Erbakan 100 Yaşında-10; Erbakan Hocamızı ve Cevat Özkaya’yı anma yazıları…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Umran Dergisi Ekim 2026/386. Sayısı ‘Erbakan 100 Yaşında’ sayısı oldu...
“Yeni Küresel Düzenin Eşiğinde Adil Bir Düzen Kurmak Mümkün müdür?” başlıklı Metin Alpaslan’ın yazısı da bu sayıda yayımlandı; önemine binaen paylaşıyorum…
***
Erbakan, ekonomiyi ahlaktan bağımsız bir teknik alan görmüyordu. İslâm ülkelerinin siyasi, ekonomik ve askerî iş birliği yapması gerektiğini savundu. Teknolojik ilerlemenin ve bilimsel üretimin İslâm dünyasını yeniden canlandırması gerektiğini vurguladı. Bu vizyonu, Batı merkezli küresel düzenin bir alternatifi olarak sundu. İslâm birliği vizyonu ve D-8 girişimleri onun vizyonunun evrensel boyutunu ve İslâm dünyasında dayanışma arayışını göstermektedir. D-8’in amacı, İslâm ülkeleri arasında ekonomik iş birliği ve kalkınmayı artırmaktı. Bu girişim, Necmettin Erbakan’ın Adil Düzen vizyonunu uluslararası sisteme taşıyan ve Batı hegemonyasındaki G-7 yapısına alternatif olarak kurgulanan en müşahhas dış politika hamlesiydi. D-8, küresel adalet arayışında Batı dışı dünyayı organize etme potansiyeli taşıyan vizyoner bir tasarımdı. Ancak kurulduğu dönemin reel politik şartları, iç siyasi çalkantılar ve üye ülkelerin küresel sisteme olan derin bağımlılıkları nedeniyle D-8 adil bir küresel düzenin taşıyıcısı olmaktan ziyade, sınırlı bir ekonomik danışma platformu olarak kaldı.
Adil Düzen, dönemin vahşi kapitalist uygulamalarına ve gelir eşitsizliğine karşı toplumsal vicdanda karşılık bulan sistemik bir itirazdı. Kendi dönemi için ideolojik içeriği ve bütüncül iddiası yüksek bir vesikaydı. Teşhisleri birçok noktada güçlü, değerleri ve hedefleri ciddi bir ahlaki zemine sahipti. Erbakan’ın düşüncesinde ahlak, insan, toplum, ekonomi, siyaset birbirinden kopuk değildi. Bu açıdan bakıldığında Adil Düzen’in arkasında ciddi bir düşünsel bütünlük vardı. Fakat günümüzdeki ekonomik sistemi faizsiz ve risk-paylaşımlı bir modele geçirmek, düşünüldüğünden çok daha karmaşık ve teknik çalışma gerektiren bir alandı. Para politikası, merkez bankası, kamu borcu, uluslararası ticaret, döviz piyasaları, şirket finansmanı, emeklilik fonları, konut finansmanı vb. gibi hususların tasarlanması gerekiyordu.
Ayrıca altına dayalı veya emtiaya bağlı para sistemlerinin kendine has problemleri vardı. Sistemin teknik, kurumsal ve geçiş mekanizmaları yeterince geliştirilmediği için, tamamlanmış, bütün teknik ayrıntıları çözülmüş ve uygulanabilirliği ispatlanmış bir model değildi Adil Düzen. İlkesel düzlemde son derece iddialı olan modelin pratik hayattaki karşılığı arasında belirgin farklar bulunuyordu. Adil Düzen’in bazı yorumlarında devletin iyi niyetli, adaletli ve doğru amaçlarla hareket edeceği varsayımı oldukça güçlüydü. Devletin eline çok büyük ekonomik güç verirseniz ve denetim mekanizmalarını yeterince güçlü kurmazsanız, bu sefer de kapitalist sermayenin yerine bürokratik veya siyasi bir elit geçebilirdi. Bu nedenle Adil Düzen modelinin mutlaka, kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat, bağımsız denetim mekanizmalarını ihtiva etmesi gerekirdi.
Özetle, Adil Düzen çerçevesindeki medeniyet tasarımı ile ekonomi programın uygulanabilirliği arasında önemli bir boşluk bulunuyordu. Bu nedenle, uygulanabilir bir model olmaktan ziyade, bürokratik ve küresel engellere takılması kaçınılmaz olan doktrinel bir manifesto niteliğinde kaldı. Bütün bunlara rağmen, Necmettin Erbakan’ın asıl mirası belki de hazır bir Adil Düzen reçetesi bırakması değil, mevcut düzenin alternatifsiz olmadığı fikrini Türkiye’nin gündemine sokmuş olmasıdır. Evet, bu bizim için çok kıymetli olan zihinsel bir devrimdi. Şimdi yapılması gereken Necmettin Erbakan’ın Adil Düzen fikrini aynen geri getirmek değil, onu güçlü taraflarını alıp 21. yüzyılın hukuk, ekonomi, teknoloji ve küresel sistem gerçekliğiyle yeniden tasarlamaktır. Bunun küresel ölçekte kabul görmesi için, mesajın geleneksel kalıplardan çıkarılarak zamanın ruhuna, diline ve dinamiklerine uygun olması, dünyanın karmaşık üretim, teknoloji ve finans ilişkilerine cevap verecek tarzda yeni bir kurumsal mimari inşasına dönüştürülmesi gerekmektedir.