
Halid Yasin ya da orijinal adıyla Khalid Yasin…
İnsani değerler için çalışan, tarihçi ve gençlere rehberlik etmeyi misyon edinen bir Amerikalı… 80 yaşında…
New York'un Harlem semtinde doğdu ve dokuz kardeşiyle birlikte Brooklyn'de Hristiyan olarak büyüdü.
Yetim olmamasına rağmen, ailesinin maddi durumu nedeniyle evlat edinilmek üzere verildi.
Üç yaşından itibaren bazı kardeşleriyle birlikte on beş yaşına kadar koruyucu ailelerde büyüdü.
Afro-Amerikan halkının acısını derinden hissetti ve özellikle çalkantılı 1960'lar döneminden ve Malcolm X gibi figürlerden etkilendi.
***
Halid Yasin, 1965'te İslam'ı seçti.
İngiltere'nin Manchester şehrinde yaşayan ve Birleşik Krallık’ta ve dünyanın diğer bölgelerinde konferanslar veren Amerikalı bir İslam vaizi.
İslam’ı anlatmak için sık sık yurtdışına seyahat ediyor ve kendisini bir nevi "medya-bedevi" olarak niteliyor. Bedevilerin "su ve barınma" olan her yere yerleşmeye istekli olduklarını belirten bir niteleme bu.
* “Her gün beş vakit namaz kılıyorum. Bir Müslüman olarak bu bana ferahlık veriyor ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) namazın gözlerinin serinliği olduğunu söylemişti. Bu yüzden günde beş kez o içsel kutsal alana çekilme fırsatım oluyor.” cümleleri Halid Yasin’e ait.
* “Bir Müslüman’ın gayrimüslim bir arkadaşı olması diye bir şey yoktur, bu yüzden gayrimüslim biri sizin iş arkadaşınız olabilir ama arkadaşınız olamaz. Sizin arkadaşınız olamazlar çünkü dini prensiplerinizi anlamazlar ve anlayamazlar çünkü inancınızı anlamazlar.” ifadeleri de…
Genç Avustralyalı Müslümanların kalplerini ve zihinlerini etkileyen “karizmatik bir vaiz" olarak tanımlandı, Halid Yasin.
İslam hakkındaki yanlış kanaatleri ve bilgileri çürütmek için düzenli olarak farklı ülkeleri gezen bilgili bir akademisyen olarak tanımlandı.
Üniversitelerde misafir konuşmacı olarak ve tartışma panellerinde öğrencilere dersler verdi.
***
Halid Yasin, Batı medeniyetinin akademik geleneğinin İslami hayat düzeniyle uzlaştırılmasının zor olduğunu belirten açıklamalarda bulundu; “Üniversite, sapmaya açılan bir kapıdır, İslami yönünüzü unutursunuz. Şimdi bir tür entelektüellik yoluyla taviz vermiş olursunuz.”
Eşcinselliğin “ahlaki bir sapkınlık olduğunu ve suç teşkil ettiğini” anlattı.
Filistin topraklarının soykırımcı İsrail tarafından işgal edilmesini kabul etmediğini ifade etti ve İsrail'i devlet terörizmi uygulamakla suçladı.
Halid Yasin, iyi bir binici, iyi bir yüzücü. Boks yapıyor... Sıkı bir okur…
HALİD YASİN KONFERANS VERECEK!
Halid Yasin ya da orijinal adıyla Khalid Yasin…
İnsani değerler için çalışan, tarihçi ve gençlere rehberlik etmeyi misyon dinen bir Amerikalı…
Yarın (15 Ağustos 2026, Cumartesi) Fatih/Çemberlitaş’ta bulunan Birlik Vakfı Genel Merkezi’nde, saat 18.00’de bir konferans verecek.
Konferansın konusu, “İslami Bir Dünya Görüşü ve Hayat Planı Geliştirmek- Developing A Muslim Worldview And Life Plan”.
Konferansı, Birlik Vakfı bursiyerleri de takip edecek…
Merak ettim; bakalım Birlik Vakfı’nda ne anlatacak Halid Yasin, orijinal adıyla Khalid Yasin?

CENNETMEKÂN ABDULHAMİD HAN, AMERİKALILARA ÖYLE BİR CEVAP VERDİ Kİ…
Allah rahmet eylesin, sık sık telefonla muhabbet ettiğimiz İsmail Bedir Hoca yıllar önce şunu anlatmıştı;
* “1971 yılıydı. Milli Nizam Partisi (MNP) dönemi. Bir Cuma günüydü. Caddede bir kalabalık, bir kalabalık. Mikrofondan, Abdurrahim Karakoç’un, “Kör dünyanın göbeğine/ Hak yol İslâm yazacağız / Kuşların göz bebeğine / Hak yol İslâm yazacağız.” şiiri okunuyor.”
* “Meğer Erbakan Hoca gelmiş! Akşam Belediye Konferans Salonu’nda bir konferans verdi. Gittim. İlginç bir anekdot anlattı Erbakan Hoca; “Cennetmekân 2. Abdülhamid Han Hazretleri’ne Amerikalılar otomobil hediye etmek istedi. Sultan Abdülhamid, bu hediye otomobili kabul etmedi. Peki, neyi gerekçe gösterdi Abdülhamid Han Hazretleri, Amerikalılara dedi ki, “Ben eğer bu otomobili kabul edersem yarın benim vezirim de, sadrazamım da ister. Biz devlet olarak ne zaman bu otomobili yaparsak, üretirsek işte ancak o zaman bu otomobile binebiliriz.”
* “Erbakan Hoca, bunları söyleyerek Amerikalıları ülkelerine geri gönderiyor. Amerikalılar da arkalarına bile bakmadan gidiyorlar. O konferanstan aklımda kalan bu anekdot oldu…”
***
Peki, neredeyse 1,5 asır önce, Osmanlı Devleti’ne satılmak istenen otomobili cennetmekân Sultan Abdülhamid neden istemedi?
Erbakan Hoca’nın, 1975’teki bir konferansta da anlattığı bu anekdot, bu gizemi biraz olsun aydınlatıyor!
Erbakan Hoca’ya göre, cennetmekân Sultan 2. Abdülhamid Han, hediye edilen otomobilin parçalarının, yurtdışına bağımlılık yaratacağı endişesiyle bu otomobilin ithalatını yasakladı.
Cuma selamlığında test edilen aracı iade eden II. Abdülhamid, Amerikalılara “Yarın bir parçası kırılsa, Amerika’dan mı getirteceğiz?” diyerek devletin ithalata bel bağlamamasını istediğini de böylece açıkça belli etmişti.
Sultan 2. Abdülhamid Han Hazretleri, otomobil ithalatını 1905’e kadar yasakladı!
Peki, teknoloji meraklısı bir padişah, neden böyle bir karar almış olabilirdi? Kararda, sultanın şu cümlesi etkiliydi:
- “Parçası kırılırsa Amerika’dan mı getireceğiz?”
***
Erbakan Hoca bu anekdotu dönem dönem konferanslarında anlattı. Sadece anlatmakla kalmadı, uygulamaya da koydu bu anlattıklarını! Nasıl mı? Şöyle ki;
* Erbakan Hoca, yıllarca ülkemizde ağır sanayi hamlesi ile…
* Gümüş Motoru kurmasıyla…
* Yerli motor ve otomobil üretimi gayretleri ile…
* Türkiye sathını fabrikalarla donatmasıyla…
* İslam Birliği vizyonuyla ve düşüncesiyle…
* Müslüman ülkelerin sanayide, ekonomide, ticarette, kalkınmada vb. mutlaka tam bir iş birliği yapması gerektiğini kerelerce tekrarlayarak…
* Erbakan Hoca, ülkemizde ve İslam dünyasında yerli ve milli sanayiyi hep ön planda tuttu…

KORKUNÇ; GAZZE’DE 2 BİN FİLİSTİNLİNİN İZİ KAYIP!
“Filistinli Zorla Kaybedilenler ve Kayıplar Merkezi”nin tespitlerine göre;
* Soykırımcı, Siyonist İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik soykırım savaşı sırasında yaklaşık 2 bin Filistinlinin izi tamamen belirsiz!
* Binlerce Filistinli, işgalcilerin operasyonları sırasında ya da yardım ve destek bekleme bölgelerine yönelirken veya doğrudan İsrail kontrolündeki bölgelerde bulunmaları nedeniyle kayboldu!
* Kayıpların kaderi ne? Gözaltı ile ölüm… Ve cenazelerin İsrail tesislerinde alıkonulması…
* Gazze Şeridi’nde işgalciler, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 480 cenazeyi ayrı gruplar halinde geri verdi. Buna karşın Gazze’deki sağlık makamları bunların 377’sinin kimliklerini belirleyemediklerini açıkladı.
***
Bu yaşananları hangi kelime ve kavramla anlatmaya kalksanız yetersiz kalır!
Hani, kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar vardır ya hani, bu da işte böyle bir şey…