Aliya İzzetbegoviç ten, bizzat kendi ifadesiyle hem
Bosna hem Üsküdar dan hemşeri olduğumuz Bilge Kral ımızdan söz ediyordum ve
bu yazı/lar benim için epey gecikmiş yazılardır. Neden derseniz; nedenini şöyle
açıklayabilirim: Türkiye Müslümanları için ERBAKAN neyse, Bosna ve Balkan
Müslümanları için İZZETBEGOVİÇ odur ve bu iki müstesna insan arasındaki çok
özel muhabbetin bizzat şahidiyim. İkisi de Rahmet-i Rahman a kavuştu, Erbakan
Hocam ile ilgili çok yazı yazdım ama Bilge Kral ımızı ihmal ettim! Oysa O ihmal
edilmeyecek biridir, çünkü O sadece Müslüman Boşnaklara değil, tüm Balkanlar a,
İslâm dünyasına ve insanlığa İSLÂM mesajını veren biriydi
Bosna nın en büyük iki nehri olan Bosna ve Sava yı gören
bir evde dünyaya geldim. Ben iki yaşındayken, ileride okula devam edeceğim
Saraybosna ya göç ettik... Geniş bir aileye mensuptum... / İstanbul da askerlik
hizmetini yapan BÜYÜKBABAM, Üsküdar semtinde doğmuş olan Sedika adında genç bir
Türk kızıyla evlenmiş. (Üsküdar dan hemşeriliğimiz buna dayanıyor. RNE) BABAM
Türkçeyi biraz anlar ama hatırlayabildiğim kadarıyla konuşamazdı / Rahmetli
ANNEM çok dindar bir kadındı ve dine bağlılığımı -en azından kısmen- ona
borçluyum. Sabah namazlarına hiç aksatmadan tam vaktinde kalkar ve beni de
kaldırırdı ki ben de Belediye Binası nın yakınındaki mahalle camisine
gidebileyim. 12-14 yaşlarındaki bir çocuk olarak, doğaldır ki, kalkıp kalkmamak
konusunda tereddüt ederdim ama özellikle bahar sabahlarında eve hep mutlu
dönerdim...
Aliya nın kendi hayat hikâyesini anlattığı bu sözleri,
onun siyasi düşünceleri, eylemleri ve entelektüel çabası kadar mühim... Zaten
kendisini hep Osmanlı hisseden Müslüman Boşnak dünyasına ve Balkanlar a yön
veren Aliya nın babaannesi Sedika, İstanbul Üsküdarlı İslâm, Osmanlı, İstanbul
ve Türkler, Aliya nın yürüdüğü çizgide hep yol gösteren istikamet taşları
olmuştur. Aliya, kendisini özel yapan özelliklerini şöyle anlatıyor:
Ben her bakımdan ANNEMLE BABAMIN bir karışımıydım.
Fiziksel olarak daha çok annem ve dayılarıma benziyordum ve bu beni pek mutlu
etmiyordu; ben yakışıklı iri yapılı bir adam olan babama benzemek istiyordum.
Ancak karakter bakımından daha çok babam gibiydim. Annemin bütün akrabaları
dışa dönük, açık ve iletişime yatkın insanlar iken, İzzetbegoviçler içe dönük
ve çekingen tiplerdi. Babam; ne zaman bir aile ya da evlilik sorunu çıksa, o
tartışmada bir tür yargıç ya da hakem olurdu. Ailenin (sülalenin) geri
kalanının onu dinlediğini bilirdim ve bu da beni etkilerdi... Prof. Erol Göka,
psikolog olarak bu geçmişi şöyle değerlendiriyor: Kim bilir belki de, bu büyük
uzlaştırmacı liderlik, Aliya nın babasının aile içindeki rolünü bu içten
benimseyişi sayesinde ortaya çıkmıştır... Bu bağlılığın Aliya nın hayatındaki
sonraki en büyük etkisinin ise önce Yugoslavya ya, sonraya Bosna-Hersek e yani
vatana bağlılık olduğunu söylemek ise sanıyorum aşırı-yorum olmayacaktır.
Aliya, babasına ve onun Osmanlı ve Türk köklerine böylesine yoğun bir hissiyat
içindeyken, onu zor günlerde ailesiyle gelip İstanbul a yerleşmek yerine ülkesi
için mücadeleye iten, büyük ihtimalle bu bağlılıktır Annesinin önerisi ve
biraz da ısrarıyla Aliya, her sabah namazına camiye giderdi Aliya nın kendisi
anlatıyor: Güneş doğmak üzere ve yaşlı imam Müjezinovic camide olurdu. Sabah
namazının ikinci rekâtında daima Kur an ın harika surelerinden biri olan Rahman
Suresi ni okurdu. Taze bahar sabahındaki o cami, sabah namazında okunan o
Rahman Suresi ve civardaki herkesin kendisine saygı duyduğu o âlim; uzun zaman
önce geçip gitmiş yılların sisleri arasında hâlâ en net biçimde görebildiğim
görüntüleri oluşturmaktadır... Geçip giden yıllar, yaşlı imam Müjezinoviç ve
onun her sabah namazında okuduğu Rahman Suresi Rahman Kur an ı öğretti.
İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti. Güneş ve Ay bir hesaba göre hareket
etmektedir. Otlar ve ağaçlar (Allah a) boyun eğerler. Göğü yükseltti ve ölçüyü
koydu. Ölçüde haddi aşmayın. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Allah Yer i yaratıklar için var etti. Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları
vardır. Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır. O halde Rabbinizin hangi
nimetlerini yalanlıyorsunuz Bu ayetlerden bile, DOĞU VE BATI ARASINDA
İSLÂM ın yazarı Aliya yı anlayabilirsiniz...