İşgalci İsrail’in devlet olarak kabul edildikleri 1948 yılından bugüne kadar sırayla Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Harp Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı… yapanların veya ana babalarının nerde doğduğuna bir bakarsanız, öncekilerden Filistin’de doğan bulamazsınız.

İkinci veya üçüncü nesilden olanlar Filistin’de doğmuşlar.

Bunu neden hatırlatıyorum?

Bundan en az yirmi yıl önce bir bayram ziyaretinde arkadaşımın evine yine bayram ziyareti için gelen otuz yaşlarında birinin Filistinlilerin haksızlığını anlatırken ben oraya varmışım.

Konuşmasına devam ederken beni de kendine destek vermem için bana dönüyor ve “Sayın hocam, her gün evinizin camlarını o kara kara çocuklar taşlasalar sen ne yaparsın?” diyor.

Ben de ona, “Araplar kara değiller. Zenciler siyah derilidirler. Filistin’de zenci yoktur.

Birinci Dünya Savaşı’nda bizim Araplarla aramızı açmak isteyenler, siyah köpeklere ‘Arap Arap’ diye çağırmayı bize öğrettiler, bizim bu seslerimizi Arap kardeşlerimize ulaştırdılar ve ‘Türkler, köpeklerini ‘Arap Arap’ diye çağırıyorlar’ diyerek onları bize, seni onlara düşman etti ve sen hâlâ Araplara siyah kelimesini kullanıyorsun.

O taşlanan ev, Filistinli bir Müslüman’ın babasından, dedesinden, dedesinin dedesinden miras kalan evdi.

Batı tarihinde Avrupa devletlerinden Yahudileri sürgün etmeyen devlet bulamazsın.

En son olarak Siyonistlerden kurtulalım diye Osmanlı’nın elinden Filistin’i almışlar, bütün Avrupa devletlerinde yaşayan Siyonistleri buraya taşımışlar, damperli arabadan toprak boşaltır gibi bunları Filistin sahiline bırakıp kaçmışlar.

O günden bugüne kadar, bize geri dönmesinler diye beslemeye ve korumaya devam ediyorlar.

Onlar da sahile en yakın evleri ataşe vermişler evleri, içindeki Müslümanlarla beraber yakmışlar ve o enkazın üzerine kendi evlerini yapmışlar.

O gece evden kaçabilen çocuklar, anne ve babalarını yakanların işgal ettikleri yerleri taşlıyorlar.

Siyonistler, kendilerine taş atan çocuklara füze atmaya başladılar.

Sen kimin tarafındasın?”

Halkımızın çoğunluğu, nerdeyse yüzde doksan dokuzu mazlum Filistinlilerin tarafında olduğunu bir şekilde ifade derken, yüzde birin içinde yer alanlardan biri bana:

“Yahu hoca, 7 Ekim 2023’te HAMAS o saldırıyı neden yaptı? Yapmasaydı yetmiş bin adam ölmeyecekti” diyor.

Bu sözler sana ait değil. Bir TV’den veya bir haber ajansından dinlemiş veya okumuşsun.

Sen bilerek veya bilmeyerek, İsrail propagandasının etkisi altındasın.

Benim bu dediklerime de bakma; ben de propaganda yapıyor veya etki altında kalıyorumdur.

Sen 6 Ekim 2023’ten geriye doğru dünya basınını izleyerek 365 gün geriye git, yani 7 Ekim 2022’ye kadar git ve 365 günden bir tek gün İsrail askeri, polisi, hahamı ve fanatik vatandaşı tarafından Müslüman öldürülmediği bir tek gün bulamazsın.

Ne zamandan beri?

1900 yıllarından beri Yahudi terörist olarak Müslüman öldürüyorlardı; 1948 yılında terörist çeteler, devlet oldular ve makamları öldürdükleri Müslüman sayısına göre bölüştüler ve o günden beri de devlet olarak kendi koydukları kanuna uygun olarak öldürmeye devam ediyorlar.

“Sen kimin tarafındasın” demedim, niyetinin iyi olduğunu bildiğimden.

“Muhterem hocam, İran ABD ile savaşıyor ama ABD’ye füze atmıyor, halkı Müslüman olan Kuveyt, Katar, Dubai, Abu Dabi, Umman gibi Birleşik Arap Emirlikleri’ne atıyor ne dersin?”

Haberi dinlerken kulağını iyi ver.

Haberlerin hepsi sağcısı, solcusu, futbolcusu, golcüsü hepsi Emirliklerdeki Amerikan üslerine atış yaptığını söylüyorlar.

Eğer Birleşik Arap Emirlikleri’ne atacak olsalar, dünyanın en yüksek, en pahalı, en modern ve bütün en’leri kendinde toplayan Burj’ül Khalife ile Burj’ül Arabı vururlardı.

Bütün Emirliklerde ABD üssünün ne işi varmış diye neden sormazsın?

Sen kimin adamısın?