Soğanlar, patatesler, domatesler, elmalar, kirazlar ve bütün yiyecek maddeleri bozulmasaydı daha iyi olmaz mıydı?

Cevap, “Olmazdı” olur.

- Nereden biliyorsun?

- Her şey bozuluyor da ondan.

- Tabiatı yaratan Rabbimiz, bizi, bizden daha iyi bildiğinden, bizim çıkarlarımızı da yine bizden iyi bildiğinden İnsan dâhil her şey doğuyor, büyüyor, zamanı gelince bozulma başlıyor, ayaklardan, dizlerden, eklemlerden dişlerden sesler gelmeye başlıyor.

- Eğer yiyecek maddeleri, caminin köşe taşı gibi bozulmadan yıllarca kalabilecek şekilde yaratılsaydı, materyalist, kapitalist, sosyalist, ateist, deist, cimri tacirlerin deposunda, fiyat artırmak için yıllarca bekletilir, Netanyahu’nun yaptığı gibi bir damla suyu hiçbir insana vermemenin teknolojisi geliştirilir; böylece hem insan nüfusunu azaltma sağlanırdı.

- İnsan da bozulmaya müsait yaratılmıştır:

- Şeytani düşüncelerin her türlüsüne açık duran nefsimizi de yaratan Rabbimizdir.

Rabbimiz, dileseydi bütün insanların hepsi iman ederdi:

وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ لَآَمَنَ مَنْ فِي الْأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنْتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتَّى يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

“Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi iman ederdi. O halde insanlar iman edinceye kadar sen mi zorlayacaksın.” (Yunus süresi ayet 10/99)

Bu dünya imtihan salonu.

Her insan, yaşına, akıl oranına, servet, şehvet, şöhret, makam… gücüne göre imtihan edilecektir.

Hazreti Adem aleyhisselamdan son ölecek olan insana kadar herkes imtihan edileceklerdir.

İslam’a göre günahsız ve İslam fıtratına göre doğan her çocuk tertemizken çevre etkisiyle bozulmalar başlıyor.

Sevgili Peygamberimiz:

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ

قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أَوْ يُنَصِّرَانِهِ أَوْ يُمَجِّسَانِهِ

“Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu ya Yahudi, ya Hıristiyan veya Mecusî yapar” (Buhari, Sahih, cenaiz 80-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5) buyurarak, mahalle baskısına ve çevre etkisine dikkatimizi çekiyor.

Sevgili Peygamberimize bu hadisi söyleten de Rabbimizin şu ayetidir:

فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ 30)

Sen, her türlü şirke meyletmekten arınmış olarak, yüzünü dine doğ­rult. Allah'ın fıtratına/yaratmasına ki, in­sanları onun üzerine yarattı. Allah'ın yarattığını de­ğiştirmek yok. İşte doğru din budur. Ancak insanla­rın birçoğu bilmezler.” (Rum süresi ayet 30/30)

Daha çok kazanmak, biriktirmek, karaborsacılık yapmak… gibi hastalıklarla hareket edenler, altını insana tercih edenlerdirler.

Samiri mikrobu dediğim işte budur.

Rabbimizin ezeli bilgisinde olan bu bozulma olayına 1400 yıl önce Rabbimiz bizi uyarıyor:

وَإِذَا تَوَلَّى سَعَى فِي الْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ

“O işbaşına geçtiği zaman, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye koşar. Allah bozgunculuk yapanı sevmez.” (Bakara süresi ayet 2/205)

Önce insanın genetiğiyle oynuyorlar.

Liseye tertemiz gelen her şeyin iyi, güzel ve temiz tarafından değerlendiren delikanlı, üniversite bitirdiğinde eğitimin kalıbına göre şekillenmiş olarak çıkıyor.

Politikacılarımız, tacirlerimiz, sanayicilerimiz, çiftçilerimiz, memurumuz, amirimiz konuşurken, “…Önce çıkarlarımız…” diyerek başlarlar söze.

“Çıkar ne” para, servet, şöhret, şehvet, makam, rütbe…

Ne zamana kadar?

Bir kefen alıncaya kadar.

Ucuza gidiyorsunuz.

En fazla insanın genetiğiyle oynayan ülkeler hangisi ise yiyeceklerimiz, içeceklerimiz, giyeceklerimizle oynayanlar da onlardır.

Hani eski bir şiirimiz vardır:

“Ben havada uçar idim

Al ile tuttun beni

Ben pahamı bilir idim

Bir pula sattın beni” diyor.

Tertemiz çocuklarımızın zeki olanlarını Londra’da, New York’da, Paris’te… cehenneme yolcu sevk etme istasyonuna alıyorlar, gönlünün süsü olan iman cevherini alıp, karşılığında cehennem bileti gibi bir diploma verip ülkesine casus olarak salıyorlar veya çalışkan olanlarına biraz fazladan basılmış yeşil kağıt veriyorlar ve insanlığın tamamını öldürebilecek silah sanayiinde çalıştırıyorlar ve emekli ederken de o bozulması tamamlanmış yaratığın adının önüne bir de Prof. damgası vurup gönderiveriyorlar.

Yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak yerlerimizin bozulmasından daha fazla insanın bozulmasıyla mücadele edelim.

Üniversite hocaları, imamlar ve Milli Eğitim’deki tüm branşların öğretmenlerinin bu yıl ve bütün yıllarda daha dikkatli olmalarını, iman cevherini amelle parlatmalarını ve cennete layık hale getirmeleri için çalışmalarını arz ederim, temenni ederim, rica ederim, gereğini yapmanızı dilerim, sevgi ve saygıyla sunarım.