Terörün dini, ırkı ve milliyeti olmaz; masumların gözyaşının da kimliği olmaz

26 Temmuz 2026 Cumartesi günü Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen saldırı, hepimizin yüreğini dağladı. Bir kişinin hayatını kaybetmesi, çok sayıda insanın yaralanması yalnızca Berlin’i değil, insanlık vicdanını da yaralamıştır.

Bu alçak saldırıyı en sert şekilde lanetliyorum.

Terörü, kimden gelirse gelsin, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, hangi dini, ideolojiyi veya siyasi görüşü kullanırsa kullansın nefretle kınıyorum.

Çünkü terörün ne dini vardır ne milliyeti ne de insanlığı…

Terör sadece ölüm üretir.

Bir annenin gözyaşının dini olmaz.

Bir babanın acısının milliyeti olmaz.

Yetim kalan bir çocuğun hangi inanca mensup olduğunun hiçbir önemi yoktur.

Acı, herkes için aynıdır.

İnsan hayatı, bütün ideolojilerden, bütün siyasi hesaplardan ve bütün nefret söylemlerinden daha değerlidir.

Bu nedenle masum insanları hedef alan herkes, yalnızca o insanlara değil, bütün insanlığa saldırmıştır.

Ancak böylesine acı olayların ardından yapılmaması gereken en büyük hata da bellidir.

Bir caninin işlediği suçu milyonlarca masum insana yüklemek…

Son günlerde bazı çevrelerde göçmenleri, Müslümanları ve özellikle başörtülü kadınları hedef alan söylemlerin arttığını üzülerek görüyorum.

Oysa hukuk devletlerinde suç şahsidir.

Bir kişinin işlediği suçtan dolayı milyonlarca insan suçlanamaz.

Almanya’da yaşayan milyonlarca göçmen yıllardır bu ülkeye emek veriyor, vergi ödüyor, fabrikalarda, hastanelerde, okullarda ve kamu kurumlarında çalışıyor; bu toplumun bir parçası olarak huzur içinde yaşamak istiyor.

Onları birkaç suçluyla aynı kefeye koymak ne adalettir ne de vicdandır.

Ben aynı şekilde, insanların dini, dili, ırkı, etnik kökeni veya yaşam tarzı ne olursa olsun özgürce yaşayabilmesini savunuyorum.

Bir insan başörtüsüyle de özgür yaşamalıdır.

Bir insan kipasıyla da özgür yaşamalıdır.

Bir insan haçıyla da özgür yaşamalıdır.

Bir insan hiçbir dini inancı olmadan da özgür yaşamalıdır.

Çünkü özgürlük, sadece bize benzeyenler için değil, herkes için varsa gerçek anlamını bulur.

Terörün amacı toplumları birbirine düşürmek, insanları korkutmak ve nefreti büyütmektir.

Eğer biz de öfkemizi masum insanlara yöneltir, dini, kökeni veya kıyafeti üzerinden insanları suçlamaya başlarsak, teröristlerin istediği tam da bu olur.

Bu oyuna gelmemeliyiz.

Suçlular en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Güvenlik tedbirleri tavizsiz uygulanmalıdır.

Ancak adalet ile önyargı arasındaki çizgi de asla kaybedilmemelidir.

Bugün saldırıya uğrayan insanların hakkını savunduğumuz kadar, yarın başörtüsü nedeniyle ayrımcılığa uğrayan bir kadının, antisemitizme maruz kalan bir Yahudi’nin ya da kökeni nedeniyle dışlanan bir göçmenin hakkını da aynı kararlılıkla savunabilmeliyiz.

Çünkü insan hakları seçilerek savunulmaz.

Ya herkes için vardır ya da hiç kimse için gerçek anlamda yoktur.

Ben inanıyorum ki Almanya’nın gücü; hukukun üstünlüğünde, demokrasisinde ve farklılıkların bir arada yaşayabilme kültüründedir.

Terör bu değerlere saldırmaktadır.

Bizim cevabımız ise nefret değil; adalet, hukuk ve ortak vicdan olmalıdır.

Çünkü terörün dini olmaz. Terörün milliyeti olmaz. Terörün mazereti olmaz. Masum bir insanın canına kıyan herkes, hangi kimliği taşırsa taşısın insanlık vicdanında mahkûmdur.

Whatsapp Image 2026 07 27 At 21.50.35Whatsapp Image 2026 07 27 At 21.50.35 (1)