Devlet televizyonu TRT 1, yeni dönemde yayınlanacak "Evlilik Güzeldir" adıyla bir dizi çekiyor.

Dizi, nikâh memuru ve beş kızının hikâyesi üzerinden modern toplumda aile, evlilik, kuşak çatışmasını ve mahalle dayanışmasını sıcak, duygusal ve mizahi bir dille anlatacak.

Bir aşk hikâyesine odaklanmak yerine, aile olma halini ve İstanbul’un samimi mahalle kültürünü ekrana taşıyacak…

“Evlilik Güzeldir” dizisi, entrika ve şiddet içermeyecek!

Baba, sopasını sallayan, azarlayan değil de bir bakışıyla her şeyi anlatan baba olacak dizide! Vicdanlı ve geleneklerine bağlı, şefkat ve sevgiyle hareket bir aile büyüğü rolünü üstlenecek…

Dizinin hazırlık sürecinde aile yılı ve farkındalık çalışmaları dikkate alındı.

“Evlilik Güzeldir” dizisi, aile bağları, kuşaklar arası iletişim, dayanışma ve birlikte yaşama kültürünü merkeze alan hikâyesiyle toplumsal tartışmalara dramatik bir perspektif sunmayı amaçlıyor.

Dizi, değişen şehir yaşamı içinde aileyi yeniden yorumlayan ve evlilik kurumunu bugünün diliyle ele alan bir aile dizisi olarak tasarlanıyor.

***

Buraya kadar güzel…

Daha ortaya ne çıkacağını tam olarak da bilmiyoruz ama anlatıldığı ve kamuoyuna yansıdığı kadarıyla inancımızı, geleneklerimizi, âdetlerimizi, törelerimizi dikkate alan bir yapım gibi duruyor.

Ama… Elbette ‘ama’sı var… Madde madde sıralayalım;

1) TRT “Evlilik Güzeldir” dizisini çekerken öteki bazı kanallarda evlilikleri tu kaka gösteren, aile içinde kimin elinin kimin cebine olduğu anlaşılamayan, aldatmaların, çirkinliklerin had safhada olduğu ifsat dizileri yayınlanmaya devam edecek mi?

2) TRT gibi bir başka devlet kurumu olan RTÜK, aileyi çökerten, evlenmeyi zor ve çirkin gösteren ve yansıtan bu diziler hakkında baştan tedbirler alacak mı?

3) En önemlisi de her halükârda şudur; tamam TRT olumlu, evlenmeyi teşvik eden bir dizi yayınlayacak ama evlenmek isteyen gençler için bu yeterli bir motivasyon olacak mı? Bilmem kaç yaşlarına gelip de halen evlenmeyen-evlenemeyen gençler, bu diziyi izleyip hemen nikâh dairesine mi koşacaklar?

4) Evlenmeye engel maddi şartlar ne olacak? “Evlilik Güzeldir” dizisi yayınlanırken gençlerin evlenmesine imkân tanıyan maddi beklentilerin de -yeni iş sahaları, üretimin memleket düzeyinde seferberlikle artırılması, gençlerin doğdukları mahallerde doyması vb. gibi- karşılanması gerekmez mi? Bir kira olmuş bilmem kaç on bin lira! Nişanı, düğünü, takılar… Mobilyalar, beyaz eşyalar, vb…

5) Son cümle… TRT’nin “Evlilik Güzeldir” dizisi elbette bu alanda olumlu bir adım gibi gözüküyor. Evet, ama yetmez! Evlilik düşünen gençlerin maddi olmak üzere diğer alanlarda da desteğe ihtiyacı olduğunu unutmayalım…

BİR TOPLUMUN ÇÖKÜŞÜ NASIL BAŞLAR?

Dünya dönüyor… Hiç durmadı ki, zaten!

Hayat devam ediyor… Hiç teklemedi ki zaten!

Tekleyen, fani hayatlar… Neticede fâniyiz… Dünya fâni, ölüm ani!

Elbette ümitsizliğe kapılmaya ve karamsarlığa düşmeye gerek yok, enseyi karartmayalım!

Müslüman, her daim ümitvar olmalı! Orası ayrı…

Ama arada bir durup, dönüp şöyle kendimize de bakmalıyız, ne durumdayız, nasıl olmalıyız diye!

***

İbn Haldun… 1332-1406 yıllarında hayat süren meşhur tarihçi, sosyolog, filozof, siyaset ve devlet adamı…

İslâm ve hatta dünya düşünce tarihinin en özgün eserlerinden biri olan Mukaddime’de kendisine has fikir ve metotlarıyla sonraki nesiller üzerinde derin etkiler bırakan bir âlim.

İbn Haldun, Mukaddime'de devletlerin ve toplumların tıpkı bir insan gibi doğduğunu, büyüdüğünü, yaşlandığını ve öldüğünü ifade ediyor.

Toplumların çöküşünü; sosyal bağların zayıflaması, liyakatsizlik, aşırı lüks ve adaletsizlik gibi temel unsurların bozulmasıyla başladığını belirtiyor.

Bu görüşlerini şöyle satır başlarıyla birazcık açmak gerekirse;

* Dayanışmanın yok olması: İnsanları bir arada tutan ve "asabiyet" adı verilen bağların kopması, ortak değerlerin ve güvenin kaybolması.

* Üretimin zayıflaması: Çalışma ve üretme şevkinin kırılması, emeğin değerini yitirmesi ve ekonominin temellerinin sarsılması.

* Tüketim çılgınlığı: Lüks ve rahat yaşama düşkünlüğünün artması, halkın ve yöneticilerin sadece tüketime odaklanması.

* Vergilerin artması: Devlet giderlerini karşılamak için halka aşırı ve adaletsiz vergiler yüklenmesi, bu durumun üretimi daha çok bitirmesi.

* Liyakatin dikkate alınmaması: Görevlere işini en iyi yapanların değil, yakın olanların veya sadakat gösterenlerin getirilmesi.

* Adaletsizliğin yaygınlaşması: Mülkiyet hakkının ve hukukun zedelenmesi, adaletin güven vermez hale gelmesi.

* Gösteriş ve riyakârlık: Toplumda dalkavukluk, yalakalık ve sahte övgünün (riya) normalleşmesi.

* Kibir ve umutsuzluk: Yöneticilerin ve güçlülerin gurura kapılması, halkın ise geleceğe dair umutlarını yitirip göçe yönelmesi…

***

Bir toplumda bunlar neşet etmişse, o toplumun çöküşe geçtiğini savunuyor, meşhur âlim, siyaset ve devlet adamı İbni Haldun.

Dedim ya, arada bir durup dönüp şöyle kendimize de bakmalıyız, ne durumdayız, nasıl olmalıyız diye!

Zira, geçmişten ders almayan geleceğe yön veremez!

Haaa, “Yahu Adnan Bey, bu fikirleri, düşünceleri, tespitleri zaten biliyoruz…” derseniz…

Elbette haklısınız.

Ancak, “Ettekrârü ahsen, velev kâne yüz seksen, iyi bir şeyi yüz seksen kere tekrar etsen de iyidir…” derim…

Selametle…

Whatsapp Image 2026 08 09 At 16.55.54

GELİR BUYSA PARA NEREDE?

Nasrettin Hoca’nın canı et yemeği istemiş. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş.
– Akşama güzelce pişir bunları, demiş hanımına.

Ne var ki o gün eve hanımın misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşam da bir tarhana çorbası çıkarmış. Hoca’nın önüne.
– Et nerede demiş Hoca. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış.
– Eti kedi yedi, demiş.
– Getir şu kediyi bakalım demiş Hoca. Sonra teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki tam iki kilo geliyor. Hoca, hanımına sormuş:
– Peki hanım demiş, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti?

***

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in milli gelir konusunda yaptığı açıklamaya okurlardan görüşler geliyor.

Okurlar diyor ki, "Bakan Bey kişi başına düşen milli gelir 18 bin dolar oldu diyor. Bu, ay başına 70 bin TL'den fazla eder. İyi de Bakan Bey’in bahsettiği bu para nerede? Milyonlarca emeklinin ve asgari ücretlinin aldığı ücret belli. Nerede bu gelir?"