İnsanoğlu ulu orta konuşmamalı!
Bugünü kurtarayım derken yarını berbat etmemeli.
Yani aklına gelen her şeyi önemli bir şey söylüyorum diyerek konuşmamalı.
Peki, ulu orta konuşursa ne olur?
Bir süre önce söylemiş oldukları bir süre sonra önüne konulur ve “sen dün böyle konuşuyordun” hatırlatması yapılır.
Mesela dün PKK ve mensuplarından Murat Karayılan hakkında ağzına geleni söyleyenlere bugün yapılan hatırlatmada olduğu gibi!
Dün ne deniliyordu?
“Murat Karayılan’ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün” deniliyordu!
Peki, bugün ne yapılıyor?
Terörsüz Türkiye deniliyor ve çerçeve yasa ile PKK ve örgüt mensuplarına birtakım haklar tanınıyor.
Ne oldu dünkü rest?
Ne oldu dünkü meydan okuma?
Bütün bunlar, büyük lokma ye ama büyük laf etme atasözüne gereken önem verilmediği için yaşanıyor olmalı.
Dün terör örgütü PKK tarafından kaçırılan ve şehit edilen evlatlarımız için yürekleri yananlar, ağızlarına geleni beyinlerine hiç danışmadan sarfettikleri için bugün bu sıkıntılar yaşanıyor.
Hâlâ terör örgütüne karşı mesafeli duranlar tarafından bu tavır değişikliği, tükürdüğünü yalamak olarak yorumlanıyor.
Biz bu kadar sert olmamakla beraber siyasetçilerin ağızlarından çıkan her kelama dikkat etmelerinin gerektiğini düşünüyoruz.
Böyle bir özen göstermemeleri halinde daha çok zor durumlara düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu söylüyoruz.
Gerçi kimi siyasetçiler böyle durumlarla karşı karşıya kaldıkları zaman “dün dündü, bugün bugün” diyerek işin içinden sıyrılıyorlar.
Ancak ne dün söyledikleri unutuluyor!
Ne de bugün yaptıkları unutulacak!
Bugün “huzur iklimi güçlenecek, millî birlik perçinlenecek, herkes kazanacak ve kardeşlik mutabakatı” gibi iddialı söylemler duyuluyor.
Ama dün söylenmiş olan “Karayılan’ı bin parçaya bölmezsek yüzümüze tükürün” söylemi de unutulmuyor.
Unutulmadığı gibi bir de unutanlara hatırlatılıyor.