Bismillâhirrahmanirrahîm!
KIBRISLI akademisyen Prof. Dr. Ata Atun, tamamen KKTC Cumhurbaşkanlığı arşivlerine dayandırdığı açıklamasında, “Kıbrıs Barış Harekâtı olmasaydı, Kıbrıs Helen (Yunan) adası olurdu” diyerek şöyle devam eder:
“Kıbrıs Barış Harekâtı olmasaydı, biz hayatta olmayacaktık. Girit’te, bugün olduğu gibi, Kıbrıs’ta da Türk olmayacaktı. Bugün ben de hayatta olmayacaktım. Ecevit’in hükûmet ortağı Erbakan olmasaydı, Barış Harekâtı bu kadar başarılı yürüyemez; 2. Harekât bu kadar iyi sonuçlandırılamazdı. Barış harekâtı kararının alınmasında da asıl ağırlığı rahmetli Erbakan koydu. Kıbrıs Barış Harekâtı Türkiye’nin kaderiyle ilgilidir ve çok önemlidir.” (milligazete.com.tr, 21 Temmuz 2026)
Bir zaferi kazanmak ne kadar önemliyse, zaferin kazanımlarını korumak da o kadar önemlidir. Türkiye’nin büyük ayıbı, Cumhuriyet döneminde “toprak” kazandığımız tek zaferinin resmî kutlamalarının yapılmayışıdır. Millî Görüşçüler zaferlerine sahip çıkıyor. 52. yıl dönümünde Millî Gazete günlerce Kıbrıs Barış Harekâtımızı anlattı. Farklı yönleriyle araştırdı. Maaile dergisi, Merve Aydın bacımızın kaleminden dergiye kapak olan “Kıbrıs Zaferi’nin kutlanması gerektiğini” gerekçeleriyle açıkladı.
Saadet Partisi Kıbrıs Zaferi’nin resmî olarak da kutlanması için TBMM’ye önerge verdi. Fakat AK Parti ve MHP oylarıyla bu önerge reddedildi. Millî Gazete’de yazan eski Tümamiral, Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaycı, zaferin 52. yılında Kıbrıs’ta oynanan oyunları askerî ve akademik tecrübeleriyle açıkladı. Kıbrıs’ı, 1974 federe devlet şartlarına geri dönerek elimizden almaya zorladıklarını hatırlattı.
NE ZİYARETİ BU!
27-29 Temmuz 2026 tarihleri arasında tuhaf bir Kıbrıs ziyareti oldu. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres Kıbrıs’a geldi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve GKRY lideri Nikos Hristodulidis ile ayrı ayrı görüştü. Siyasi gözlemciler bunun sıradan bir diplomatik ziyaret olmadığını söylediler. Rumların Kıbrıs’ta yeni bir arayış içinde oldukları belliydi. Türkiye ve KKTC’nin çok dikkatli olması gerekiyordu.
Eski Tümamiral, Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaycı, “Bu ziyaretin ilk hedefinin, Türk tarafını yeniden eski müzakere masasına sokmak olduğunu, Rum tarafının zaten bunu açıkça söylediğini” belirterek şöyle sordu: “Peki, hangi müzakereler? İki egemen devlet arasında kurulacak yeni bir iş birliği ve iyi komşuluk ilişkilerinin müzakeresi mi? Hayır!” (Millî Gazete, 27 Temmuz 2026)
20 Temmuz 1974’te yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonunda Kıbrıs sorunu temelinden çözülmüş; anlaşma masasında Türkler ve Rumlar topraklarını almıştı. Kıbrıs üzerinde iki ayrı “bağımsız” devlet kurulmuştu. BM Genel Sekreteri’nin bu “uygunsuz” ziyareti de ne oluyordu? “Bağımsız” bir devlete bu yapılır mıydı?
Cihat Yaycı, Guterres’in ziyaretini 20 Temmuz 1974’te, 1. Kıbrıs Harekâtı’yla, 14 Ağustos 1974’te başlayan 2. Barış Harekâtı’ndaki tarihî döneme rastladığını belirterek verdiği olumsuz mesajı şöyle anlattı: “1974’te kurulan düzen ‘kalıcı’ değildir; yeniden müzakere(!) edilebilir.” Bu garip anlayış da ne demeye geliyordu?
KIBRIS’I UNUTMA!
RUMLAR Kıbrıs’ta Türk varlığını hiç hazmedemedi. Küresel güçleri kullanarak hain emellerine ulaşmaya çalıştı. Antonio Guterres aracılığıyla Kıbrıs’ta nabız yokluyorlar. Küçük bir tavizin ardından yeni tavizler kazanmak istiyorlar. Türkiye ve KKTC, Rumların kötü niyetli girişimlerine alet olmamalıdır. Kıbrıs Helen adası haline getirilemez.
Cihat Yaycı Bey, bu konuda kesin ve net çözümler ortaya koyarak yöneticilerimizi uyardı: “KKTC’nin varlığından taviz yoktur. Egemen eşitlikten taviz yoktur. Eşit uluslararası statüden taviz yoktur. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğünden taviz yoktur. Türk askerinin adadaki varlığından taviz yoktur. Federasyona dönüş yoktur.”
Sayın Yaycı, küresel güçlerin tuzaklarla dolu tekliflerine aldanarak taviz verilmemesi konusunda şunları hatırlattı: “Avrupa Birliği uğrunda KKTC’den vazgeçilemez. Gümrük Birliği uğruna Türk askerinden vazgeçilemez. Vize kolaylığı uğruna Türkiye’nin garantörlük hakkı terk edilemez. Brüksel’den gelecek belirsiz vaatler uğruna ‘Mavi Vatan’ pazarlık konusu yapılamaz.” (Millî Gazete, 28 Temmuz 2026)
Medyada Kıbrıs hassasiyetini Millî Gazete’de gördük. Bizi “Kıbrıs’ta misyonerlik” konusunda uyardı. CHABAD adlı Siyonist kuruluşun adadaki entrikalarını gününde haber verdi. İsrail’in KKTC’deki örtülü işgal oyunlarını sayfalarına taşıdı. KKTC’de Siyonistlere toprak satışını yazdı. Tehlikeli girişimler karşısında KKTC hükûmetini göreve çağırdı.
Biz, Millî Görüşçüler olarak devletimizin bekası, Erbakan Hoca’mızın hatırası Kıbrıs’ı unutmayacak, unutturmayacağız. Millî Gazete’mizi her platformda “görünür”; “okunur” hale getireceğiz. Millî Gazete’mizin vazgeçilmezliğini bir bilebilseydik!