Milletvekili seçilenler kazandı. Milletvekili seçilemeyenler de kazandı. Seçilenlerimizden bir kısmı kredi kartı borçlarını ödeyemediği için evine haciz gelmesinden kurtuldu. Bundan sonra ülkenin yüz milyarlarca dolarlık iç ve dış borçlarıyla uğraşacak.

Milletvekili seçilemeyenler düne kadar Ahmet, Osman, Ali diye çağrılırlarken aday oldukları için Ahmet bey, Osman bey, Ali bey diye çağırılmaya devam edecekler. Yürüyüşleri eski yürüyüş olmayacak. İki aydır dünya ve ülke sorunları üzerine attığı nutukları ezberledi, bundan sonra konuşması eski konuşmalar gibi olmayacak.

Seçilen ve seçilemeyenler, fotomontaj da olsa parti başkanıyla çekilmiş fotoğraflarından binlerce, yüz binlercesini halka dağıtarak halka mal oldular.

Mezun olduğu okulu ve iş yerinin adresini herkes öğrendi. Ticari yönden bakarsak çok iyi bir reklâm kampanyasını geride bırakmış oldu.

Herkes kazandı. Uçaklar, petrol istasyonları, davulcular, zurnacılar, lokantalar, kahvehaneler kazandılar.

Gazeteler reklâmlar alarak kazandılar. Matbaalar tanıtım broşürlerini basarak kazandılar. Bayrak baskısı yapanlar kazandılar.

Fotoğrafçılar kazandı. Adayların boy boy fotoğraflarını çektiler, bastılar ve dağıttılar.

Eski kağıt toplayıcıları da kazandı. Atılan o fotoğraf, broşür ve bütün basılı kâğıtları çöp bidonlarından toplayıp sattılar ve para kazandılar.

Partilerin, seçim meydanlarında, otobüslerde, seçim merkezlerinde hep bağırttıkları müziklerin bestekârları, okuyucuları, kasetçileri kazandılar.

Konfeksiyoncular kazandı. Beş binin üzerindeki aday, en azından iki takım elbise aldı. Bu günden itibaren kazananlar, genel başkanının alışveriş yaptığı firmadan en az beş takım çok pahalı elbise alacak, konfeksiyoncular da kazanmaya devam edecek.

Konuşmaları değişecek. "Olay bildiğiniz gibi değil. Söylenecek söz var, söylenemeyecek söz var. Biz de işin içine girdikten sonra öğrendik. Söyleyemem ama şunu bilin ki, iş bildiğiniz gibi değil. Kötü gidiyor gibi ama aslında işler iyi gidiyor. Başkanımız, yakında açıklanması gerekenleri açıklayacak." sözlerini ezberleyecekler ve böylece ağız kutusunu kapatıp boş olduklarını göstermeyecekler.

Ülke de kazandı. Yol yapımları hızlandı. "Seçim ekonomisi" adı altında vatandaşa yaz yağmuru gibi bir çisenti geldi geçti.

Gerçi ana hortumun aktığı yerdekiler biraz bu seçim ekonomisinden zarar görseler de bu günden itibaren hortumdaki delikler kapatıldı, onlar da kazandı.

Seçim döneminde evlenen, sünnet olanlar da kazandı. Bölgenin adayları düğün ve sünnet salonlarına geldiler, hazır halkın görebileceği şekilde çeyrek Cumhuriyet altını taktılar Cumhuriyetçi olduklarını perçinlediler.

Halkımız da kazandı. Düne kadar elinde orak-çekiçli bayrak taşıyan oğlu veya kızı, meydanlarda Türk bayrağını dalgalandırdılar.

Sosyalist enternasyonali ezberleyenler, boğazları yırtılırcasına İstiklal Marşı okudular meydanlarda.

Bu güne kadar hep "Batı Yanlısı" diye tanıdıklarımız meydanlarda batıya, özellikle de Amerika ya karşı bol bol tepki gösterdiler.

Altı ay önce yapılan araştırmalarda Amerikan karşıtlığında yüzde seksen beşle dünya birincisi olan Türkiye, bu günden itibaren yüzde doksan beşi yakalamıştır.

En çağdaş insanlarımız, meydan mitinglerinde "Bir elimizde Kur an, bir elimizde Nutuk" nutukları attılar.

Yediklerimiz, dilden mideye girdiği gibi, söylediklerimiz de dilden gönüle giriverir.

Bizim çalışmamız bu günden itibaren yeniden başlıyor. Doğan her çocuğun kulağına Ezan okumaktan, Musalla taşında cenaze namazı kılmaya kadar arada geçen her saat ve saniyesinde can taşıyan her insana İslâm ı tanımaya, tanıtmaya, öğrenmeye, öğretmeye, amel etmeye ve ettirmeye devam edeceğiz.

Müslümanın kaybetme sorunu yoktur. O, çalıştığının karşılığını alacağına inanır ve aralıksız çalışmaya devam eder.

Rabbimiz buyurur:

"O halde bir işi bitirince hemen (başka işe) sarıl. Ancak Rabbine rağbet et." (Şerh Sûresi ayet 7-8)