27 Aralık 1949 tarihinde, yani Milli Şef İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlığı döneminde…

Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi.

ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu.

Whatsapp Image 2026 07 02 At 18.46.58

Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi.

Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk’tü.

Bu komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti.

Gençler bir milletin geleceği demek değil midir?

Türk milletinin geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona bırakılıyordu.

Bu kadarla kalsa neyse!..

Fulbright Eğitim Komisyonu, herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı?

Çözüme bakınız; o tarihte Ankara’da bulunan Amerikan büyükelçisinin vereceği oy, belirleyici olacaktı.

***

Şu anda 2026 yılındayız…

1949’dan 2026’ya… Aradan 77 sene geçti…

Fulbright Eğitim Komisyonu 77 yıldır yürürlükte…

Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu’nun faaliyetlerini denetleyen, kural ve politikalarını belirleyen bir yönetim kurulu bulunmakta.

Yönetim kurulu üyeleri, dördü Türk, dördü Amerikalı olmak üzere sekiz üyeden meydana gelmekte.

Üyeler bir takvim yılı için seçilmekte.

Üyelerin görevlerinin müteakip seneler için uzatılması mümkün olabilmekte.

An itibarıyla Fulbright Yönetim Kurulu aşağıdaki Türk ve Amerikalı üyelerden oluşmaktadır:

* John Thomas McCarthy, Yönetim Kurulu Başkanı, ING Bank Türkiye, İstanbul

* Doç. Dr. Ünal Eryılmaz, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Birimi Genel Müdürü, Millî Eğitim Bakanlığı, Ankara

* Dr. Yasin Temizkan, Daire Başkanı, Kültür İşleri Genel Müdür Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı, Ankara

* Brian Stimmler, Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği, Ankara

* Prof. Dr. M. Akif Kireçci, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Ankara

Prof. Dr. Gültekin Yıldız, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, İstanbul

* Michael Lally, İstanbul Başkonsolosu, Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul

* Mark H. Butler, Mimar, Nedret & Mark Butler Tasarım Stüdyosu, İstanbul.

Fghfgh

FATİH SULTAN MEHMET’İN RUHU NEREDE CANLANDI?

“Acaba halkım nasıl yaşıyor?” diye merak etti.

Tamam, belediye başkanı idi, halkının daha iyi şartlarda yaşaması sorumluluğunda idi…

Tamam da bunu test edip sağlamasını yapması gerekirdi. Ama nasıl?

Kararını verdi; beldesindeki evsizlerin, sokakta yaşayanların, köprü altında sabahlayanların durumunu ‘tam manasıyla’ anlamak için tebdil-i kıyafetle evsiz olmaya karar verdi.

Üzerine eski püskü elbiseler giyerek, yüzünü de kısmen kapatarak şehrinin sokaklarına daldı. Ailesine, en yakınlarına, özel kalemine, şoförüne bile haber vermeden…

Şehrin sokaklarına daldı.

Kentte evsizlere yönelik hizmetleri yerinde değerlendirmek amacıyla sıra dışı bir deney gerçekleştirdi.

Eski kıyafetler giyip kimliğini gizleyen başkan, yaklaşık 20 saat boyunca evsiz biri gibi yaşayarak belediyenin sosyal yardım sistemini test etti.

Deney kapsamında;

* Trafik ışıklarında yardım istedi, dilendi…

* Kısa sürede vatandaşlardan yiyecek ve para desteği aldı.

* Geceyi ise bir kilisenin sundurmasının altında geçirdi.

* Deney sırasında kendi eşi ve çocukları yanından geçmesine rağmen kendisini tanımadı!

* Başlangıçta 24 saat sürmesini planladığı bu deneyini, belediyenin sosyal yardım ekibinin kendisini fark etmesiyle yaklaşık 20 saatin ardından sona erdirdi.

* Yardım görevlileri, onun belediye başkanı olduğunu bilmeden destek teklifinde bulundu.

* Kimliğini açıklayan başkan, deneyi burada sonlandırdı.

* Deneyin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan belediye başkanı, amacının evsizlerin yaşadığı zorlukları daha iyi anlamak ve kamu hizmetlerinin işleyişini yerinde gözlemlemek olduğunu söyledi.

***

Ey okur!

Bütün bunları gerçekleştiren Türkiye’den, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya vb. bir belediye başkanı değil;

Brezilya'nın Santa Catarina eyaletine bağlı Criciúma kentinin Belediye Başkanı Vagner Espindola, böyle deneyleme yaptı ve beldesinde bir ilke imza attı.

Soru şu; bizim belediye başkanlarımız…

* İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Erzurum, Diyarbakır, Trabzon, Kırklareli vb. büyükşehir belediye başkanları, diğer illerin ve ilçelerin belediye başkanları tebdil-i kıyafetle halkın ne durumda olduğunu anlamaya çalışırlar mı acaba? Yaparlarsa sonuç ne olur, merak ettim…

***

Bir son not olarak…

Cennetmekân Fatih Sultan Mehmet’in, Brezilya'nın Santa Catarina eyaletine bağlı Criciúma kentinin Belediye Başkanı Vagner Espindola’dan yüzyıllar önce İstanbul’daki benzer uygulamasına da birkaç satırla değinmek isterim;

Cennetmekân Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri…

Henüz İstanbul’u fethetmemiştir.

Arada bir tebdil-i kıyafet ederek, halkın arasına karışıyor, oradaki Türk esnafla hasbihal ediyordu...

Sultan Mehmed Han Hazretleri, İstanbul’u fethetmeden bir gün önce yine tebdil-i kıyafet edip Edirne’de esnafla alışveriş yapmak için dükkânları dolaşıyordu.

Sabah yeni açılmış bir dükkâna girdi. Esnaftan bir okka tuz, bir okka şeker ve birkaç sabun istedi. Dükkân sahibi, bir okka tuzu tartıp Fatih’e uzattı. Ancak diğer isteği için "olmaz" dedi, "Öteki ihtiyaçlarınızı karşıdaki komşumdan alın. Çünkü o daha siftah yapmadı" dedi.

Genç Fatih, söyleneni yaptı ve karşı dükkâna girip, bir okka şeker ve sabun istedi.

Dükkân sahibi bir okka şekeri uzattı ama sabun vermedi. O da, "Diğer istediklerinizi yan komşumdan alın, o henüz siftah yapmadı" diyerek yan tarafındaki esnafı işaret etti.

Üçüncü dükkân sahibi de aynı şekilde davranınca, Sultan Fatih Han’ın gözleri doluyor ve böyle üstün bir ahlaka sahip milletin olduğu bir ülkede padişah olmanın ne büyük bir onur olduğunu dillendiriyor. El açıp Allah’a şükrediyor ve yanındaki vezire, "Ben böyle bir ahlaka sahip millet ile değil Konstantiniyye’yi, tüm cihanı fetheylerim" buyuruyor.

Fatih Sultan Mehmet’in ruhu yıllar sonra Brezilya'nın Santa Catarina eyaletine bağlı Criciúma kentinde işte böyle canlandı.

Peki ya bizde!..

---