Evde, okulda, sokakta, trafikte ve dijital dünyada farklı biçimlerde ortaya çıkan şiddet, toplumun önemli sorunları arasındaki yerini koruyor. Dünya Şiddete Hayır Günü'nde şiddetle mücadelede bugüne kadar atılan adımlar ve sahadaki tablo bir kez daha karşı karşıya geliyor. Kadına yönelik şiddetten çocukların karıştığı olaylara, okul güvenliğinden dijital suçlara kadar uzanan veriler, mücadelenin yalnızca olay sonrasında müdahaleyle sınırlı kalmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Kadına yönelik şiddetle mücadelede 2021-2025 dönemini kapsayan 4. Ulusal Eylem Planı'nın ardından, 2026-2030 dönemine ilişkin 5. Ulusal Eylem Planı da 1 Ocak 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Ancak yıllardır hazırlanan planlara ve alınan tedbirlere rağmen soru değişmedi: Şiddeti ortaya çıkmadan önlemek için sahada ne yapılıyor?
PLAN ÇOK, SONUÇ NEREDE?
Kadına yönelik şiddetle mücadelede 2021-2025 döneminde 5 hedef, 28 strateji ve 227 faaliyet belirlendi. Yeni dönemde ise 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyet bulunuyor. 5. Ulusal Eylem Planı; şiddetsiz yaşam ve saygı kültürü, hukuki koruma, risk odaklı müdahale, psikolojik ve sosyoekonomik güçlenme ile davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılım başlıklarını kapsıyor. Planın uygulamasında dokuz ay geride kalırken, tartışılması gereken yalnızca yeni hedeflerin neler olduğu değil, önceki dönem hedeflerinin vatandaşın hayatında ne ölçüde karşılık bulduğu.
EVDE ŞİDDETİN TABLOSU AĞIR
TÜİK'in Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, şiddetin evlerin içinde ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Kadınların yaşamlarının herhangi bir döneminde yüzde 28,2'si psikolojik, yüzde 18,3'ü ekonomik, yüzde 12,8'i fiziksel şiddete maruz kaldığını bildirdi. Son 12 ayda ise psikolojik şiddet yüzde 11,6, dijital şiddet yüzde 3,7, ekonomik şiddet yüzde 3,2, fiziksel şiddet yüzde 2,6 olarak ölçüldü. Tablo, şiddetin yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını da gösteriyor. Psikolojik baskı, ekonomik kontrol, tehdit, takip ve dijital taciz de şiddetin farklı biçimleri olarak öne çıkıyor.
OKULDA GÜVENLİK ALARMI
Şiddetin bir başka adresi okullar. 2026'da Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan okul saldırılarının ardından okul güvenliği yeniden gündemin üst sıralarına çıktı. Yeni eğitim öğretim yılında 21 bin 103 okulun giriş ve çıkışlarını takip etmek üzere 6 bin 105 ekip görevlendirildi. Okul servislerine yönelik denetimlerde ise 519 bin 336 araç kontrol edilirken 105 bin 677 araca işlem uygulandı.
Ancak okul güvenliği yalnızca fiziki tedbirlerle sınırlı değil. Akran zorbalığı, dışlama, tehdit, hakaret ve dijital zorbalık da çocukların karşı karşıya kaldığı riskler arasında.
2025'TE 609 BİN ÇOCUK OLAYLARA KARIŞTI
TÜİK verilerine göre 2025'te güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 609 bin 959 oldu. Bu olayların 267 bin 794'ünde çocuklar mağdur, 196 bin 308'inde ise suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine geldi veya getirildi. Suça sürüklenen çocuklara isnat edilen suçlarda yaralama yüzde 41,6 ile ilk sırada yer aldı. Rakam 2024'teki 612 bin 651 olayın altında. Ancak 2023'teki 537 bin 583 olayın üzerinde. Dolayısıyla veriler tek başına sürekli bir artış göstermese de çocukların şiddet ve suçla temasının yüksek seviyesini koruduğunu ortaya koyuyor.
ŞİDDET SOKAĞA VE EKRANA TAŞIYOR
Şiddet ev ve okul sınırlarında da kalmıyor. Trafikte, işyerinde, kamu kurumlarında ve sağlık kuruluşlarında yaşanan tartışmalar zaman zaman saldırıya dönüşüyor. İçişleri Bakanlığı'nın son dönemdeki güvenlik talimatlarında okul çevreleri ve riskli bölgelerin yanı sıra dijital tehdit ile sokaktaki suç arasındaki bağlantının da takip edilmesi istendi. Dijital dünyadaki tablo da dikkat çekici. TÜİK'in Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması'na göre 15 yaş ve üzerindeki kişilerin yüzde 3,5'i son bir yılda bilişim suçuna maruz kaldığını bildirdi. Cinsel olmayan taciz ise yüzde 4,6 ile araştırmada ölçülen önemli suç mağduriyetlerinden biri oldu.
MÜCADELE OLAYDAN ÖNCE BAŞLAMALI
Ortaya çıkan tablo, şiddetle mücadelenin yalnızca olay sonrası müdahale ve cezai yaptırımlarla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Aile içindeki sorunların erken tespiti, çocukların okuldan kopmasının önlenmesi, akran zorbalığına müdahale, bağımlılıkla mücadele ve dijital risklere karşı koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi gerekiyor. 5. Ulusal Eylem Planı'nın dokuz aylık uygulama döneminde de asıl ölçü, hazırlanan faaliyetlerin sayısından ziyade şiddetin önlenmesinde sahada ne sonuç verdiği olacak.
ŞİDDETE KARŞI SÖZ DEĞİL, SONUÇ GEREKİYOR
Dünya Şiddete Hayır Günü'nde bir kez daha “şiddete hayır” mesajları verildi. Ancak yıllardır hazırlanan planların ardından kamuoyunun beklentisi artık yeni sloganlardan çok ölçülebilir sonuçlar. Çünkü evde, okulda, sokakta ve dijital dünyada şiddetin farklı biçimleriyle karşılaşılmaya devam ediliyorsa, bundan sonraki dönemin temel sorusu belli:
Yeni bir plan daha mı, yoksa mevcut planların sahada gerçek anlamda uygulanması mı?



