Şakir Tarım ([email protected])
Bismillâhirrahmanirrahîm!
HEPİMİZ izliyoruz. Türkiye ve dünya olarak tarihin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyoruz. İnsanlar soykırıma uğruyor. Kavga, çatışma ve savaşlar hiç ara vermiyor. Zayıflar eziliyor. Gücü elinde tutanlar krizleri bile çıkarlarına alet ediyorlar. Sömürgeciler, dünyayı “yaşanmaz” hale getirdi. Dünyanın iki önde gelen zalimi insanlığın baş belâsı oldu.
Uyuşturucu, ara sokaklarda bile satılmaya başladı. Ortaokullara kadar indi. Sanat, eğlence, medya ve spor dünyasından pek çok kişi uyuşturucu iddiasıyla takipteler. Yolsuzluk, rüşvet, israf, faiz, görevi istismar etme gibi kötülükler günlük olaylar haline geldi. Dünya müstekbirleri, senaryo üzerine senaryo üretiyorlar. Pisliklerini işbirlikçileri eliyle dünyaya yayıyorlar. Yarın başımıza hangi çorabı örecekleri belli değil.
Bu atmosferde Saadet Partisi’ne niçin “tarihî görev” düşüyor? Çünkü onlar kuruluşundan bu yana geçen 57 yıllık sınavlarını yüz akıyla verdiler. Bu süreçte başbakanlık, bakanlık, milletvekili, belediye başkanlığı gibi pek çok devlet ve kamu görevlerini hakkıyla yaptılar. Dürüstçe hizmet ettiler. Millî Görüş kadroları rüşvet, yolsuzluk, kamu görevini kötüye kullanma gibi kötülüklere bulaşmadılar. Kimse bunlardan hüküm giymedi. Topluma güzel örnek oldular.
Saadet Partisi toplumun sağlam kalabilmiş hücreleridir. Vücudun sağlam hücreleri, ölü hücreleri yeniler. Saadet Partisi kadroları olarak performansımızı daha da artırmalıyız. Gündüzleri yetmeyip gecelerini bile milletinin manevi ve maddi kalkınması için harcayan rahmetli Erbakan Hoca’yı örnek alacağız. Aslında, Millî Görüşçü de bu demektir.
TÜRKİYE SİYASETİ
TÜRKİYE dünyada “merkez” bir ülke… Stratejik önemi büyük… İslâm dünyasının amiral gemisi… Üç kıtanın kesişme noktasında. Askerî savunma gücü yüksek. Bu sebeple, küresel sömürgeciler Türkiye’ye büyük önem veriyorlar. İçte ve dışta yıpratmaya çalışıyorlar. İsrail’i burnumuzun dibine kadar soktular. Niçin? Türkiye ve bölgenin kalkınmasını önlemek için. ABD’nin şu sözünü unutmayın: “Eğer, İsrail olmasaydı, onu biz icat etmek zorunda kalırdık!”
Türkiye’deki iç siyasetin tabiî seyrinde aktığını mı sanıyorsunuz? Siyasi olaylarda tesadüfe yer yoktur. Bir şey oluyorsa, onu bir “beyin” planlamıştır. “Mutlak butlan” siyasi tarihimizde ilk karşılaştığımız bir olay! Bugün CHP’ye yapılan, yarın başka partiye de yapılabilir. CHP, önce bu garip uygulamanın hukukî boyutunu araştırması gerekirdi. Öyle yapmadılar. Birbirleriyle “kavga”ya tutuştular.
Kararın verildiği zaman hukukçular, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin siyasi partilere müdahale edemeyeceğini, görevin siyasi partilerin hukukî yönünü bakmakla görevli YSK’de olduğunu söylediler. AYM eski Başkanı Haşim Kılıç, 6 Haziran 2026’da Demokrasi Platformu’nun konferansında, “Mutlak Butlan’ın parti kapatma kararından daha ağır olduğunu” anlattı.
Öyle olmadı mı? Karar sonrası CHP “iki başlı” hale geldi. Hukuk mücadelesi verecek yerde, “koltuk” mücadelesi verdiler. Parti kapatılsaydı, CHP’liler birbiriyle kenetlenirdi. Haşim Kılıç, “Kararın anayasaya aykırı olduğunu”, “YSK’nın kendi görevine sahip çıkmadığını” açıkladı. Hatta Yargıtay kararı onaylarsa daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı hatırlattı.
MAZLUMLARIN ÜMİDİ
BİZ, CHP’yi asırlık “tecrübeli” parti bilirdik. Kendi içlerinde birliği sağlayan, varlığını koruyan mekanizmaları olduğunu sanırdık. “Birlikte hareket etmeyi” düşünmediler bile! Biri 15 yıl genel başkanlık yapmış; ikisi de genel başkan olan kişiler! Kendi içlerinde birliği sağlayamayanlar devleti nasıl yönetecekler? Burada, Saadet Partisi’nin “özgül ağırlığı”nın yüksekliğini düşünüyorum. Mazlumların ümidi onlar!
Saadet Partisi bütün siyasi partilerle, meslek gruplarıyla, halkla iletişim kurmayı başarıyor. Alnı ak, yaptıkları ortada! Kimseye karşı eksiklikleri yok. Her gün halkın içindeler. Aziz milletimizle “birlikte yol yürüyor”lar. 57 yıldır istikametlerini hiç bozmadılar. Aldıkları görevi “emanet” biliyorlar. Bunu hepimiz görüyoruz.
Saadet Partisi, Büyük Kıbrıs Zaferi’mizin yıl dönümü olan 20 Temmuz’da, aynı gün hem zaferimizi, hem de Saadet Partisi’nin 25. Kuruluş Yıldönümü’nü kutladılar. Genel Başkan Mahmut Arıkan 25. yıl mesajında, “Yüzde 50+1 oy alacak bir ittifaka hazırlanıyoruz” müjdesini vererek şunları anlattı: “Çeyrek asırdır, gücün değil hakkın; çıkarın değil, adaletin; ayrıştırmanın değil, kardeşliğin sesi olduk. 57 yıllık geçmişimizde hakkı üstün tuttuk, adaleti önceledik ve insanı merkeze aldık.”
İnsanlığın bunaldığı, zalimler sebebiyle kimsenin geleceğinden emin olmadığı bir dünyada, Saadet Partisi’nin “birleştirici”; “kucaklayıcı”; “insanların birbiri için yaşadığı bir dünya” mesajlarına çok ihtiyacımız var. Mazlumların ümidi, kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin sığınağı Saadet Partisi’nin temsil ettiği Millî Görüş hareketidir. 57 yıllık geçmişi, geleceğimizin teminatıdır.