Whatsapp Image 2026 07 15 At 18.22.56

Bana “kötülüğün resmini çizebilir misin” diye soracak olsalar, hiç tereddüt etmeden tek bir çerçevenin içerisine bir İsrail bayrağı, yanına bir de Amerikan bayrağı çizerdim. Üzerlerine de kırmızı boyalarla bolca kan damlaları eklerdim. İnsanlığa kan kusturan bu kötülük organizasyonunun yaptığı zulümleri anlatmaya, ne çerçeveler dolusu resimler yeter, ne sayfalar ne de ciltler dolusu kitaplar. 2023’ten itibaren tarihin nadir gördüğü bir soykırım dalgasıyla Filistinli Müslümanları kitleler halinde katleden ABD-İsrail ikilisinin, bir damla merhamet göstermeksizin trajediye boğduğu nice hayat hikâyeleri var. O hikâyelerden biri de Filistinli Doktor Hüsam Ebu Safiyye’ye ait. Gazze’nin en yoğun şekilde bombalandığı 2024 yılında Kemal Advan Hastanesi’nin Müdürü olarak görev yapan Ebu Safiyye, soykırım rejiminin hastanedeki tüm faaliyetleri durdurması tehditlerine aldırmadan binlerce yaralı çocuğu kıt kanaat imkânlarla tedavi etmeye çalıştı.

Dr. Hüsam Ebu Safiyye, İsrail tarafından hastaneye düzenlenen İHA saldırısında oğlunu şehit verdi. Oğlunun cenaze namazını hastane bahçesinde kendisi kıldırdı. İsrail’in tehditleri durmak bilmiyordu, bu kez hastaneyi boşaltmadığı takdirde, kendisini öldürmekle tehdit ettiler. Dr. Hüsam bir ameliyat çıkışında İsrail’in gerçekleştirdiği suikast girişimden yaralı olarak kurtuldu.

Yine de onurlu mücadelesinden geri adım atmayan Ebu Safiyye, hastaneyi kuşatan İsrail tanklarının üzerine yürüdüğü o cesur görüntüsüyle hafızalara kazındı. Bu izzetli görüntü Ebu Safiyye’nin özgürce çekilebildiği son fotoğraf karesi oldu. 27 Aralık 2024’te Siyonist rejim tarafından esir alınan kahraman doktor, cezaevinde öyle işkencelere maruz kaldıki, çektiği ızdıraplar insan insana bunu yapar mı dedirten cinstendi. Kalp hastası olmasına rağmen tıbbi tedavi görmesine izin verilmedi, bir de kirli ve sağlıksız hapishane koşullarında uyuz enfeksiyonuna yakalandı. Yaşadığı vahşet Ebu Safiyye’nin fotoğraflarına da yansıyordu, her geçen gün biraz daha zayıflıyor adeta eriyor ve tükeniyordu. Ebu Safiyye geçtiğimiz hafta kendisini ziyaret eden avukatına şu yürek yakan ifadeleri iletti: “Biliyorum beni buraya öldürmek için getirdiler, hayatta kalabileceğimi sanmıyorum, bu beni son görüşünüz olacak.”

Birleşmiş Milletler ve öne çıkan uluslar arası insan hakları örgütleri, Ebu Safiyye’nin bu şartlarda cezaevinde yaşamını sürdüremeyeceğini belirterek derhal serbest bırakılmasına yönelik çağrılar yaptılar. Heyhât İsrail hangi insanlık çağrısından anlamış ki bundan da anlasın ve gereğini yapsın? Ebu Safiyye bu insanlık dramının sadece görünen yüzü, onunla birlikte binlerce Filistinli esir, haksız ve dayanaksız suçlamalarla İsrail zindanlarda ölüme terk edilmiş vaziyette. Hiçbirinin sahip çıkanı yok. Siz, hiçbir İslam ülkesi liderinden İsrail’e ve suç ortağı ABD’ye “Dr. Hüsam Ebu Safiyye’yi serbest bırakın” diye bir çağrı duydunuz mu? Duyamazsınız. Ancak iş işten geçtikten sonra, aynı Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin mahkeme salonundaki şehadetinden sonra yaptıkları gibi yaparlar, göz göre göre kaybettiğimiz değerlerin arkasından sadece methiyeler dizerler.

Köşe yazılarımızı takip eden kıymetli okurlarımız bilecektir, Tunuslu Müslüman lider Raşid Gannuşi’nin haksız esaretinin sona erdirilmesi için de çok defa bu sayfalardan İslam dünyası liderlerine seslendik, bazı girişimlerde bulunmaları için çağrıda bulunduk ama ‘Gannuşi’ye özgürlük’ diyebilme iradesini gösterebilecek bir tanesini bile göremedik. Gannuşi 85 yaşında ağır hastalıklarına rağmen cezaevinde çile çekiyor, Mısır’daki İhvan-ı Müslimin mensupları da, Doğu Türkistan’da toplama kamplarına sıkıştırılmış İslam âlimleri de aynı şekilde unutulmuş ve terk edilmiş bir haldeler. Filistinli Dr. Hüsam Ebu Safiyye de bu mazlumlar kervanında ölümü bekliyor, ne hazindir ki onu esaretten, Gazze’yi soykırımın içinden çekip kurtarabilecek bir siyasi irade ortada görünmüyor. Allah (azze ve celle) herkesi imtihan ediyor, kimini varlıkla kimini yoklukla, kimini özgürlükle kimini esaretle, Ebu Safiyye gibi yiğit ve samimi insanlar inşallah ahiret hesapları açıldığında bu imtihanların kazanan safında yer alacak. Artık imtihanın zor kısmını, nice güç ve imkâna rağmen, bunca Müslüman’ın katledilmesini, zulme uğramasını seyrederek eli kolu bağlı bekleyen güç sahipleri düşünsün…