Durduğumuz yer çok önemli. Baktığımız ağız önemli. Ekmeğimizin geldiği yer de çok önemli.

Şeytanın tarafından Hz. Adem e bakarsanız Hz. Adem çamurdan ibaret görünür.

Meleklerin tarafından bakarsanız veya Kur an açısıyla bakarsanız yaratılmışların en değerlisi.

Amerika tarafından bakarsanız, Amerika nın kan emmek için yatırdığı ve sömürdüğü insanlar kıpırdayarak sömürgenin dişlerini sarsacak olursa terörist sayılırlar.

Kişinin ekmeği Amerika dan geliyorsa "Gavurun ekmeğini yiyen kılıcını kuşanır" Atasözüne göre hareket eder ve kalemini kılıç gibi kullanarak veya makamını kullanarak ekmek teknesine akan sömürü hortumlarını kesen vatanseverler de, din iman severler de militandırlar, teröristtirler.

Türkiye de çok satan gazetelerde veya reytingi fazla olan televizyonlarda görev alan insanlarımızdan biri Amerikalı artistin elini sıktığı için ayakları yere basmıyor, ağzı yamışmaktan kapanmıyor. Öbürü de "Ver şu elini de ben de senin elini tutayım" diyor.

Bir başka ünlümüz "Ben onu öpmedim, o beni öptü" diyor.

Bir başka ünlümüze soruyorlar "Amerikalı artisti öper miydiniz " Cevap "Benim onu öpmem için onun bana para vermesi gerekir"

Emekli bir öğretmen, hanımı, oğlu, ve gelini yolda yürürlerken emekli babasının üşüdüğünü gören oğlu, paltosunu çıkarır,  babasına giydirir. Baba paltoyu iyice bir koklar.

Gelin, merak eder ve kocasına: "Baban paltoyu niçin kokladı" deyince

Kocası "Babam paltoya el koydu" der.

Gelin, kaynanasına "Babam paltoyu niçin kokladı" der.

Kaynana "Paltoda evlat kokusu var da ondan" der.

Gelin, kaynatasına "Baba, paltoyu niçin kokladın. Niçinini en iyi sen bilirsin" der.

Emekli öğretmen, "Paltoda sigara kokusu var" diye cevap verir.

Caddenin karşı tarafına dikkatle bakan birini gören üç kişi kendi aralarında konuşurlarken birincisi "bu adam karşıdaki dövizci dükkânının levhasından döviz fiyatlarını okuyor" der. İkincisi hayır karşıdaki dönerciye bakıyor" der. Üçüncüsü Bana göre vitrini düzenleyen kadına bakıyor" der.

Aslında herkes kendisini ele verirler.

Üçü birden gerçeği adamdan öğrenmek isterler. Adam "Gözlerim görmüyor. Hanım pazara gitti. Ben burada onu bekliyorum" der.

Rabbimiz biz mü minler içinde: "Ey iman edenler, zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.  Birbirinizin ayıbını aramak için casusluk yapmayın..." buyurur. (Hucurat 12)

Ayette "Zannın bir kısmı günahtır" buyurmuş. Demek ki zannın bir kısmı da sevaptır. Buna "hüsnü zan" diyoruz. Mesela : iki kişi elinde sarılı bir şişeyle yalpalayarak gelen adama bakıyorlar. Biri : "Adam içmiş içmiş doymamış, eve de götürüyor." diyerek sû-i-zanda bulunuyor. Öbürü de : "Adam akşama kadar çalışmış. Yorulmuş. Ayakta duracak hali yok.  Evdeki çocuğuna bir şişe süt almış gidiyor." diyor.

İşte bununki hüsnü zandır. Aksi çıksa, yanılsa bile sevabını alır.

Allah a inanmış Müslümanlar olarak hüsnü zandan ayrılmayacağız.

Hakkın ve haklının yanında yer alacağız.

Yal için insafsız avcıya tazı olmayacağız.

İslâm a dost olanları dost kabul edeceğiz.

İslâm a düşman olanları düşman kabul edeceğiz.

Neceslerin el ve eteklerini öperek yücelenlerden değil, Allah a secde ederek yücelenlerden olacağız.