Fon dolandırıcılığında level atlayan ülkemizde, kişiye özel uygulamalar uyduruluyor. 2,2 milyar cukkalayan eski bakan ifadeye bile çağrılmadı. Çaldıklarını geri getir seni bağışlayalım denildi, Hazine’ye verdi diye açıklama yapılsa da sonradan vermediği yönünde iddialar medyaya yansıdı. Diyelim ki Hazine’ye vermiş olsun. Çaldığını iade edince suç ortadan kalkıyor mu? Türkiye’de kanunlara göre, bir hırsızdan çaldığı alınsa ya da kendisi geri verse de hırsız cezadan kurtulamıyor, hırsız tutuklanıyor hapse gönderiliyor. Haberlerde görüldüğü üzere, hırsızın çaldığı elinden geri alınıp sahibine teslim ediliyor ardından hırsız tutuklanıp hapse gönderiliyor. Laik hukukta bu böyle. Ülkemizde İslam hukuku olsa farklı olur. İslam hukukunda hırsızın çaldıkları hırsızdan geri alınır ceza olarak hırsızın eli kesilir. Hukukunda İslam hukuku olmayan Türkiye’de, hırsızlar hapiste beslenir belli bir müddet sonra dışarı salınır. Gelinen noktada bu aşama da geçilmiş bulunuyor. Hırsız çaldığını iade ederse ceza verilmeyecek. Bu durum bütün hırsızlar için geçerli midir, elbette değil. Hırsız muhalefet partisinden olursa anında baskın yapılıp tutuklanıyor hapse gönderiliyor ama hırsız iktidar partisinden olursa çaldıklarını iade etmesi isteniyor ifadeye bile çağrılmıyor. Hukuku bu yönde işletirseniz ülkede hukuk mukuk kalmaz. Kişiye özel hukuk kuralları uygulamaları icat ederseniz gün gelir birileri de size özel hukuk kuralları uygulamaları icat eder. Daha da önemlisi hukuk karmaşası meydana gelir. İnsanlarda zaten ölmüş olan adalete güven tam anlamıyla toprağa gömülür. Adaleti toprağa gömüyor hükümet. Güveni de.
Devletin hazinesinden yani kasasından çalanlar, beytülmalden çaldığı için bir vatandaşın malını çalan hırsızdan daha fazla kul hakkına girmektedir. Bir vatandaşın malını çalanlar o bir kişinin kul hakkına giriyor, hazineden çalanlar 86 milyonun kul hakkına giriyor. Kul hakkı affedilmeyen günahtır. Çalan çaldığı kişiden helallik alması gerekir, kişi helal ederse affedilme ihtimali var, helal etmezse yok. 86 milyon kişiden helallik almanın mümkünü olmadığı için beytülmalden çalan büyük kul hakkı yemiştir. Devleti yönetenler hazineden çalarak kul hakkı yiyorlar. Devleti yöneten siyasilerin hırsızlıklarını yumuşatmak için yolsuzluk, hortumculuk gibi ifadeler kullanılsa da düpedüz hırsızlıktır. 23 bin lira emekli maaşı ver, 28 bin lira asgari ücret ödenmesini kararlaştır ama hemen yanındaki kişiler milyarları götürsünler. 2 milyar ile 23 bin lira yan yana dursa 2 milyar on tonluk fil, 23 bin lira on gramlık serçe gibi görünür. Adaletsizliği görüyor musunuz, nasıl kul hakkı yendiğini görüyor musunuz. 2 milyar daha açığa çıkandır, kaç 2 milyar vardır daha açığa çıkmayan kim bilir. Yanındaki çalarken çalanın yanındakilerin çalmadıklarını kimse iddia edemez. Yönetimde örgütlü hırsızlık var. Yoksa emekli maaşı 23, asgari ücret 28 bin olmaması lazım. Eskiden emekli maaşı asgari ücretten fazla olurdu nereye gitti bu, iktidar partisi çala çala asgari ücretten az hale getirdi. Allah’ın parayla imtihan ettiği kullar diyerek çalanları masum göstermeye çalışanlar çalanlar kadar suçludur. Çalmak suç. Cezası uygulanmalı.
Bir de bu mevzuda başörtüsü kısmı var. Küfürbaz birinin sövmesine kimse şaşırmaz ama bir imam sövse herkes imama bak sövüyor der şaşırır. Çünkü imamdan küfür beklenmez zaten beklenmemeli. İmam çünkü. Başörtülü hanımlar toplumda edepli, güvenilen, çalmayan olarak görülüyor. Doğrusu da bu. Başörtüsü inanç göstergesi olarak sosyal, siyasi ve psikolojik bir simgedir. Güzel ve doğru şeyleri simgeler. Güzel ve doğru simge altında çirkin ve yanlış işler yapıldığında toplumun öfkelenmesi gayet normaldir. Başörtülü biri hırsızlık yapmasın, yapıyorsa örtüyü çıkarsın, bu, bu kadar basit. Herkes durduğu yerde görünsün, durduğu yer ne ise onun hakkını versin. Hem başörtüsü takıp hem hırsızlık arsızlık yolsuzluk yapılmaz. Yapılıyorsa başörtülüye bak der herkes diyenler de haklıdır. Yapmasın.
Bu dünya paraya tapanlarla paraya tapmayanların mücadelesinden ibaret!