Yüzyıl önce, “hilafet”siz/başsız bırakılarak, parçalanan “ümmet-i Muhammed” ve coğrafyası; bugün yeniden, daha da parçalanmak üzere, emperyalist İslam düşmanlarının masasında/kurtlar sofrasında, hem de iş birlikçilerle birlikte... “Sevr”, “BOP”, “Arz-ı Mev’ud” vb. projeler de gündemde. Zilletteyiz...
Yüzyıl öncekinden daha zor durumdayız; dün Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda farklı mezhep ve ırklarımızla birlikte omuz omuza emperyalistlere direnenlerin torunları olarak, bugün birbirimizle çatışıyoruz, çatıştırılıyoruz. Üstelik, dünkü düşmanlarımızla iş birliğinde, ortak ve müttefikiz de...
Allah Teala; yarattığı tabiat düzeninin korunmasını, yeryüzünün imarını; teklif ve tavsiye ettiği “teşri” düzeninin (İslam) yeryüzünde kurulup korunması, uygulanması (adalet) için mesajlarını/peygamberlerini hilafet yetkisiyle göndermiştir. (Nahl/90, Hadid/25, Hud/61)
Hilafet; hem emanet hem de görev, tasarruf, yetki sınırları çizilen vekalettir. Yeryüzünde Allah’ın temsilciliğidir. O’nun adına, iradesine uygun adaletle yönetmek yetkisi ve görevidir.
Allah’ın (cc) yarattığı/fıtri özelliklerin, hukuk düzeninin (yasa, ölçü ve ilkeler) korunması/ıslah ve imarı (adalet) değiştirilmesi, ifsadı/bozgunculuk da zulümdür.
Halife insanın bir görevi “adalet”, diğeri de “imar”dır. Hukuk da bunu sağlar. (Nahl/90, Hadid/25, Hud/61)
HİLAFET donanımı, yetkisi ve göreviyle yeryüzünde sınavda olan insanın; Allah Teala’nın en güzel şekilde, ölçüde, dengede yarattığı, evren ve insan için koyduğu (fıtri/kevni/tabiat ve teşri/hukuk) nizamlarını/düzenlerini korumak, uygulamak (imar, adalet) yerine, yetkisini kötüye kullanarak/bu emanetlere hıyanet ederek değiştirmek/bozmak cüreti “tağut”luk olarak affedilmez en büyük günah/şirk ve ZULÜM’dür. (Bakara/30, Nisa/48, 116-119, Lokman/13, Ahzab/72, Mülk/2, Tin/4) Tağutları reddetmeyince imanımız/tevhidimiz sahih olmuyor. (Bakara/256) Bütün peygamberlerin insanlara ortak çağrısı da “tevhid”dir; tağutlar reddedilsin, ancak/sadece Allah’a (cc) kulluk/itaat edilsin.” (Nahl/36) Adalet sağlansın (Nahl/90, Şûra/13, 15-17, Hadid/25)
Hilafet konusu, Müslümanlara bırakılmayacak önemdedir. İslam düşmanları, kendileriyle “uyumlu”, mezhepler arasındaki ihtilafları daha da alevlendirecek bir “formül”ü/derin/karmaşık bir düğümü, çözüm diye sunabilirler... Bu nedenle, bu hassas ve önemli konuyu, münhasıran Müslümanlar kendi aralarında Sünni- Şii vb. mutabakatıyla, istişareyle acilen çözümlenebilmelidir...
Yeryüzündeki fitne ve fesadın/zulmün egemen olmasının bir sebebinin, İslam düşmanlarının, İslam’a ve Müslümanlara karşı birlikte olmaları, bildirildiği halde, biz Müslümanların parça parça/ırk, mezhep, parti vb. ihtilaflarla birbirimizle çatışmamız/İslam kelimesi/çatısı altında birleştirecek bir HALİFE’den mahrum olmamız ne büyük gaflet ve sorumluluktur. (Al-i İmran/103, Enfal/73)
Şimdi değilse ne zaman? Neyi bekliyoruz?
Hassas bu dönemde, ırkçılık ve mezhepçilik yaparak, “tevhid”de “vahdet”i engellemek, gaflet veya hıyanet değil midir?
Peygamberler; ifsada/zulme karşı adaletin ve imarın öncüleri olarak, zalimlerle/tağutlarla mücadele etmişler/insanları tevhide çağırmışlardır. (Nahl/36)
İfsadın/bozgunculuğun/zulmün öncülüğünü zamanımızda, Siyonist İsrail ve ABD pervasızca, cüretle yapmakta, azgınlaşmaktadır. Kur'an bize, lanetli insanlık ve İslam düşmanı Yahudilerin "bozgunculuğu"nu ve sonuçlarını bildiriyor. (İsra/4-8, Araf/167) Özetle, onlar azdıkça Allah Teala, onları hüsrana uğrattı, zillete düşürdü. Bugün de azdıkları için, Allah Teala'nın onları tekrar hüsrana/hezimete uğratacak “vaadinin” (Araf/167) gerçekleşmesini ve kurdukları tuzaklarının bozulup, ayaklarına dolanacağı (Al-i İmran/54), tepetaklak devrilecekleri (Şuara/227) günü heyecanla bekliyoruz.
Hükümlerini/yolunu terk ettiğimiz Kitab/Kur’an ile Hilafet emanetlerine, mirasçılığına dönmeye, bugün daha çok ihtiyacımız vardır. (Fatır/32, Furkan/30) Vesselam...