Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçmişte yaptığı bir konuşmada kullandığı ifadeler nedeniyle dün Ankara Adliyesi’nde “şüpheli” sıfatıyla ifade verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Davutoğlu’nun yıllar önce yaptığı konuşmanın sosyal medyada yeniden dolaşıma girmesinin ardından “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

Peki Davutoğlu ne demişti?

Soruşturmaya konu edilen konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Benden sonraki bakanlar gibi bir kuruş haram lokma yemedim. Onlara da ‘Haram lokma yemeyin’ dedim. Yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti. Beş tane müteahhide Türkiye’yi peşkeş çekti.”

Savcılık bu sözleri soruşturma konusu yaptı ve Davutoğlu yıllar sonra ifade verdi.

Elbette hukuk kendi sürecini işletecektir.

Fakat tam burada hukuk adına çok önemli bir soru sormak gerekiyor:

Madem geçmişte söylenen sözler yıllar sonra yeniden gündeme geldiğinde soruşturma konusu yapılabiliyor, o hâlde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında söylediği çok daha ağır sözler ne olacak?

Üstelik burada kaynağı belirsiz sosyal medya paylaşımlarından bahsetmiyoruz.

Belgesi var.

Tarihi var.

Gazete manşetleri var.

MHP’nin resmî internet sitesinde bulunan konuşma kayıtları var.

Tarih 24 Mayıs 2015.

Yer Ankara mitingi.

Bahçeli dönemin iktidarına yönelik şöyle diyordu:

“Hırsızın 15 günü kaldı. Uğursuzun 15 günü kaldı. İşbirlikçinin 15 günü kaldı.”

Ardından:

“Ellerini çabuk tutsunlar. Çalabildikleri kadar çalsınlar.”

diyor; Erdoğan ve Davutoğlu’nu anarak “haram tünellerinden hazineyi kaçırsın” ifadesini kullanıyor, devamında “Yiyiniz, içiniz, yağmalayınız” diyordu.

Bunlar benim yorumum değil.

MHP’nin resmî arşivinde yer alan ifadeler.

Nitekim 25 Mayıs 2015 tarihli Ortadoğu gazetesi, Bahçeli’nin konuşmasını birinci sayfasından:

“HIRSIZIN 15 GÜNÜ KALDI”

manşetiyle duyurmuştu.

Manşetin altında Bahçeli’ye atfen:

“Din tacirleri bir yanda tekbir getirmekte, diğer yanda hırsızlık yapmaktadır.”

ifadesi yer alıyordu.

Ama arşiv bununla da bitmiyor.

4 Haziran 2015 Perşembe tarihli Ortadoğu gazetesinin ana manşeti bu defa:

“HALT ETTİN ERDOĞAN”

Gazetenin birinci sayfasında Bahçeli’nin Erdoğan’a yönelik şu sözleri bulunuyor:

“Be hey densiz, be hey kanun tanımaz. Ahlak bilmez; sen Cumhurbaşkanısın. Sen devletin başısın.”

Aynı sayfada Erdoğan için “Washington’un daimi tutsağı”, “Kandil’in tavizsiz havarisi” ve “Türklüğün yaşayan düşmanı” gibi çok daha ağır ifadeler de yer alıyor.

Şimdi iki tarafın sözlerini yan yana koyalım.

Davutoğlu:

“Haram lokma yediler.”

“Çevrelerini zengin ettiler.”

“Akrabalarını zengin etti.”

“Beş tane müteahhide Türkiye’yi peşkeş çekti.”

Bahçeli:

“Hırsız.”

“Uğursuz.”

“İşbirlikçi.”

“Çalabildikleri kadar çalsınlar.”

“Halt ettin Erdoğan.”

“Be hey densiz, be hey kanun tanımaz.”

“Washington’un daimi tutsağı.”

“Kandil’in tavizsiz havarisi.”

“Türklüğün yaşayan düşmanı.”

Şimdi soruyorum:

Davutoğlu’nun sözleri soruşturma gerektiriyorsa, Bahçeli’nin bu sözleri Davutoğlu’nun söylediklerinden daha mı masum?

Üstelik meselenin dikkat çekici bir başka boyutu daha var.

Tarih 19 Haziran 2018.

Bahçeli’ye geçmişte Erdoğan ve AK Parti hakkında söylediği sert sözler sorulduğunda geri adım atmıyor ve açıkça:

“Erdoğan ve AKP’ye yönelik geçmişte ne söylediysem arkasında duruyorum.”

diyor.

Yani “Ben bunları söylemedim” demiyor.

“Sözler bana ait değil” demiyor.

“Sözlerim çarpıtıldı” demiyor.

Aksine geçmişte söylediklerinin arkasında olduğunu açıkça ifade ediyor.

Burada özellikle altını çiziyorum:

Ben “Devlet Bahçeli hakkında mutlaka soruşturma açılsın” demiyorum.

Davutoğlu’nu savunmak veya Bahçeli’yi suçlamak gibi bir amacım da yok.

Benim meselem hukukun herkese aynı ölçüyle uygulanıp uygulanmadığıdır.

Dün Bahçeli, Erdoğan ve AK Parti’ye karşı en sert muhalefeti yapan siyasi liderlerden biriydi. Bugün Cumhur İttifakı’nın ortağıdır.

Siyasi ittifaklar değişebilir.

Dün birbirlerine ağır sözler söyleyenler bugün aynı masada oturabilir.

Ama hukuk siyasi ittifaklara göre değişemez.

Eğer Bahçeli’nin geçmişteki sözleri sert siyasi eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiriliyorsa, aynı hukuki ölçünün Davutoğlu için de uygulanması gerekir.

Yok eğer Davutoğlu’nun yıllar önce söylediği sözler bugün soruşturulabiliyorsa, Bahçeli’nin gazetelere manşet olmuş ve daha sonra da “Ne söylediysem arkasında duruyorum” dediği sözlerinin neden aynı hukuki ölçüyle değerlendirilmediğinin açıklanması gerekir.

Davutoğlu’na başka, Bahçeli’ye başka hukuk olmaz.

25 Mayıs 2015 tarihli gazete ortada.

4 Haziran 2015 tarihli gazete ortada.

19 Haziran 2018 tarihli açıklama ortada.

O hâlde soruyorum:

Davutoğlu geçmişteki sözleri nedeniyle dün savcı karşısına çıktıysa, Bahçeli’nin geçmişte Erdoğan hakkında söylediği bu sözler ne olacak?

Ve asıl cevap bekleyen soru şudur:

Türkiye’de hukuk söylenen söze göre mi işliyor, yoksa o sözü söyleyen kişinin bugün kimin yanında durduğuna göre mi?