Hegemonya mücadelesinin iki başat aktörü olan ABD ve Çin, dünyanın kilitlendiği kritik bir zirveye hazırlanıyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bu hafta Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile stratejik bir görüşme gerçekleştirecek.
Kulislerden sızan bilgilere göre Pekin yönetiminin çantasındaki bir numaralı gündem maddesi ve kırmızı çizgisi Tayvan olacak.
Şi Cinping'in, Trump'a Tayvan'a yönelik silah satışlarının derhal durdurulması yönünde net bir rest çekmesi bekleniyor.

- ÇİN'İN TAVİZSİZ GÜNDEMİ: "TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZ İHLAL EDİLEMEZ!"
Pekin yönetimi, Tayvan meselesini sıradan bir dış politika sorunu olarak değil, doğrudan Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğünün kalbi olarak görüyor.
1949 yılında Çin İç Savaşı'nı kaybederek adaya sığınan Çin Cumhuriyeti yönetimi ile başlayan bu tarihi anlaşmazlık, Pekin'e göre henüz kapanmamış bir iç mesele.
Tayvan’ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak kabul eden ve adayı bağımsız bir devlet olarak asla tanımayan Çin, önceliğinin "barışçıl yeniden birleşme" olduğunu vurgulasa da, gerektiğinde güç kullanma seçeneğini masada tutmaya devam ediyor.

- 11 MİLYAR DOLARLIK 'REKOR' SİLAH PROVOKASYONU!
İki lideri karşı karşıya getiren asıl krizin fitili ise geçtiğimiz aralık ayında ateşlendi.
Trump yönetiminin, Tayvan’a tam 11 milyar dolarlık dev bir silah satış paketini onaylaması ipleri iyice gerdi.
ABD'nin bugüne kadar Tayvan'a sağladığı en büyük askeri destek olan bu adım, Çin tarafından açık bir provokasyon olarak nitelendiriliyor.
Şi Cinping'in, Trump ile yapacağı görüşmede 1982 tarihli ABD-Çin ortak bildirisine atıfta bulunarak, Washington'un verdiği sözleri tutmasını ve silah sevkiyatını sonlandırmasını talep edeceği ifade ediliyor.

- ABD'NİN İKİYÜZLÜ TAYVAN POLİTİKASI!
Washington yönetiminin Tayvan politikası ise çelişkiler barındırmaya devam ediyor.
1979 yılından bu yana diplomatik olarak Pekin’i tanıyan ve "Tek Çin" politikasını benimsediğini iddia eden ABD, diğer yandan "Tayvan İlişkileri Yasası"nı kılıf göstererek adayı adeta bir cephaneliğe çeviriyor.
Geçmişte eski ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 2022'deki provokatif Taipei ziyareti de Çin'in sert tepkisini çekmiş ve ada çevresi geniş çaplı askeri tatbikatlarla abluka altına alınmıştı.

- TAİPEİ'DEN "BİZ ZATEN BAĞIMSIZIZ" ÇIKIŞI!
Bölgedeki tansiyon yükselirken, Tayvan yönetiminin tutumu da krizin çözümsüzlüğünü derinleştiriyor.
Çin tarafından "ayrılıkçı" olarak damgalanan Tayvan Cumhurbaşkanı Lai Çing-te, Pekin'in egemenlik iddialarını kesin bir dille reddediyor.
Diyalog çağrısı yapsa da Lai, resmi adı Çin Cumhuriyeti olan Tayvan'ın halihazırda bağımsız bir ülke olduğunu ve yeni bir bağımsızlık ilanına gerek duymadıklarını savunarak Çin'e meydan okumayı sürdürüyor.
Gözler şimdi, küresel dengeleri sarsma potansiyeli taşıyan Trump-Şi görüşmesinden çıkacak kararlara çevrilmiş durumda.




