İslam'da borç vermeye "karz-ı hasen" (güzel borç) denir. Dinimiz borç vermeyi büyük bir sevap saymış, sadaka vermekten bile daha üstün tutmuştur. Borç verilirken kesinlikle faiz (riba) karıştırılmamalı, zor durumdaki borçluya kolaylık sağlanmalı ve ödünç verilen miktar neyse aynısı geri alınmalıdır.

TEMEL İLKELER VE KURALLAR

• Faiz Yasağı: Borç verilen malın veya paranın fazlasıyla geri istenmesi kesinlikle faizdir ve haramdır. Ancak borçlu olan kişinin, ana paranın üzerine kendi rızasıyla fazladan bir hediye veya ikram vermesi caizdir.

• Sadakadan Üstünlüğü: Hadislerde sadaka vermenin on misli, borç vermenin ise on sekiz misli sevap olduğu bildirilmiştir. Çünkü sadaka alan kişi bazen gerçekten ihtiyaç sahibi olmayabilir ama borç isteyen kişi genellikle darda kalmış biridir.

• Mühlet Tanımak: Borcunu zamanında ödeyemeyen ve gerçekten darda olan birine süre (mühlet) vermek Kur'an-ı Kerim'de emredilir. Mümkünse borcun tamamını veya bir kısmını bağışlamak çok daha büyük bir fazilet sayılmıştır.

• Yazma ve Şahit Tutma: Unutulmaların ve anlaşmazlıkların önüne geçmek için borcun yazılması, kayıt altına alınması veya şahit tutulması tavsiye edilmiştir.

BORÇ VEREN VE ALANIN ADABI

• Borç Veren İçin: Verilen borç menfaat veya gurur aracı yapılmamalıdır. Sorularla İslamiyet kaynaklarında belirtildiği üzere, zenginin borcunu ödemeyi bilerek geciktirmesi bir zulüm kabul edilir; fakat borçlu ödeyemeyecek durumdaysa ona sabretmek gerekir.

• Borç Alan İçin: Borçlanmak hafif bir iş değildir. Kişi zaruret olmadıkça borç almaktan kaçınmalıdır. Borçlu, ödeme günü geldiğinde samimi davranmalı ve imkânı varsa borcunu geciktirmeden ödemelidir.

“Bir kimseye borç veren kimse, sonunda alacağını ondan aldığında ondan hoşnut olarak ayrılırsa, yeryüzünde yaşayan canlılar ve suda bulunan balıklar onun için dua ederler. Her kime de borç veren sonunda kendisinden hoşnut olmayarak, sıkıntılı, dargın ayrılırsa, ona her gün ve her gece, her Cuma ve her ay zulüm yazılır, günaha girer.” (Taberani, Kebir; Et-Terğib, 4 / 110.)

BORÇ ALIP VERİRKEN ŞU HUSUSLARA DİKKAT ETMELİYİZ:

1- Zorunlu olmadıkça borca girilmemeli, borç almak zorunda kalındığında ise, Hakka, hukuka riayet edilmeli. Borcu ödeme imkânı olunca hemen ödenmeli, borç ödeme savsaklanmamalıdır.

2- Borç geleneği sürdürülmeli, borç vereni Yüce Allah’ın karşılıksız bırakmayacağını ve mükâfatının çokça olacağına inanılmalıdır.

3- Borç verme imkânı olanlar teşvik edilmelidir. Borcunu veren kişi ona dua ve teşekkür etmelidir. İslam’ın bu güzel geleneği olan Karz-ı hasen devam ettirilmelidir.

4- Borcun İslami, ahlaki ve insani güzel bir davranış olduğu, dünyevi hiçbir çıkar ve menfaat gözetilmeden yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

5- Borç verirken karşımızdaki insanın nefsini, şahsiyetini rencide etmemeli, ezilmemelidir. Ona moral vererek onun bu zor zamanında ona destek olunmalıdır.

6- Borç verdiğimiz kişiye vadesi uzatılmasını veya affetmesine karar verirseniz bile ona birçok sebepler belirterek ikna etmeli, onun gururu inceltilmemelidir

7- Aldığımız borçları söz verdiğimiz zamanda mutlaka ödemeliyiz. Ödeyemeyecek durumda isek zamanı gelmeden önce mazeretimizi ve durumumuzu anlatarak ondan müsaade istemeli ve onun da durumunu sorup imkânı olup olmadığı sorulmalıdır.

8- Borç aldığımız kişiyi zora ve zarara sokmamalıyız. Uzun vadeli borç alıp vermelerde “ Değeri kaybolmayan değerler” üzerinden alıp vermeliyiz. Değer kaybı ile borç vereni zarara uğratmamalıyız. Altın gibi değerler ölçü alınabilir.

9- Borçlu kişi zevk ü sefada, alacaklı kırk kanaat geçiniyorsa, borçlu borcunu biran önce ödemelidir. Borcu ödemeye çare aramalı, ödememek için bahaneler uydurmalıyız.

10- Bakara suresi 282. Ayeti kerimenin gereği olarak “Borç küçük olsun büyük olsun, Borçlandığımız zaman onun miktarını ve ne zaman ödeneceğini, şahitlerle birlikte yazmalıyız, bu konuda üşenmemeliyiz”

11- Borcu yazma konusunda kimse kimseye darılmamalı, Yüce Allah’ın emrine uymalıdır. “Bana güvenmiyor musun?” ifadesini kullanmak Allah’ın bu ayetine muhalefet olur.

12- Borcumuzu ödemeye çare aramalıyız, hesabımızı borcumuzu biran önce ödemek ve borçtan kurtulmak için yapmalıyız. Borç bizi huzursuz ve rahatsız etmelidir.

13- En önemli konu ise, borcu zamanında vermemek, borç vereni pişman ettirmek, “borç verirken iyi, borç isterken kötü olmak” durumuna kimsenin düşmemesi için borç meselesi istismar edilmemeli ve toplumdaki hayırseverleri, borç verdiğine pişman edilmemelidir. Toplumdaki güven ve itimat zedelenmemelidir.

Kaynak: Haber Merkezi