Geçtiğimiz hafta sonu Brezilya ve Sırbistan’da gerçekleşen seçimler Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İsrail ittifakının hezimetiyle sonuçlandı. Brezilya’daki başkanlık seçimlerinin ikinci turunda Filistin destekçisi başkan Luiz Inácio Lula da Silva, emperyalist- Siyonist ittifakın adayı Flávio Bolsonaro’yu yenerek bir dönem daha başkanlık hakkı kazandı. Aynı gün, Sırbistan’daki İsrail dostu Alexander Vucic’in iktidarı da tam anlamıyla tepetaklak oldu. Bu iki sonuçla birlikte Washington-Tel Aviv hattında moraller bozuldu zira iki ülkenin seçmenleri büyük bir sağduyu örneği ortaya koyarak küresel sömürücülere ve onların yerli iş birlikçilerine esaslı bir tepki ortaya koydu.
Güney Amerika ülkesi Brezilya’daki seçim süreci, başlarda seçimi mağlup götüren Lula Da Silva’nın ikinci tura doğru büyük bir gayret ve efor ortaya koymasıyla tam tersine döndü. 4 Ekim’de gerçekleşen birinci turda aşırı sağcı aday Flávio Bolsonaro sandıktan birinci çıkmış ve seçim ikinci tura kalmıştı. Başkan Lula Da Silva pes etmedi, iki haftalık seçim sürecinde partisini ve destekçilerini çok iyi organize etti. Ülkenin Amerikan emperyalizminin hedefinde olduğunu ve ABD-İsrail ittifakının Bolsonaro’nun eliyle ülkeyi ele geçireceği uyarılarını sürekli tekrar eden Lula’nın söylemleri rüzgârı tersine çevirdi. Brezilya halkı da Başkan Lula Da Silva’nın bu vatansever söylemlerinden etkilenerek, dış güçlerin adayını saf dışı bıraktı. Bugüne dek ABD ve İsrail karşıtı politikalarıyla halkının gönlünde güzide bir yer edinen Lula Da Silva’nın varlığı, Filistin mücadelesi için de önemli bir moral kaynağı. O’nun başkanlık seçimlerini kaybetmesi Trump- Netanyahu ikilisini çok sevindirecek bir gelişme olurdu ama istedikleri olmadı. Brezilya’da bozgunculuk değil sağduyu ve vatanseverlik kazandı. Yeni döneminde başarılar Lula! Umarın önümüzdeki dört yılda Filistin için daha fazla icraatlar ortaya koyarsın. Bizi yanıltmayacağına inanıyoruz.

Gelelim Sırbistan seçimlerine, Avrupa’nın arka bahçesi olarak anılan Balkan coğrafyasının öne çıkan ülkelerinden Sırbistan, dünya gündeminde hep aykırı eylemleriyle yer alır. Bu aykırı eylemlerin kaynağı olan Sırbistan’daki milliyetçiler yani Çetnik zihniyeti, tarih boyunca ‘Büyük Sırbistan’ hayalleri kurmuş hayalperest bir geleneğin devamı olarak adeta canlı bir bomba gibi ne zaman patlayacağı belli olmayan nefret yumağına benzemekte. Çetniklerin ne feci bir topluluk olduğunu 1990’lı yıllarda Bosna Hersek ve Kosova’da yaptıkları zulümlerden iyi biliriz. Ama bu kez başaramadılar. Sırp ırkçıları sandıkta darmadağın oldular. Çetniklerin yönetim kademesinde etkili olduğu Sırp İlerleme Partisi’nin seçimleri kazanması için Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ederek seçim çalışmalarına katılan Alexander Vucic, siyasi hayatının en büyük darbesini yedi. Sırp Öğrenci Hareketi oylarının yüzde 50’sinden fazlasını alarak Vucic’i ve sabıkalı partisini oyun dışına attı. Oy farkı da öyle birkaç puan falan değildi %13 gibi açık ara farkla Sırp Öğrenci Hareketi’nin iktidar yürüyüşü sonuca varmış oldu.
Alexander Vucic, çok kısa bir süre içerisinde, önce cumhurbaşkanlığını sonra da yeniden başbakanlık hayallerini rakiplerine kaptırdı. Siyasi olarak daha da kötü duruma düşmeni dilerim Vucic, sen ki siyasi hayatın boyunca Siyonizm’in Balkanlar’daki şubesi gibi çalıştın, İsrail ne derse onu yaptın, soykırımcı Netanyahu’dan aferin alabilmek için yapmadığın hile kalmadı. Bosna Hersek’in bölünmesi için uğraşan Milorad Dodik’i her aşamada destekledin ve Sırbistan tarihindeki ilk Yahudi dışişleri bakanı atamakla iftihar ettiğin Siyonist Marco Duric’in siyaseten önünü açtın. Vucic’in talimatlarıyla hareket eden Duric’in bakanlığı döneminde İsrail-Sırbistan ilişkileri hiçbir dönemde olmadığı kadar ileri seviyelere taşındı. Aynı Macaristan’ın despot başbakanı Victor Orban’ın Ağustos ayındaki seçimlerde yaşadığı gibi bugün Vucic de 14 yıllık iktidarını deviren siyasi hezimeti bu Siyonizm bağnazlığına borçlu. Vucic, daha bir ay önce İsrail SİHA’ları için ortak üretim tesisleri açma projelerinden bahsediyordu hadi şimdi açsın da görelim. Yetkisi kaldıysa tabi!
Velhâsılı kelâm Brezilya ve Sırbistan’dan eşzamanlı güzel haberler aldık bu hafta sonu. Dünyada güzel şeyler de oluyor dedik ya işte böyle. Umarım bu güzellikler dünyanın her yanına daha da çok yayılır ve dünyamız huzurlu ve barış içinde yaşanılabilir bir yer oluverir.