İslam âleminin değerli ülkelerinden Yemen’de Husiler ile merkezi hükümet arasında bir süredir durağan seyreden çatışmaların yeniden alevlenmesini endişeyle takip ediyoruz. Küresel entrikacıların huzura muhtaç hâle getirdiği Yemen’de son bir haftadır tam anlamıyla oluk oluk kardeş kanı akmakta. Yemen hükümetinin ekonomik, siyasi, askeri, diplomatik anlamda birincil destekçisi olan Suudi Arabistan, İran’ın bölgedeki müttefiklerinden Ensarullah Hareketi’ni, daha da bilinen ismiyle Husileri Yemen’deki siyasi denklemden ihraç etmeye çalışıyor. Dış güçlerden bağımsız olarak ifade ediyorum ki; her iki taraf da (Husiler ve Yemen hükümeti) aynı toprağın, aynı kültürün, aynı medeniyetin evlatları ama Yemen’in stratejik merkezleri üzerindeki hakimiyet mücadelesi, kardeşleri birbirine düşman etmiş durumda. Müslümanlar arasındaki en kötü barış, savaşmaktan iyidir, Yemen’de acilen barış ortamı sağlanmalıdır.
Yemen’in Allah vergisi güzide konumu, taliplilerini de çoğaltıyor. Babülmendeb Boğazı gibi uluslararası kıymete sahip bir geçiş hattının hâkimiyetini sağlama mücadelesi, nice canların ölümüyle sonuçlanıyor. Son çatışmalarda tablonun giderek karardığını görüyoruz, daha şimdiden her iki taraftan da binlerce Yemenli hayatını kaybetti, çoluk, çocuk, kadın, yaşlı, hasta demeden on binlerce sivil çatışmaların kurbanı olmamak için göç yollarına düştü. Nerede bir savaş varsa açlık, sefalet, kaos, terör ve toplu ölümler hepsi bir domino etkisiyle arka arkaya gelir. Tarih boyunca İslam dâvasının sadık müdafileri olmuş Yemen halkı, bu acı manzaraları hak etmiyor.
Yemen’de kimin kimi desteklediği, kimin bu çatışmalardan ne menfaat elde ettiği bir yana, ümmetin gençlerini göz göre göre kaybettiğimiz gerçeği yürek dağlayan bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. İslam düşmanlarına karşı savaşması gereken Yemenli kardeşler birbirlerine silah doğrultuyor; bu, Müslümanların vicdanında asla kabul görebilecek bir durum değil. Müslümanların birbirleriyle çatışmasını kalıcı olarak engelleyecek etkili bir sulh mekanizmasının tez vakitte kurulabilmesini bir kez daha yürekten temenni ediyorum.
Yemenli taraflar birbirlerini vurmayı acilen durdurmalı. Bin bir türlü belanın içinde yer alan İslam dünyasının zaten vâr olan binlerce derdine bir dert daha eklenmemeli. Hz. Peygamber’in (s.a.v) doğup büyüdüğü, nebevi mesajını yaydığı, mübarek kabrinin bulunduğu “Kutsal Topraklar”ın hemen yakınında vuku bulan bu menfur savaş bir an önce kalıcı bir barışla sona ermeli. Bu hazin tablo devam ettikçe kaybeden yine İslam âlemi, kazanan ise her zamanki gibi Siyonist-Evanjelist fitne mihrakları olacak. Başta Mescid-i Aksa olmak üzere nice kutsallarımız İslam düşmanlarının tasallutu altındayken, Gazze’de son 3 yılda 75 bin din kardeşimizi Siyonist teröre kurban vermişken, birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşlik duygularını yeniden kuşanma vaktinin tam ortasındayken, ölenin de öldürenin de Müslüman olduğu kahredici manzaraları artık görmek istemiyoruz. Daha önce Sudan’da, Somali’de, Nijerya’da, Afganistan-Pakistan sınırında Müslümanların birbirleriyle çatışmalarını durdurmaları adına yaptığımız kalıcı barış çağrısını bugün de Yemen için yapıyoruz.
Bu son çağrı Husilere ve Yemen hükümetine; yapmayın kardeşler, arkasına sığındığınız politik şartlar her ne ise bir kenara koyun ve dünyanın geçici menfaatleri için birbirinize kıymayın, Rasulullah Efendimiz (s.a.v), “Ahir zamanda ümmetimden bir grup gelecek, birbirleriyle savaşacaklar, ölen de öldüren de cehennemdedir” hadis-i şerifinin muhatabı olmaktan korkun. Bu kavganın adı kardeş kavgasıdır. Suriye’de 600 bin insanın katledildiği 13 yıl boyunca akan kardeş kanı kime ne fayda sağladı ki Yemen’de de size aynı faydayı sağlasın. Bu kıyımdan ancak Müslümanların güç kaybetmesinden sevinç duyan ABD-İsrail şer ikilisi menfaat elde eder. Güçlerinizi birleştirip asıl düşmanlarınıza karşı savaşmalısınız. Sulhta selamet vardır, Müslümanların birliği adına Yemen için hemen şimdi barış zamanı…