceği bir kararın öncesinde, ilgilileriyle yaptığı meşverettir. Liderin böyle bir meşverette bulunmasının birçok hikmeti ve faydası vardır. Bu meşveret, kadroların ittifakını artırır, onları fitnelerden korur ve eğitir. ALİ İMRAN 159: “…Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah›a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” İstişarede bulunmanın faydalarından birisi de kadroların sadakat ve itaatini artırmaktır. Yapılan istişarelerde “liderin” meşverette bulunduğu kimsenin de ağır sorumlulukları vardır. Meşveret ehlinin, kendisinden talep edilen bilgi ve kanaati hesapsız ve yansız bir şekilde, doğru olarak bildirmesi bir Müslümanlık görevidir. Bizde adam tutmak, kulis yapmak, tuttuğu adamı öne çıkarmak için muhtemel adayları karalamak, ayıplamak haramdır. Teklif etmek görevdir, dayatmak ise haddi aşmaktır. MÜCADELE 10: “Gizli konuşmalar (kulis yapmak) şeytandandır…” Bizde önemli olan, davanın adamı olmaktır ve sorulunca Allah için doğru ve isabetli teklifte bulunmaktır. Bizde kararlar parmak hesabına göre de alınmaz. Parmak hesabına göre alınan karalardan da hayır gelmez. Hayır, hoşumuza gitmese de “YİK’in” usulünce vereceği karara uymaktadır. Tefrika yapmak haramdır. Peygamberimiz buyuruyor: “Kim bağlılık sözü verdiği lidere karşı sebepsiz yere itaatsizlik ederse, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna, tutunacağı hiçbir delili bulunmaksızın çıkar. Lidere bağlılık sözü vermeden ölen kimse, cahiliye devrinde ölmüş gibi olur.”(Müslim).
İstişare demek, çoğunluğa tabi olmak demek değildir. İstişare; herkesin fikrinden yararlanarak karar vermektir. Erbakan Hocamızın dediği gibi, Milli Görüş’ün temel esaslarını ve uygulama temel esaslarını muhafaza ana vazifemizdir. Selam hidayete tabi olanlara…