Türkiye finans piyasalarında patlak veren dev fon krizine ilişkin yürütülen idari ve adli süreç devam ederken, iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesinden çarpıcı bir çıkış geldi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, bugünkü köşesinde krizin kontrol altına alınması için atılan adımları değerlendirirken, sürecin arkasındaki perde arkası pazarlıklara ve yargı direncine dikkat çekti.

KULİSLERİ SALLAYAN ÇIKIŞ: "OĞLUMU TUTUKLAYACAK ANASINDAN DOĞMADI"

Soruşturma kapsamında bazı görevden alma ve tutuklamaların yaşandığını, ancak hâlâ birtakım odakların süreci tıkamaya çalıştığını belirten Likoğlu, kulislerde konuşulan skandal ifadeleri yazısına taşıdı.

Likoğlu, yazısının ilgili bölümünde şu ifadeleri kullandı: “Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; 'Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım' gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor. Öncelik şüphesiz krizin kontrol altına alınıp, mağdurların haklarının ödenmesi... Ancak meselenin esas boyutu çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmalı.”

YENİ ŞAFAK YAZARI KİMİ KASTEDİYOR?

Likoğlu'nun aktardığı bu sözler, fon skandalında adı geçen üst düzey isimleri, bürokratik bağlantıları ve “dokunulmaz” olduğunu düşünen yapıcı/koruyucu aktörleri işaret ediyor.

Yazıda, şüphelilerin arkalarındaki siyasi veya bürokratik güce güvenerek tehditvari söylemlerde bulunduğunu ima eden bu satırlar, kamuoyunda "Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu kimi kastediyor?" sorusunu beraberinde getirdi.

“EKONOMİNİN 15 TEMMUZ'U YAŞANIYOR”

Meseleyi sadece kişisel hırs veya tamahkârlık olarak görmenin eksik olacağını savunan Likoğlu, yaşanan süreci “Ekonominin 15 Temmuz'u” olarak nitelendirdi.

Devlet Denetleme Kurulu (DDK) ve yargının titiz bir çalışma yürütmesi gerektiğini vurgulayan yazar, şu uyarıda bulundu: “Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ'cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde… Bu yüzden çok titiz bir çalışmaya ihtiyaç var. Gönüllü bir şekilde parasını getirene 'Hadi git!' diyemeyiz. 'Seni bu sisteme kim davet etti' diye sormamız lazım. Zira mesele sadece paraların geri alınması değil… Bu kapanı kimin kurduğunu bulamazsak, yarın başka tezgâhlarla karşı karşıya kalırız.”

Kaynak: Haber Merkezi