Aslında “perde gerisindeki” diyerek gizem oluşturmaya hiç gerek yok.

Her şey ortalık yerde gerçekleşti.

İktidarın bakanını savunmak bizim görevimiz olmadığı gibi öyle bir niyetimiz de yok ama adeta gözümüze sokulan birçok bilgiyi de görmezsek mesleğimize saygısızlık yapmış oluruz.

Burada şunu da eklemekte faydada var. Her ne kadar Ali Yerlikaya’nın koltuğunu kaybetmesinin en büyük sebebi MHP olsa da yeni bakan Mustafa Çiftçi’nin gelmesinin MHP ile bir ilgisi yok.

Ali Yerlikaya’nın koltuğunu kaybetmesinin sebeplerini ise uzun uzadıya yazmaya gerek yok zira daha önce yazmıştık.

Gözden kaçıranlar varsa 11 Kasım’da yani iki ay öncesinde bu satırlarda bakın ne demişiz:

Ali Yerlikaya giderse kim göndermiş olacak?!

Bakanlıklar, hatta iktidarlar gelip geçicidir.

Siyasi ömrünü tamamlayan iktidarlar ve iktidarlara mensup bakanlar, gerekli görüldükleri takdirde değişir.

Olağan süreçler her zaman mecrasında yürür.

Ancak olağan süreçlerin dışına çıkılınca da dikkat çekici bir durum ortaya çıkar.

Her ne hikmetse İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, oturduğu koltuğunda ilk günden beri bir türlü rahat bırakılmıyor.

Hem de iktidar paydaşları tarafından.

Neredeyse hiçbir muhalefet mensubunun eleştirisine muhatap olmayan Yerlikaya, gerek iktidarın küçük ortağı gerekse iktidar medyasının belirli bir kesimi tarafından her fırsatta hırpalanmaya çalışılıyor.

En ilginç gelişme de en son yaşanan olmuştu.

Tayyip Bey’in ilk yol arkadaşları olması hasebiyle oldukça özgüvenli hareket eden Albayrak Grubu’na mensup TV Net’te yayımlanan "Siyaseten" isimli programa konuk olan Yeni Şafak Gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan, Ali Yerlikaya'nın Başdanışmanı Prof. Dr. Ergün Yolcu'yu işaret ederek, “O iletişim profesörünün 28 Şubat'ta neler yaptığını araştıracak yürekli bir Yeni Şafak muhabiri aranıyor. Ali Yerlikaya'nın iletişim danışmanı olan prof. adamın 28 Şubat'ta üniversitede tam olarak neler yaptığını araştırıp ortaya koyabilecek yürekli bir muhabir aranıyor. Madem öyle, manşet böyle” diyerek ilginç bir çıkış yapmıştı.

Kılıçarslan’ın bu sözleri üzerine programda yer alan Yeni Şafak yazarı Ersin Çelik, "Mesela o sosyal medya algısı da bitti. Yani İçişleri Bakanı'nın sosyal medya..." diyerek işi bir adım daha ileri taşıdı ve Ali Yerlikaya’ya karşı Yeni Şafak cenahında organize bir çalışmanın olduğunu da ilan etmiş oldu.

Bununla da yetinmeyen Kılıçarslan ise, “Ali Yerlikaya nedir abi? Ali Yerlikaya, kocaman bir emojiye dönüştü. Herkes dalga geçiyor, 'emoji bakan' diye. Bak 'emoji bakan' diye dalga geçiyorlar abi artık Ali Yerlikaya'yla. Emoji bakan nedir abiciğim?” gibi seviyeyi de iyice yerlere düşürmüştü.

Daha önce yaptığı seviyesiz çıkışlarla tanınan İsmail Kılıçarslan, son vukuatından sonra da Yeni Şafak’tan uzaklaştırılmıştı. En azından şimdilik yazıları yayımlanmıyor.

Biraz önce de belirttiğimiz gibi hiçbir muhalif medyada görmediğimiz Ali Yerlikaya eleştirileri, iktidar medyasına da sıçramış durumda.

Aslında bu, ilk değil. Yerlikaya’ya ilk operasyon yine iktidarın en önemli medya grubu tarafından çekilmişti. Öylesi büyük iddialarla girişilen medya operasyonu da boş çıktı. İktidar medyasının iddiasına göre emniyet içerisindeki 5-6 kişilik bir grup 15 Temmuz benzeri bir darbe hazırlığındaydı. Gündeme bomba gibi düşen bu habere göre Ali Yerlikaya da teşkilatından habersiz bir bakan profiline muhatap ediliyordu.

Hatta o günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, alelacele MİT Müsteşarı İbrahim Kalın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile bir toplantı yapmış ve bu toplantıya konunun birinci derecede muhatabı Ali Yerlikaya davet edilmemişti.

Söz konusu davada gözaltılar ve tutuklamalar olsa da iddia edilen suçlamalar boş çıktı ve tutuklu kimse de kalmadı.

Aslında bu, ilk Yerlikaya operasyonu olabilir ama son değildi…

Özellikle MHP kanadından gelen salvolar…

Koltuğu devraldığı Süleyman Soylu’nun fanlarının salvoları…

Her biri ayrı makale konusu…

Hayret edilecek iki konu var…

Birincisi iktidarın bir bakanına iktidarın bir kesimi niçin bu kadar saldırıyor?..

İkincisi de bu kadar yıpratılmaya çalışılan bir bakan hâlâ nasıl o koltukta kalabiliyor?

En azından şimdilik...

Elbette bizim işimiz de, derdimiz de Ali Yerlikaya’yı korumak ve kollamak değil ama orta yerde devam eden ve gazetecilik reflekslerini harekete geçiren bir durum söz konusu.

Ve dahası, Ankara’da ciddi bir Bakanlar Kurulu revizyonu konuşuluyor.

Bakalım İçişleri Bakanı, dış saldırılara karşı koltuğunu koruyabilecek mi?

Evet Kasım ayında bunları demişiz. Bizlerin beklediği koltuk değişimi yapıldı. Ali Yerlikaya kabinenin ilk değişmesi gereken bakanı mıydı orası tartışma konusu. Ama anlaşılan Sn. Cumhurbaşkanı “MHP’nin yoğun tazyiklerini uzunca bir süre görmezden gelerek kendi tabanının tepkisini savuşturdu nihayetinde dediğini yaparak da MHP kanadının gönlünün aldı.” Olan biten bundan ibaret.

Peki Adalet Bakanlığındaki değişimi nasıl yorumlamalıyız?

Adalet Bakan Yardımcısı koltuğundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelen Akın Gürlek, İstanbul’da başta İBB Merkezli Ekrem İmamoğlu operasyonları başta olmak üzere çok büyük davalara imza attı. Kimine göre “fazla yıprandı, davaların da önüne geçti” kimine göre de “görevini tamamladı.”

Böylesi büyük operasyonlara imza atan bir isim görevden alınsa muhalefetin eleştirileri haklı gözükecekti. Bakanlık makamına taşınarak hem Gürlek taltif edilmiş oldu hem de İstanbul’daki tartışmaların dozajı düşürülmüş oldu.