Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları yeniden CHP’nin başına döndükleri gün arınmanın şart olduğunu söylüyorlardı.
Partinin rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ile çalkalandığını ileri sürerek şaibeli isimleri temizlenmesinin gerektiğini ifade ediyorlardı.
Bu arınma söyleminin gündem olmasından sonra kimi partililer CHP’den istifa etti, kimilerinin görevine de Kemal Kılıçdaroğlu ekibi tarafından son verildi.
Biz CHP içindeki arınmanın bu istifalar ve görevden almalarla sınırlı kalacağını düşünürken Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisi CHP ile yollarını tamamen ayırdılar.
90 kadar milletvekili de onlarla birlikte hareket etti!
Yani CHP’nin üçte biri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinde kalırken üçte ikisi Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin peşine düştü.
İşte bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının sözünü ettiği arınmayı hatırladık.
Bu ayrılıklarla CHP arınmış oldu mu?
Büyük ölçüde arınmanın tamamlandığını düşünenler var.
Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarına göre üçte ikinin partiden ayrılması ile arınma büyük ölçüde tamamlanmış sayılıyor.
Yani artık rüşvet ve yolsuzluk iddialarının araştırılmasına gerek kalmamış oluyor!
Böyle düşünüldüğüne göre rüşvet ve yolsuzlukla iddiaların oldukça geniş bir çapa ulaşmış olduğu söyleniyor demektir.
Böyle bir tespit oldukça düşündürücü!
Hatırlardan çıkmayan bir de CHP’den ayrılıp Yeni Parti çatısı altında toplananların mutlak butlan ekibine yönelik hain suçlaması yakıştırması var.
Onlar başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere mutlak butlan ekibini iktidar ile iş birliği yapan hainler olarak tanımlıyorlar.
Şimdi CHP’lilerin üçte biri eski yerlerinde kaldıklarına göre umarız hepsini hain olarak görmüyorlardır.
Bu insanlar yakın zamana kadar CHP çatısı altında siyaset yapan kişiler! Birbirleri hakkında bu kadar acımasız ifadeler kullanmaları anlaşılır gibi değil.
Bir grup diğerlerini rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmakla suçluyor! Rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmakla suçlananlar ise eski arkadaşlarını hain olarak ilan ediyorlar. Ne kadar hazin bir durum değil mi?