Bir arkadaşımla semt pazarının yanından geçerken pazarcılardan biri, “Hoş geldin hocam” dedi.
“Hoş bulduk, iyisin?” dedim,
“Çok şükür, ona elli sekiz makamındayım” dedi.
Yanımdaki arkadaş sordu, “Ona elli sekiz ne demek?”
Eve varınca söylerim. O, durumunu Kur’an’dan onuncu sürenin elli sekizinci ayetiyle açıklıyor. Eve varınca o ayeti açar okuruz.
Evde Yunus süresinin elli yedi ve elli sekizinci ayetlerini okuduk:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ
“Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerinizdekine bir şifa ve iman edenlere yol gösteren ve rahmet gelmiştir.
قُلْ بِفَضْلِ اللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذَلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ
De ki: "Allah'ın lütfu ve rahmetiyle, ancak bununla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından daha hayırlıdır." (Yunus süresi ayet 57-58)
Yani o pazarcı Roman vatandaşımız, bana diyor ki, “Ben bu Kur’an’ı okumaya, anlamaya ve yaşamaya başladım ya bundan daha mutlu olamam ben” diyor.
Ailesinin geçimi için yakıcı güneşin altında helal yoldan kazanmaya çalışırken onun gönül yaylasında onu serinleten şey Ku’an okumasını öğrenmek ve yaşamaya çalışmak.
Romanlara el atan aslında bir radikal.
Beni severdi ama devlet memuru olmam nedeniyle biraz kırgındı.
Ben onun ziyaretine giderdim, ama o benim ziyaretime gelmezdi.
Evinin önündeki bir dönümlük toprak, ona benim maaşımdan fazlasını verirmiş.
Bahçesinde çalışırken dinlenmek için Romanların yanına gider, onların sevinçli bakışları arasında, “Bugün şu süreden devam ediyoruz” diyerek sohbetine başlar ve dinlendiğine beyin karar verince bahçesine döner.
Görüştüğüm her müftüye ben onu anlatırım.
İmamlarına her ay başı toplantısında bu ay kaç Müslüman’ı camide namaz kılmaya alıştırdınız mı.
“Taleplerinizi yerine getirirken bu tür hizmetlerinizi değerlendireceğim” dediniz mi.
“Şu kadar umreci bulursanız, sizi de görevli göndereceğiz” dediğiniz gibi demeyeyim daha fazla namaz kılmalarını, Kur’an okumasını öğrenmelerini sağlarsanız umreye görevli gidersiniz” teklif ve teşvikte bulununuz mu.
Kaç tane il ve ilçe müftüsü, valiye veya kaymakama bu tür tekliflerle gitti bir araştırılsın.
Bizi, sizi beğenmeyen Radikal takınan ama hizmetinde samimi olanlara destek veriniz.
Bu türden insanlarımızın, sizin partiden veya başka partiden olmasına bakmayınız.
Yaptığı hizmetin İslami olması yeter bize.
Hatta istismarcıların yaptıklarını bir gözden geçirdikten sonra istismarı engelleyin ama istismarcının başarılı olduğu hizmeti yine devam ettirin.
Size bir örnek:
İstanbul Merkez Vaizi iken Muhterem Selahattin Kaya’nın başkanlığında merkez vaizleri toplantısında bir istismarı anlattı vaizimizin biri:
Eve ekmek götüremez halde dolaşan biri İslam’a hizmet veren bir kuruluşun önünden geçerken bunlara katılmak geçer gönlünden.
Katılır, mahallesinde bir kiralık evi kiralar ve kuruma gelerek, “Bana, hanımlara İslam’ı öğretecek bir hanım hoca verirseniz mahallenin kadınlarına faydalı olur” der ve onlar da verirler.
O hoca hanımı daireye yerleştirir kendi hanımı ve mahalle hanımları orada yıllardır ders almaya devam ediyorlar.
İstismarcı da esnafı dolaşarak makbuzsuz para toplayarak kendi evinin geçimiyle beraber kursun kirasını, elektriğini, suyunu, gazını karşılamaya devam ediyormuş.
Anlatan değerli vaizimiz tenkit için anlattı; ben de, “Allah her mahallede, her sokakta öyle istismarcılar versin, bizden bir şey olmuyor” dediğimde, “Âmin” diyen az oldu.