Türkiye’yi karıştırmak ve çıkılmaz bataklıkların içine çekmek isteyenlerin varlığı hepimizin malumu! Ülkemizi tehdit eden olaylar yaşanırken, yöneticilerimiz gelişmeleri mevzi olarak ele almakla meşgul! Olayları dünü, bugünü ve yarınıyla kavrayabilen bir ihata istidadına sahip yetkili sayısı o kadar az ki…
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, olayları çeşitli boyutlarıyla ele alıp değerlendirebilen deha çapında kuşatıcı bir bakış açısına sahipti. Sağlam ölçülerle sağlıklı değerlendirmeler yapabiliyordu. 12 sene önce söylediği Suriye ile ilgili şu sözlerin ne kadar isabetli olduğunu dikkatinize arz ediyorum:
“-Dış mihraklar, Arz-ı Mev’ud’u İsrail’e bağlamak için başladıkları planları, şimdi de Suriye’yi hedef alıp yutmak üzere yeni adımlarla devam ettirme arzusundadırlar. Bu maksatla, Amerikan Temsilciler Meclisi Suriye’yi cezalandırma yasasını onaylamıştır. Haçlı İttifakı içindeki diğer üyeler Suriye’nin derhal işgal edilmesini istemişlerdir. Irak için yapılan iddialar, şimdi de Suriye için uygulanmaktadır. Asıl maksat Büyük İsrail’in kurulmasıdır. Bütün insanlığın köle yapılmasıdır. Ya öleceksiniz, ya da köle olacaksınız, kararının uygulanmasıdır. Bu adım Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye’de kalmayacaktır. Asıl hedef Türkiye’dir. Bu plan işlemeye başlamıştır. Gereken adımlar atılmaktadır.”
Küresel güçler kendilerini yıpratmamak adına taşeron ve figüranlarını öne sürüyorlar. Bilgi kirliliğine maruz kalan halk da olup biteni fark edemiyor. Türkiye gelişmeleri, farklı boyutları ve kuşatıcı bir bakış açısıyla ele almak zorundadır.
YAŞANANLAR TESADÜF DEĞİL
Suruç, Reyhanlı, Uludere, Diyarbakır gibi yerlerde yaşanan olayları tesadüfle açıklamak saf dillik olur. Hele bu olayların tek sorumlusunun -ismini son 2 senedir duymaya başladığımız- IŞİD terör örgütü olduğunu söylemek, fotoğrafın bir karesini görerek değerlendirme yapmak anlamına gelir.
Tarih boyunca terör, isyan ve iç çatışmayı mücadele yöntemi olarak gören grupların kalıcı bir sonuç elde ettikleri görülmemiştir. Günümüzdeki terör örgütleri küresel güçlerin taşeronluğunu yapmaktadır. Asıl dikkate alınması gereken figüranlar değil, IŞİD’in arkasındaki küresel güçlerdir.
Malcolm X’in önemli bir sözü var: “Kukla ile değil, kuklacıyla uğraş.” Çünkü kuklacı yoksa kukla da olmaz. Sadece kukla ile uğraşmak, ona destek olup harekete geçiren gücü görememek olur. O güç de “Cambaza bak!” numarası ile dikkatleri başka tarafa çeker ve hedefine ulaşır.
Emniyet’ten emekli bir kardeşim anlatmıştı: “Biz görevde iken olaydan kimin kârlı çıktığına bakar, sonra da olayı geriye doğru incelemeye alırdık.”
Şimdi düşünelim: Türkiye, İslam âlemi ve dünyadaki çatışma ve karışıklardan kârlı çıkan kim İsrail değil mi Onun keyfine diyecek yok. Güvenliği sağlanıyor, çevresi boşaltılıyor. Son gelişmelerde asıl Siyonizm parmağını dikkate almak daha sağlıklı bir değerlendirme olur.
Siyonistler, Arz-ı Mev’ud’a ulaşıp Büyük İsrail devletini kurmak için o kadar hırslı bir noktadalar ki… Hedeflerine ulaşmak için her yolu mubah görüyorlar. Bunu dikkatten kaçıran değerlendirmeler hem eksik, hem de fotoğrafın tamamını görememektir.
ÇÖZÜM DIŞTA DEĞİL, İÇİMİZDE!
Toplum sıkıntıya düşer. Eğer içlerinde tehlikenin nereden geldiğini bilen öncüler varsa, o toplum engelleri aşmasını bilir ve geleceğine sahip çıkar.
Toplumların kurtuluşu ona vücut veren dinamikleri harekete geçirmekle olur. En önemlisi, yabancıların gündemlerine alet olmamaktır. Millî mutabakat sonucu ortaya çıkan projelerin uygulanması gerekir.
Ülke, karanlık odakların provokasyonları konusunda dikkatli olmalıdır. Din, mezhep, etnik köken farklılıklarını ayrılık unsuru haline getirenlerin tuzaklarına düşülmemelidir. Her ne olursa olsun, Türkiye’nin gücünü kırmak isteyenlere fırsat verilmemelidir.
Doğu ve Güneydoğu’da cirit attığı söylenen ajanlar derhal sınır dışı edilmelidir.
Siyasi partiler, Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren her konuda uzlaşma ve birliktelik sağlayabilmelidir. Gerilimci ve kutuplaştırıcı söylemlere izin verilmemelidir.
Son gelişmelerle ilgili olarak Meclis’in olağan üstü toplantıya çağrılması yerinde bir karar olmuştur.
32 kişinin ölümüyle sonuçlanan Suruç’taki patlama konusunda istihbarat zafiyeti olduğunu Cumhurbaşkanı da itiraf etmiştir. Yetkililer çok önemli bir süreçten geçildiğinin farkında olmalıdır.
Terör örgütlerine destek veren küresel güçlere karşı caydırıcı yöntemler uygulanmalıdır. Dış güçlerin tuzakları karşısında millî duruşumuzdan taviz verilmemelidir. Millî irade esas alınmalı, çözümün dışta değil, içimizde olduğu çok iyi bilinmelidir. İşbirlikçi zihniyetlere karşı dikkatli olunmalıdır.