Türkiye’de siyaseti uzun yıllardır takip edenler bilir: Bazen yaşanan bir gelişmeden çok, o gelişmenin zamanlaması dikkat çeker.

Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmayı görünce benim aklıma gelen ilk soru da bu oldu:

Neden şimdi?

Yanlış anlaşılmasın. Melih Gökçek hakkında ciddi bir iddia varsa elbette araştırılmalıdır. Kamu malına zarar verilmişse, usulsüzlük yapılmışsa, kim yapmış olursa olsun yargı önünde hesabını vermelidir.

Benim itirazım soruşturma açılmasına değil.

Benim merak ettiğim, yıllardır konuşulan iddialar için neden bugüne kadar beklendiğidir.

Çünkü Melih Gökçek hakkındaki tartışmalar yeni değil.

Yıllardan beri gazeteciler çeşitli iddiaları gündeme getirdi. Siyasiler konuştu. Suç duyuruları yapıldı. Mansur Yavaş yönetimi de göreve geldikten sonra Gökçek dönemine ilişkin çok sayıda dosyayı yargıya taşıdı.

Dahası var.

Gökçek hakkında en ağır sözlerden birini söyleyen kişi bir CHP’li veya başka bir muhalefet partisi mensubu değildi.

Dönemin Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’tı.

Arınç, 2015 yılında Melih Gökçek’le yaşadığı tartışmada hafızalardan kolay kolay silinmeyecek şu ifadeyi kullanmıştı:

“Ankara’yı parsel parsel sattı.”

Bu son derece ağır bir sözdü.

Üstelik bunu söyleyen kişi dışarıdan biri değildi. Yıllarca aynı siyasi hareket içerisinde bulunmuş, hükûmetin en önemli makamlarında görev yapmış bir siyasetçiydi.

Öyleyse sormak hakkımız değil mi?

Bülent Arınç’ın bu kadar vahim sözleri ortadayken neden o gün harekete geçilmedi?

Gökçek hakkında yıllar içerisinde yapılan suç duyuruları neden kamuoyunun bütün şüphelerini giderecek şekilde sonuçlandırılmadı?

Mansur Yavaş yönetiminin yargıya taşıdığı dosyaların akıbeti ne oldu?

Ve bugün ne değişti?

İşte benim dikkatimi çeken asıl nokta burasıdır.

Türkiye’de seçimler yeniden konuşulmaya başladı. Cumhurbaşkanlığı için muhtemel isimler tartışılıyor. Mansur Yavaş’ın adı da bu tartışmalarda öne çıkan isimlerden biri.

Tam böyle bir siyasi ortamda yıllardır hakkında çeşitli iddialar bulunan Melih Gökçek hakkında soruşturma gündeme geliyor.

Elbette tesadüf olabilir.

Fakat insanın aklına başka bir ihtimal de geliyor:

Acaba Gökçek gözden çıkarılarak Mansur Yavaş’a yönelik olası bir soruşturmanın siyasi zemini mi hazırlanıyor?

Bunu daha açık anlatalım.

Bugün doğrudan Mansur Yavaş hakkında büyük bir soruşturma başlatılsa kamuoyunun soracağı soru bellidir:

“Mansur Yavaş’ın yıllardır Gökçek hakkında yaptığı suç duyuruları ne oldu? Önce neden onları soruşturmadınız?”

Bir başka vatandaş da haklı olarak Bülent Arınç’ın yıllar önceki sözlerini hatırlatıp soracaktır:

“Kendi partinizin en önemli isimlerinden biri ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ derken neden harekete geçmediniz?”

Acaba şimdi bu eleştirilerin önüne geçmek için önce Melih Gökçek hakkında soruşturma başlatılıyor, ardından Mansur Yavaş’a yönelik bir soruşturmanın yolu mu hazırlanıyor?

Yani yarın Mansur Yavaş hakkında bir soruşturma açılırsa kamuoyuna:

“Gökçek’i de soruşturduk, Yavaş’ı da soruşturuyoruz. Demek ki burada siyasi bir ayrım yok.”

denilmesinin zemini mi oluşturuluyor?

Benim şüphem tam olarak budur.

Daha açık soruyorum:

Melih Gökçek, yaklaşan seçim sürecinde Mansur Yavaş’ın önünü kesebilmek için gözden çıkarılmış olabilir mi?

Bunun böyle olduğunu iddia etmiyorum.

Elimde böyle bir siyasi planın varlığını kanıtlayan bir belge de yok.

Fakat soru sormamızı gerektiren ciddi bir zamanlama var.

Çünkü Gökçek dün belediye başkanlığından ayrılmadı.

Bülent Arınç o ağır sözleri dün söylemedi.

Gökçek hakkındaki iddialar dün ortaya çıkmadı.

Suç duyuruları da dün yapılmadı.

Yıllardır bütün bunlar konuşulurken bugün birdenbire gösterilen hassasiyetin sebebi nedir?

Dosyalar açılsın.

İddialar araştırılsın.

Kim ne yaptıysa ortaya çıkarılsın.

Kamu zararı varsa hesabı kuruşuna kadar sorulsun.

Suç varsa gereği yapılsın, suç yoksa insanlar da yıllarca zan altında bırakılmasın.

Fakat adalet gerçekten işletilecekse bunun ölçüsü siyasi takvim olmamalıdır.

Adaletin saati seçim yaklaşınca çalışmaya başlamamalıdır.

İşte bundan dolayı bundan sonraki gelişmeleri dikkatle izlemek gerekiyor.

Eğer Gökçek hakkında başlatılan bu sürecin ardından Mansur Yavaş ve Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında peş peşe yeni soruşturmalar gündeme gelirse, bugün sorduğumuz sorular çok daha anlamlı hâle gelecektir.

O zaman tekrar dönüp şu soruyu sormamız gerekecek:

Gökçek soruşturması gerçekten Gökçek’in hesabını sormak için mi başlatıldı, yoksa Mansur Yavaş’a uzanacak yolun önündeki siyasi engeli kaldırmak için mi?

Belki bu şüphelerin tamamı boşa çıkacak.

Umarım yargı kimin hangi partiden olduğuna bakmadan bütün dosyaları aynı ciddiyetle araştırır ve ortaya çıkan sonuç kamuoyuna açıkça anlatılır.

Ancak önümüzdeki dönemde tablo “önce Gökçek, ardından Mansur Yavaş” şeklinde gelişirse kimse bugünkü zamanlamanın sorgulanmasına şaşırmasın.

Çünkü benim meselem kimin soruşturulduğu değil.

Benim sorduğum çok daha basit:

Madem yıllardır bu kadar iddia ve suç duyurusu vardı, neden tam şimdi?

Ve daha önemlisi:

Gökçek mi asıl hedef, yoksa Gökçek üzerinden Mansur Yavaş’ın önü mü kesilmek isteniyor?