Son günlerde yazılı ve görsel medya ile birlikte sosyal medyada yer alan haberler kokuşmuş siyaset örnekleriyle dolu!
Bir dedikleri bir dediklerini tutmayan, dün öyle bugün böyle konuşanlar gırla gidiyor.
Tanığı olduğumuz son örnekler dün dündür, bugün bugündür söylemini bile mumla aratıyor.
Kokuşmuş siyasetin örnekleri gün geliyor “adaylık için bir kuruş para verdiysem şerefsizim” açıklamasında bulunuyorlar.
Bu konuda kimsenin kendilerinden herhangi bir talepte bulunmadığını iddia ediyorlar.
Çok geçmeden adaylıklarını desteklemek için kendilerinden 15 milyon avro istendiğini, bunun 5 milyonunu verdiklerini itiraf ediyorlar.
Bu birbirine taban tabana zıt iki açıklama sonrasında kokuşmuş siyasetin temsilcilerine ne demek gerekir?
Onlar gibi şeref ve haysiyet kelimeleri ile cümle kuracak değiliz.
Onların kimliklerini tanımlamak için bazı kelimelerin altını çizmeye gerek yok ki!
Zaten kamuoyunda herkesin kafasında onların gerçek kimlikleriyle ilgili bir kanaat oluşmuş durumda!
Böyle kirli siyasetçiler, siyaseti kokuşturmaktan başka bir şey yapmıyorlar.
Gayrimeşru yollardan elde etmiş oldukları gayrimeşru servetlerine güvenerek gayrimeşru makamlara göz dikiyorlar.
İşin acı tarafı, böylesi kirli tipler ellerin tersi ile itileceğine baş tacı ediliyorlar.
Buna itiraz ederek arınalım diyenler ise kara listelere alınıyor.
Ve demokrasi katili olarak takdim ediliyorlar.
Bu nasıl demokrasi?
Bu nasıl seçilmişlik?
İlk açıklamalarında iddia edilen fiilli yaptılarsa kendilerini şerefsiz olarak ilan edenler bir sonraki açıklamalarında gerçek durumu itiraf ediyorlarsa sözün bittiği yere gelinmiş demektir.
Sözün bittiği ya da tuzun koktuğu yerde arınma taleplerine dirsek çevirmek nasıl izah edilebilir.
Kokuşmuş siyasetten arınmak hem de acilen arınmak gerekmez mi?