Allah-u Teâlâ’nın kâinatın yaratıcısı, hâkimi ve düzen koyucusu olduğu; koyduğu düzeni de kusursuzca yürüttüğü inkâr edilemez bir hakikattir. Zira ilmi tekâmül, kâinatın nizam ve intizam içinde hareketini anlamaya medardır.
Kâinatın yaratılışında hiçbir eksiklik olmadığı Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uygumsuzluk (eksiklik) göremezsin. Bir kere bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?” (Mülk Sûresi, 3)
Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ’nın kâinatın mutlak yaratıcısı olduğu, ayet-i kerimelerde şöyle anlatılmaktadır: “Gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine sarıyor; gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneş’i ve Ay’ı emre amade kılmıştır. Her biri muayyen bir vakte kadar akıp gider. Bilmiş ol ki güçlü, esirgeyici O’dur.” (Zümer Sûresi, 5)
“O, göklerle yerin yaratanıdır. Size kendinizden çiftler (eşler) yaratmıştır. Davarlardan da (erkekli dişili) çiftler. Sizi bu suretle üretip duruyor. Onun misli gibisi (bile) yoktur. Her şeyi işiten, her şeyi gören O’dur.” (Şura Sûresi, 11)
“O Allah ki, size yeri bir beşik yaptı. Yolunuzu bulasınız diye, onda size yollar açtı. Ve (O Allah ki), gökten bir ölçü ile su indirdi. Biz onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.” (Zuhruf Sûresi, 10-11)
Kâinatın kaç günde yaratıldığı hakkında ise şöyle buyrulmaktadır: “Bu suretle onları, yedi gök olmak üzere, iki günde (perşembe ve cuma günlerinde) yarattı. (Yeryüzünü iki günde, yerin içindekileri de iki günde yarattı). Bir de her iki gökte oraya ait emrini vahyetti. Dünya semasını da kandillerle (yıldızlarla) ziynetledik ve onu koruduk. İşte bu, güçlü olan her şeyi bilen (Allah)ın takdiridir.” (Fussilet Sûresi, 12)
“Allah, o Allah’tır ki, gökleri ve yeri yaratmıştır. Gökten su indirerek onunla size rızık olmak üzere çeşitli mahsûller çıkarmış ve emri ile denizde yüzmek için gemileri sizin buyruğunuza vermiştir. Nehirleri de size musahhar kılmıştır.” (İbrahim Sûresi, 32)
“Yörüngelerinde yürüyüp giden Güneş’i ve Ay’ı, size musahhar kılmış; geceyle gündüzü de, yine sizin için musahhar kılmıştır.” (İbrahim Sûresi, 33)
“O, geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratandır. Onların her biri bir yörüngede dolaşıp durmaktadırlar.” (Enbiya Sûresi, 33)
“Allah, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri altı günde yaratandır. Sonra Arş’ı istiva buyurmuştur (ona hükümran olmuştur). Sizin için, O’ndan başka hiçbir velî ve şefaatçi yoktur. Artık düşünmez misiniz siz?” (Secde Sûresi, 4)
Kâinatın tam bir düzen içinde olduğu hakkında ise şöyle buyrulmaktadır: “Gökten yere kadar bütün işleri tedbir ve idare eder. Sonra (bu işler) sizin saydığınız (bir hesap ile) bin yıl tutan bir günde O’na yükselir.” (Secde Sûresi, 4)
“Gökten de bir ölçü dairesinde bir yağmur indirdik de, onu yerde iskân ettik (ırmak, göl, kuyu ve menba haline getirdik). Şüphe yok ki biz, o suyu yok etmeye de kadiriz.” (Müminun Sûresi, 18)
“O (Allah) ki, yedi kat gökleri yaratmıştır. O Rahman’ın yarattıklarında hiçbir düzensizlik göremezsin. Haydi, çevir gözü(nü semaya) bir çatlak görebilir misin?” (Mülk Sûresi, 3)
Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ’nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü, kudretini ve hâkimiyetini anlatan onlarca ayet mevcuttur. Allah-ü Teâlâ, hâkimiyetin kendisinde olduğunu dâima hatırlatmakta, yarattığı kâinatın mükemmelliğinden bahsetmekte, ibret almamız gerektiğini defaatle ikaz etmektedir.
Kâinatın tamamında mükemmel bir ahenk, mükemmel bir düzen varken, kâinat içinde bir zerre kadar olmayan yeryüzünün düzensiz olması düşünülemez. Ancak yeryüzünde Allah-u Teâlâ’nın emrettiği düzeni sağlama görevi imtihan gereği bizlere verilmiştir. Müslümanların atalet ve gafletinden dolayı yeryüzü kâfir, müşrik ve zâlimlerin tahakkumuyla kan, gözyaşı ve kaosun hâkim olduğu bir yer yer haline gelmişse bunun sorumlusu İslâm değil, verdiği söze sadık kalmayan, yüklenilen emaneti unutan, yeteri kadar çalışmayan Müslümanlardır.