Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Günümüzde fert ve toplum ve bütün insanlık, din ve düzen olarak İslam’ı yaşamadığından, derin bir ahlaki tahribat, ekonomik yıkım ve manevi çöküş içindedir. Din ve düzen olarak İslam’a dönmediği sürece de, yaşadığı kriz ve bunalımdan kurtulması mümkün değildir. Bu ilahi bir kuraldır. Rad 11: “İnsanın önünde ve arkasında, Allah’ın var ettiği ve koruduğu düzenin gereği olarak kendisini koruyan kanunlar, korumalar ve davranışlarını zapta geçirmek için nöbet tutan melekler vardır. Bir millet, sahip olduğu ilahi, fıtri değerleri, benliğini değiştirmedikçe, Allah o milletin elinde olan nimetleri değiştirmez, sosyal, siyasi ve ekonomik düzenlerini bozmaz. Allah toplumların başına hak ettikleri bir felaket getirmek, onları cezalandırmak istediği zaman da, artık bu felaketin, bu cezanın geri çevrilme imkânı yoktur. Onların Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden velileri, koruyucuları, yardım edenleri de bulunmaz.” Fert ve toplumlar, Allah’ın ilahlığını dikkate almadan yaşadıkları dünya hayatı, onlar için sanki cehennem olur. Allah, insana akıl nimetini bunu düşünsün diye vermiştir. İslam’ı ciddiye alan Müslümanlar olarak ellerimizi kaldırıp Allah’a yalvarmaktayız. "Yarabbi bizi, ülkemizi işsizlikten, açlıktan, ekonomik istikrarsızlıktan, evimizdeki, mahallemizdeki huzursuzluktan, fuhuştan, kumardan, faiz belasından koru, Müslümanları katleden zalimleri kahreyle, mahfeyle, bize akıllı veya salih idareciler gönder, şu hayatı, düzeni, sistemi düzeltsinler" diye dua ederiz de, ipin diğer ucunun da belimize bağlı olduğunu unuturuz. Hâlbuki Rabbimiz, “Siz kendinizi değiştirmedikçe bu değişmez” buyurmaktadır. Biz halimizi İslam’a uygun hale getirip düzenimizi adil düze yapmadan, bu bozuk düzen değişmez. Bilmeliyiz ki fiili dua kavli duadan önce gelir. Rabbimizin rızası olan İslam’a layık bir topluluk olmadan, malımızla, canımızla adil bir düzeninin kurulması için cihat etmeden, zilletten kurtulup izzete erişmemiz kuru bir hayal olur. Biz kul olarak, İslam’ca düşünüp, gereğini yapmadan, Allah bizim halimizi kötüden iyiye çevirmez. Muhammed 7: “Ey iman edenler, eğer siz Allah’a, Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder. Kendinize itimadınızı artırır, ordunuzu güçlendirir, devletinizi ayakta tutar, itibarınızı yüceltir. Sizi kararlı, sabırlı ve azimli hale getirir.” Her şey, bizim tutum ve duruşumuza bağlıdır.
ÖNCELİKLE
Öncelikle yerleri ve gökleri kendi varlığının bilinmesi için yaratan, yarattığı varlıklara rızkını veren, yöneten, yol gösteren tek bir ilahın varlığına ve Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanmak, dünya ve ahiret saadetimiz için temel gerekliliktir. Allah, hak ve gerçektir. O iki ve daha fazla değildir, birdir. Kemal sıfatlara sahiptir. Bütün varlıklar, O’na muhtaçtır, O kimseye muhtaç değildir. Doğmamıştır, doğurulmamıştır. Varlığının başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Diğer varlıklar gibi insanı da yaratan Allah’tır. Allah insanı eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır. İnsana bütün şerefleri veren Allah’tır. Allah insanı, onun gibi bir varlığa muhtaç olduğu için yaratmamıştır, bilakis onu, varlığını bilsin, tanısın ve kulluk görevini yerine getirsin diye yaratmıştır. Zariyat 56-58: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.” Kulluk; yaratan Rabbimizin emir ve yasaklarını bilip emirlerine uymak, yasaklarından sakınmakla olur. Müslümanlar olarak arzuladığımız, hasretini çektiğimiz saadet dünyasına nasıl ulaşabiliriz? Öncelikle bizi saadete götürecek yolu tespit ederek işe başlamamız gerekir. Bunun için önümüzde iki seçenek vardır.
Bu seçeneklerden birisi İslam’dır, diğeri ise Materyalizmdir. İslam Allah’tandır. Materyalizm ise şeytan ve adamlarındandır.İslam mı, Materyalizm mi?Şüphesiz, seçimi insan yapacaktır. İnsan 2-3: “Şüphesiz biz insana (İslam’ı) yolu gösterdik. İster şükreden birisi olsun ister nankör.” Her şeye rağmen insan şükür yolu olan İslam’ın adil düzenini değil de, şeytan ve adamlarının yolu olan materyalizmin köle düzenini tercih ediyorsa, belalara, musibetlere ve cehenneme koşuyor demektir.
AKILLI İNSAN
Akıl, insana İslam için verilmiştir. Akıllı bir kimse, aklını hikmetle kullandığında din ve düzen olarak İslam’dan başka bir yerde karar kılmaz. Çünkü Allah kullarına dünya ve ahiret saadetinin tek çaresi İslam’ı bir hayat nizamı olarak göndermiştir. Bundandır ki, Allah, insanın İslam’dan başka yapacağı hiçbir tercihi kabul etmeyeceğini ilan etmiştir. Ali İmran 85: “Kim İslam’dan başka yaşayacağı bir din, bir düzen, bir medeniyet ararsa, bilsin ki, Allah huzurunda kendisinden böyle bir din, böyle bir düzen asla kabul görmeyecek, ahirette, ebedi yurtta da zarara uğrayanlardan olacaktır.” Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar İslam yolundan saparak kendilerine zulmederler. İslam bir bütün olarak bir hayat nizamıdır. İslam’ın yarısı kendisi değildir. Bakara 85: “…Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rezillik ve kepazelik, ahirette de acıklı azaptan başkası değildir. Allah yaptıklarınızı bilmez değil ki.” Bu ayeti detaylı olarak herkesin okuyup düşünmesi ve kendisini ıslah etmesi gerekir. Müslüman toplumların dahi tabi olduğu, dünyada ve ülkemizde yürütülmekte olan ‘Yeni Dünya Düzeni’ uygulamaları İslam’a değil materyalizme dayanmaktadır. Bu düzenin insanlığa saadet getirmediği ortadadır. İnsanlık ve İslam âleminin kurtuluşu batı medeniyeti ve değerlerinde değildir. İnsanlık ancak İslam medeniyetinin Adil Düzen’i ile saadet bulabilir. Bunun için de fert ve toplumların kendisini ıslah etmesi gerekir. Çare, Milli Görüş ve Saadet Partisi’dir. Selam hidayete tabi olanlara…