Aliya Izzetbegoviç’ten Siyasi Ahlak Dersi Bilge Kral Kimlere Oy Verilmemesi Gerektiğini Tek Tek Sıraladı!V

1992-1995 yılları arasında, sözde medeni Avrupa'nın orta yerinde soykırıma uğrayan Boşnak Müslümanların cihad emiri Aliya İzzetbegoviç’in ahirete irtihalinin üzerinden 23 yıl geçti. 19 Ekim 2003 tarihinde can emanetini Rabbine teslim eden Aliya İzzetbegoviç, münevver ismine ve kişiliğine tek bir şaibe bulaştırmadan dünya imtihanını onurlu bir şekilde tamamladı. Mücadelelerle dolu dünya hayatını güzel örneklerle tamamlayarak ahiret yolculuğuna çıkan Aliya İzzetbegoviç, vefat ettiğinde 78 yaşındaydı. Dile kolay, neredeyse bir asra yaklaşan bir İslami mücadeleydi Aliya’nın hayatı.

Osmanlı Devleti’nin gücünü kaybetmesinin ardından Haçlı emperyalistlerin tasallutuna uğrayan İslam toprağı Bosna Hersek’i onurlu bir şekilde ayakta tutabilmenin, Boşnak Müslümanların Haçlılara köle olmasını engelleyebilmenin şerefli mücadelesini ortaya koydu Bilge Lider Aliya. Şartlar hiç de kolay değildi, Boşnakları sırf Müslüman oldukları için Avrupa’nın tarihinden silmek isteyen Sırbistan, Yugoslavya ordusunun güçlü bakiyesini gasbederek sistematik bir cinayet makinesine dönüşmüştü. Sözde “Büyük Sırbistan Devleti’ni kurma ve Osmanlı’dan intikam alma motivasyonuyla Balkan topraklarını terörize eden bu gözü dönmüş kindar topluluk, Boşnaklara çok büyük zulümler yaptı. 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da 8.372 Boşnak vahşice katledildi. Srebrenitsa’da yaşananlar, Sırp mezaliminin en bilineniydi ve Sırp ırkçı hareketi Çetnikler tarafından, arka planda kalmış yüzlerce katliam gerçekleştirilmişti. Modern Avrupa’nın en uzun süreli başkent kuşatması olarak kayıtlara geçen Saraybosna Kuşatması’nda resmi rakamlara göre 1.601'i çocuk olmak üzere toplam 11 bin 541 Boşnak sivil, Sırp sniperleri tarafından cinayete kurban edildi. Çetnik katillerin Bosna Hersek topraklarında bıraktığı derin yaralar hâlâ kanamaya devam ediyor. Aliya İzzetbegoviç, Boşnak ordularının başkomutanı olarak kısıtlı imkânlara, ablukalara, silah ambargolarına rağmen Sırp Çetniklerin bu vahşi zulümlerine karşı koymak için olağanüstü bir gayret ortaya koydu. Aliya’nın bilgelikle yoğrulmuş siyasi liderliği, Bosna Hersek’in zorlu kurtuluş mücadelesinden alnı açık bir şekilde çıkmasını sağladı.

Aliya’nın önderliğinde kurtuluş savaşı veren Boşnak Müslümanlarının bir diğer düşmanı ise Hırvatlardı. Boşnakların topraklarını ele geçirmek için birçok ihanet planını ortaya koyan dönemin Hırvat yönetimi, bütün askeri imkânlarını Boşnakları katletmek ve onları topraklarından sürgün etmek için harcadı. Bu süreçte şöyle bir olay yaşanmıştı: Boşnakların yaşadığı bir Müslüman köyünü silah zoruyla gasbeden Hırvat ordusunun komutanı, köyün tepesine diktirdiği haçın içinde bulunduğu fotoğrafla Aliya’ya bir mesaj göndermişti, amacı Aliya’yı ve Boşnakların İslami mücadelesini tahkir etmekti. Aliya ise muhteşem bilgeliğiyle işgalci Hırvat komutana şu cevabı iletmişti: “Dağlara, taşlara, tepelere istediğiniz kadar haç dikin, gökyüzüne her baktığınızda Hilal’i göreceksiniz.’ Evet, Hilal asırlardır süregelen bir gerçek olarak yüce dinimiz İslam’ın simgesiydi ve Aliya, bu güzel sözüyle Boşnak Müslümanlarının hangi amaç için savaştıklarını ortaya koymuştu.

“Müslüman lider nasıl olmalı?” ve “Hangi vasıflarla donanmalı?” sorularına verilecek en anlamlı cevaplar Aliya’nın mütevazı yaşamında saklıydı. Aliya, tevazu ile bilgeliğin, cesaretle adaletin tek bir kimlikte nasıl buluşabileceğini örnek yaşantısıyla anlattı bütün insanlığa. Hayatını ulvi idealler uğruna vakfeden, bu uğurda nice çilelere göğüs germeyi Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olarak görebilecek olgunlukta bir liderdi Aliya İzzetbegoviç. Her şeyden önce erdemli bir insan, samimi bir Müslümandı. İslam coğrafyasının her noktasında ümmetin çocukları, Aliya'nın mücadelesini öğrenerek başlamalı derslerine, öğrenmeliler ki dini ve milleti için canını ortaya koymuş, ruhunu dünyevi telaşlardan arındırmış, gücü değil Hakkı üstün tutan Müslüman bir lider nasıl olur görsünler, anlasınlar ve O’nun izinden gidebilmeyi kendilerine bir görev edinsinler.

Sırpların ve Hırvatların işgaline uğrayan Boşnak topraklarını cansiparane savunan Aliya İzzetbegoviç, Bosna Hersek halkını organize ederek zulme karşı direniş seferberliği başlattı. Düşman çok adi, ahlaksız ve zalimdi ama Aliya, savaş boyunca askerlerine hep adaletli olmalarını emretti. “Onlar bizim öğretmenlerimiz değil”, “Savaş, ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir" sözleriyle sadece bir komutan değil, aynı zamanda faziletli bir yol gösterici olduğunu da defalarca kanıtladı.

Cefakâr mücahit Aliya’nın mücadelesinden çok şey öğrendik ve Rabbine vuslatının 23. sene-i devriyesinde onu özlemle anıyoruz, inşallah Rabbimizin cennetinde buluşabilmek ümidiyle…