Hain 15 Temmuz darbe teşebbüsünün yıl dönümünde yapılan açıklamalarda birbirinden oldukça farklı değerlendirmelere tanık olduk.
Özellikle iktidar kanadından yapılan açıklamalar kafamızda soru işaretlerinin oluşmasına yol açtı!
Kafamız karıştı zira iktidar sözcüleri tarafından yapılan bir açıklamada darbeye teşebbüs edenlerin kökünün kazındığı ifade edilirken bir diğerinde tehlikenin devam ettiğinin altı çiziliyordu.
Darbeye teşebbüs edenlerin kökünün kazındığı söylemini duyduğumuz zaman şükürler olsun dedik.
Ülkeyi kamplara bölen bir anlaşın sivil ve askeri bürokrasideki köklerinin kazınmış olmasını elbette mutluluk veren bir gelişme olarak gördük.
Ama hemen ardından gelen tehlikenin devam ettiği yolundaki açıklama ise tüylerimizi yeniden diken diken etmeye yetti!
Hele böyle bir açıklamanın ardından gelen tetikte olmalıyız uyarısı bizleri hayli tedirgin etti!
Hain darbe teşebbüsünden bu yana yıllar geçmiş bulunuyor.
Aradan geçen bu kadar süre içinde darbeye teşebbüs edenlerin köklerinin hâlâ tam olarak kazınamamış olması nasıl açıklanabilir?
Acaba darbecilerle mücadele ediyoruz derken yanlış adımlar atılmış olabilir mi?
Oysa ilk günlerde yerden göğe haklı tespitler yapılıyordu!
Darbecilerin tabanının amacının ibadet, ortasının amacının ticaret, tavanının amacının da ihanet olduğu vurgulanıyordu.
Aradan geçen yıllar amaçlarının ihanet olduğu söylenenlerin soluğu yurt dışında aldıklarını gösteriyor.
Hepsi kendilerine orada yeni düzenler kurmuşlar.
Amaçları ticaret olanlar ise bozulan bol kârlı düzenlerinin yerine yenilerini kurmaya çalışıyorlar.
Amaçlarının ibadet olduğu ifade edilenler ise hain teşebbüsün tüm faturasını yüklenmiş vaziyetteler.
Yani asıl cezalandırılmaları gerekenler yurt dışında ellerini kollarını sallayarak gezerken amaçlarının ibadet olduğu söylenenler cezaevlerini doldurmuş bulunuyorlar.
Hâl böyle olunca da yani asıl cezalandırılmaları gerekenler yurt dışında ellerini kollarını sallayarak geziyor olunca da tehlike devam ediyor uyarısı daha bir haklılık kazanmıyor mu?
Kuşkusuz tetikte olmayız uyarısı da yabana atılmamalıdır!