İslam’da bazı konular incedir ve bunlar herkesin anlayabileceği konular olmayabilir. Ahir zamanda öyle insanlar gelecek ki camiye çıkıp herkesin anlamayacağı ince meseleleri ortaya atacaklar, kafalarda sorular oluşturacaklar, inançlar sarsılacak. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bu kimseler için "Ümmetimin şerlileridir" buyurmuştur.
Bir şeyi sormadan öğrenemezsin. Bazen kitabı yazan kadar anlayamazsın, o kitabı yazan hocaya sormalısın, açıklayacak ki anlayasın, ilmi geniş olan daha iyi anlatır. Herkesin seviyesi farklıdır. Cemaate hitap ederken köylü mü, şehirli mi, okumuş kesim mi olduğuna dikkat edilmeli, onların seviyesine göre konular işlenmelidir. Buna çok dikkat edilmelidir. Aksi halde insanların kafasına zor sorular sokulur, dinden sapmalarına sebep olunur. Bu da tehlikeli bir durumdur.
“BU KİMSELER ÜMMETİMİN ŞERLİLERİDİR"
İslam’da bazı konular incedir ve bunlar herkesin anlayabileceği konular olmayabilir. Ahir zamanda öyle insanlar gelecek ki camiye çıkıp herkesin anlamayacağı ince meseleleri ortaya atacaklar, kafalarda sorular oluşturacaklar, inançlar sarsılacak. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bu kimseler için "Ümmetimin şerlileridir" buyurmuştur. Biz de 60-70 senedir vaaz ediyoruz çeşitli yerlerde, Peygamberimiz “İnsanların anlayacağı şekilde konuşun” buyurur, biz bunu nazar alarak vaaz ettik, etmeye devam ediyoruz. Peygamberimiz, insanların akıllarının almayacak şekilde konuşmayı yasaklamıştır. Herkesin anlayabileceği, kültür seviyesine uygun konularla işe başlanmalı, öğrendikçe seviye yükseltilmelidir. İnce ve derin meseleleri, herkesin anlayamayacağı konuları ortaya atıp milletin kafasını karıştıranlar ümmetin şerlileridir. Peygamberimiz, bu tür derin meseleleri anlatmaktan sakındırmıştır.
TEDRİCİ EĞİTİM VE TERBİYE
Ailede çocuk eğitiminde de durum aynıdır. Anne babaların yetiştiricilerin yetişkin çocuğa, ergenlik dönemindeki çocuğa ve on yaşındaki çocuğa yaklaşımlar farklı olmalıdır. Eğitim ve terbiye, kişinin seviyesine göre, anlayabileceği şekilde, tedricen ve kademe kademe verilmelidir. Bunu söylüyor Sevgili Peygamberimiz, insanların kafalarını karıştırmayın buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi Sevban Hazretleri’nden nakletmişler.
FIKIH BİLMEDİĞİ HALDE FIKIH BİLDİĞİNİ SANMAK
Öyle kimseler vardır ki fıkıh bildiğini zanneder ama aslında fâkih değildir. Fıkıh ilmi başka, hadis ilmi başka, ilimler başka başka, her ilmin kendine göre incelikleri vardır. Haram ve helalden bahsederken, günahın niçin günah olduğunu bilmiyorsan veya anlatamıyorsan o konulara girme. Bir hadis söyledin mesela adam anlamıyorsa o mecliste anlaşılmayacak hadisi söyleme. Peygamberimiz, Mekke-i Mükerreme'de peygamber olduğunda, sadece "putları bırakın" emri vardı. Orada namaz yoktu, cihat yoktu, oruç yoktu. Henüz farz değildi. Çünkü puta tapan birine namazdan, cihaddan bahsedersen onu kavrayamaz ki. Medine-i Münevvere'ye hicretten sonra namaz farz oldu, cihat ve oruç farz kılındı. İnsanlar bilgi sahibi oldukça, kafaları geliştikçe tedricen dinin tüm hükümlerini öğrendiler. Peygamberimizin hayatı, eğitimde tedriciliğin en güzel örneğidir.
İNSANLARI, ANLAYABİLECEKLERİ KONULARLA MUHATAP EDELİM
Peygamberimiz, insanların anlamayacağı şekilde konuşup kafalarını karıştıranlara karşı uyarmıştır. Bu sözü evde de, toplumda da hepimiz dikkate almalıyız. İnsanları anlayabilecekleri konularla muhatap edelim, kafalarını karıştırmayalım. Bakınız Nurettin Topçu hocamız İslam düşmanı felsefecilerden okuduğu için önceden dinden uzaklaşmış, sonra kendisini sorgulamış, demiş ki; “Ben Müslümanlığın var olduğunu biliyorum, anlıyorum ama kafamdaki bilgilere bakıyorum, ben arada kaldım” deyince bilgili hocaya gitmiş sonra hayatı boyunca onu hiç bırakmamış, hocasını hiç terk etmemiş. Kendisi çok bilgili, çok temiz, çok zeki bir ilim adamı ve felsefeci olduğu için de birçok sapık adamları hizaya getirmiş hocamız. Allah, tüm geçmişlerimize rahmet eylesin. Nurettin Topçu hocamıza da rahmet eylesin. Evet Peygamberimiz’in bu sözünü evde de, toplum içinde de nazara alacağız.