Türkiye’de artık “kaynak yok” sözünü duyunca durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü ne zaman emeklinin maaşı gündeme gelse kaynak yok.

Asgari ücretlinin geçim derdi konuşulsa bütçe yok.

Çiftçinin mazotu, gübresi, borcu gündeme gelse imkân yok.

Esnafın yükü, öğrencinin barınması, çocuklu ailelerin desteklenmesi konuşulsa hemen hesap makineleri çıkarılıyor:

“Bütçe bunu kaldırmaz.”

“Ekonomik dengeler bozulur.”

“Enflasyon artar.”

Peki geçmişte Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasıyla parası olanın birikimini kurdaki yükselişe karşı korumaya gelince, milyarlarca dolarlık kaynak nasıl bulunabildi?

Hem de öyle üç beş milyar lira değil!

Milli Gazete’nin manşetine taşıdığı hesaba göre KKM’nin 2022-2025 dönemindeki toplam yükü, bugünkü kurla yaklaşık 2,9 trilyon liraya, yani yaklaşık 60 milyar dolara ulaştı.

Whatsapp Image 2026 08 30 At 18.43.48

O hâlde bugün sormak hakkımızdır:

KKM için 60 milyar dolar bulunabildiyse emekliye neden kaynak bulunamıyor?

Fakire sabır, parası olana garanti!

Yıllarca çalışmış, prim ödemiş emekliye sıra geldiğinde “Bütçenin imkânları belli” deniliyor.

Asgari ücretliye sıra geldiğinde “Fazla zam enflasyonu artırır” deniliyor.

Çiftçi mazot, gübre ve yem fiyatları altında eziliyor.

Esnaf kirasını, vergisini ve elektriğini ödemekte zorlanıyor.

Aileler çocuklarının eğitim masraflarını nasıl karşılayacağını düşünüyor.

Emekli pazarda filesini dolduramıyor.

Devletin önceliği, birikimi olanın parasını kur riskine karşı korumak mı olmalıydı; yoksa geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşının sofrasını korumak mı?

Hani gözlerdeki ışıltı?

Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin hafızalara kazınan “gözlerdeki ışıltı” sözünü unutmadık.

Whatsapp Image 2026 08 30 At 18.43.49

Bugün o döneme geriye dönüp baktığımızda gözlerdeki ışıltıdan önce mutfaklardaki yangını görüyoruz.

Çünkü ekonomi yalnızca tablolar, grafikler ve yüzdeler değildir.

Ekonomi, pazarda meyvenin kilosunu sorup yarım kilo alan emeklidir.

Ekonomi, çocuğunun istediğini alamadığı için mahcup olan annedir.

Ekonomi, kirasını ödedikten sonra maaşının büyük bölümü tükenen asgari ücretlidir.

Ekonomi, mazot parasını hesaplayan çiftçidir.

Ekonomi, siftah yapamadan dükkânını kapatan esnaftır.

Milyonlarca insana “sabredin” deyip, yanlış ekonomi politikalarının milyarlarca dolarlık faturasını yine milletin önüne koyarsanız, vatandaşın da bunun hesabını sorması en doğal hakkıdır.

Demek ki mesele sadece kaynak değilmiş!

Yıllardır sosyal destekler gündeme geldiğinde aynı soru soruluyor:

“Bu parayı nereden bulacaksınız?”

İşte KKM tecrübesi bize başka bir gerçeği gösterdi.

Demek ki Türkiye gerektiğinde çok büyük kaynakları harekete geçirebiliyor.

Asıl mesele, bu kaynağın hangi amaçla ve kimin için kullanıldığıdır.

KKM için yaklaşık 60 milyar dolarlık bir maliyet göze alınabildiyse emekliye de kaynak bulunabilir.

Asgari ücretliye de bulunabilir.

Çiftçiye, esnafa, öğrenciye ve çocuklu ailelere de bulunabilir.

Bu büyüklükte bir kaynakla dar gelirliye konut üretilebilir, çiftçinin üretim maliyetleri azaltılabilir, gençlerin eğitim ve barınması desteklenebilir; fabrikalara, teknolojiye, tarıma ve enerjiye yatırım yapılabilirdi.

KKM bitti ama hesabı kapanmadı

KKM artık sona erdi.

Ancak bir ekonomik uygulamanın sona ermesi, o uygulamanın maliyetinin ve sonuçlarının tartışılmayacağı anlamına gelmez.

Bugün sorulması gereken soru şudur:

Bu sistem neden kuruldu, kimler faydalandı ve ülkeye gerçek maliyeti ne oldu?

Bir sistemi hayata geçirip milyarlarca dolarlık maliyet oluşturduktan sonra sona erdirmek tek başına başarı olarak sunulmamalıdır.

Asıl başarı, milletin kaynaklarını doğru zamanda, doğru yerde ve toplumun tamamının yararına kullanabilmektir.

Bundan sonra emekliye, asgari ücretliye, çiftçiye veya dar gelirliye “Kaynak yok” denildiğinde vatandaşın sorması gereken soru bellidir:

Kaynak gerçekten mi yok, yoksa mesele kaynağın kimin için kullanıldığı mı?

Çünkü dar gelirliye tasarruf tavsiye edilirken geçmişte mevduat sahibinin kur riskini kamu kaynaklarıyla üstlenen bir ekonomik tercihin sosyal adalet açısından sorgulanması gerekir.

Devlet, güçlü olanı daha güçlü yaptığı için değil; dar gelirliyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı ve ihtiyaç sahibini koruyabildiği ölçüde sosyal devlettir.

Ve unutmayalım:

Bütçe sadece rakamlardan ibaret değildir.

Bütçe, iktidarın kimi öncelediğini gösteren ekonomik, siyasi ve vicdani bir tercih belgesidir.