Dünya üzerinde her çağda hakkında en çok kitap yazılan konular, insanın gönlünü/ruhunu doyuran dini kitaplar, insanın midesine hitap eden kitaplar ve cinsel hayatına hitap eden kitaplarmış.

Bu asra kadar bu üç konu kitap, makale, resimle anlatılırken bu çağda fotoğraf makineleri, film makineleri, radyolar, televizyonlar devreye girdi.

Son günlerde İnternetin verdiği hizmet hepsinin yüz yılda yapamadığını bir günde yapar hale geldi.

Tabii ki, İnternet, yüz yılda hazırlananları da kullanarak girdi devreye.

Mesela benim yirmi yılda hazırladığım "Şifa Tefsiri"ni bir tuşla İnternete yükleyebiliyoruz.

Yirmi saniyede okurun hizmetine sunulan bu eser, yirmi yıllık emeğin devreye girmesidir. Yani, geçmişte yapılan hizmetleri hafife almayacağız.

Yüz metre koşucusunun dokuz saniyesini görürüz ama dokuz senedir yaptığı çalışmayı görmeyiz.

www.ikraislam.com adı altında bir site açılmış. Kim açtıysa Allah razı olsun. Benim kabataslak sayımıma göre 350 kadar eser bu siteye yüklenmiş.

"350 kadarmış" diyerek az bulup bıyık bükmeyin. Serahsi nin otuz ciltlik Mebsut u tek kitap olarak sayılıyor.

20 kadar Türkçe Kur an-ı Kerim Meali, 18 dilde Kur an-ı Kerim Meali, İngilizce 11 ayrı Kur an-ı Kerim Meali, İbn-i Kesir, Kurtubi, Razi, Elmalı, Sabuni, Taberi gibi birçok değerli tefsir var bu sayfada.

"Bu üç yüz elli eserin müelliflerinden izin alınmış mıdır " sorusunu soranlara cevabım, "Siteyi kuranları tanımıyorum ki, sorup öğreneyim. Benim eserlerimi birçok site yayınlıyor ve ben memnun oluyorum. Benim ulaşamadığım yerlere bu siteler ulaşıyor" diyorum.

Ayrıca ben eserlerimin girişine "Hiçbir Hakkı Mahfuz Değildir" diye yazdığım için genel bir izin vermiş oluyorum. Bu iznimin olumlu sonuçlarını da görüyorum.

"Allah a İman Ve Altı Esası" isimli eserim Rusça ya çevrildi ve çeşitli kuruluşlar tarafında basılıp parasız dağıtıldı. Benim öğrenebildiğim kadarıyla 45 bin adet basıldı. Aynı eserin Arnavutçası basıldıktan sonra bir adet de bana getirilince haberim oldu ve dünyalar benim oldu. Bu sevincimi ben parayla satın alamazdım.

"Ama emeğin geçti" diyenlere "Ben o eserlerimi yazarken yararlandığım eserlerin sahiplerine para ödeyecek olsaydım ülkemin hazinesi yetmezdi. Ayrıca bal arısı balını karşılıksız vermiyor. O, bin bir çiçekten aldığı hazzın ve zevkin somut artığını bize veriyor.

Ben o eserlerimi hazırlarken, okuduğum kitaplardan aldığım hazzı, zevki, huzuru, mutluluğu, süruru, saadeti, neşeyi, sevinci, dünya dolusu dolarla alamam ki.

Bazı İnternet siteleri bilgi ve belgeyi gösteriyor ama kopyalamaya izin vermiyor. İnsanın cimriliği kendisiyle beraber gidiyor. Kopyalamayı engelleyen cimri adamın savunması ne olursa olsun geçersizdir. O yazıyı almak isteyen biri kopyalayamazsa yazarak alabilir. Cimri de işi zorlaştırmış olur o kadar.

"Ama kitabın yerini tutmuyor" diyorsanız işte ona katılırım.

Aradığımı İnternetten çabucak bulduktan sonra kaynak kitabı elime alır o cilt ve sayfadaki yerini görür ve ondan sonra yazarım.

Ekrandaki çiçekle saksıdaki veya bahçedeki çiçek aynı değildir.

Ağustos ayında, Toros dağlarının tepesinde, gökteki ayın on dördünde, gece saat 23.00 çektiğim bir ardıç ağacı fotoğrafı, İstanbul profesyonel fotoğrafçılarını da kıskandırmıştır. Bilgisayarımın ekranına koydum ama hiçbir zaman Toroslar daki havayı vermiyor.

Bir CD ye iki bin kitap sığar ama bilgisayar çökünce havadan gelen havaya da gidebiliyor.

Onun için işini ciddiye alan kuruluşlar bilgisayarındaki her doküman/belge ve bilgiyi yedek CD ye aldığı gibi kâğıda çıktı alıyor. Kâğıda alınan şey, kitabın önemini koruduğunu gösterir.

İnternetten gücünüz yettiğince yararlanın ama kitaptan uzak kalmayın. Özellikle Kur an-ı Kerim den uzak durmayın.