BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

YENİ ŞAFAK gazetesi 25 Eylül 2016 günü “2. Darbe Uyarısı” manşetiyle çıktı. Haberde, Emekli Albay M. Atilla Uğur’un verdiği bilgilerden hareketle, “Güneydoğu’da HDP’nin çağrısıyla gösteriler yapılacak” deniliyor, devam ediliyordu: “Polis ve askerlerdeki FETÖ’cüler ateş açacak. 15 - 20 kişi ölecek. İngilizlerin para verdiği aşiretler harekete geçirilip sokağa dökülecek. Cezaevlerinde isyan çıkacak. Suikastlar başlayacak. Oyun bozulmazsa Kasım’ı geçmez.”

AB Bakanı Ömer Çelik bu ve benzeri yeni darbe haberlerini yalanladı. Fakat yandaş medya Hükümet’le ilgili övgülerini göklere çıkarırken, aynı cenahtan bir gazetenin Hükümet’i uyarıcı bir haber yayınlaması takdire değerdi.

15 Temmuz darbe girişiminin faturası gün geçtikçe ağırlaşıyor. Kalkışmayı bir uyarı olarak görelim. Kendisimize çeki düzen vermemizi; kuşatmanın boyutlarını hatırlattı. Çünkü cuntaya ABD, AB, NATO gibi Haçlı zihniyeti destek vermişti.

Türkiye, darbe girişiminde yalnız işbirlikçi ve kukla durumundaki FETÖ’yle değil; onu azmettiren, destek veren küresel güçlerle de mücadele etmişti. Halkın ülkesine sahip çıkması sonucu “Allah’ın yardımı”yla hamdolsun darbeyi atlattık.

Cunta darbeye 03.00’te start verecekti. MİT’in olayı gündüz 15.00’te öğrenmesi onların planlarını bozdu. Darbeyi akşam 21.00 sularında başlatmak zorunda kaldılar. Henüz halk ayaktaydı. Halk, yöneticilerin ikiye ayrılmasıyla oluşacak tehlikenin büyüklüğünü gördü ve birleşti. Üzerine düşeni yaptı. Cunta koordinasyonu kaybetti; hedeflerine ulaşamadılar.

Darbenin önlenmesinde muhteşem ezan sonrası minarelerden yapılan çağrıların rolü büyüktü. Namaz kılmayanlar bile etkilendi. Bir anda sokağa döküldüler.

İSTİHBARAT VE TEDBİR ÖNEMLİ

BUNLARI, ders alıp eksikliklerimizin giderilmesi için anlattım. Darbe girişiminde uzmanların birleştiği ortak görüş şuydu: “Büyük bir istihbarat zaafı var.”

Gülen’e Vatikan, Dinler Arası Diyalog, Ilımlı İslam Projesi’nin Türkiye’de yürütülmesi görevini 1966’da vermişti. 1970’lerden bu yana başbakan seviyesinde siyaset yapmış yöneticilerin, hatta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tehlikeyi görememesini feraset eksikliği olarak görüyorum. Gülen’in rahmetli Erbakan dışındaki siyasileri mıknatıs alanına çekmesinin sebebi iyi araştırılmalıdır. Batıcılıklarıyla bilinen siyasilere, “Bu adama dokunmayın” mı denildi yoksa? Bu araştırılmazsa yeni darbelerin önü alınmaz.

Darbe günü yaşananlar da ilginçti. Önde gelen yöneticiler darbeyi “eniştesinden”, “eşten, dosttan, korumalarından” hareket başlayınca öğrendi. Bu ne büyük irtibat kopukluğu ve istihbarat zafiyetiydi!

Önde gelen yöneticiler çok kere bakanların, hatta mahalli yöneticilerin de yapabileceği etkinlik ve açılışlara katılıyorlar. Sanıyorum, düşünmeye zaman ayıramıyor; etraflarını göremiyorlar.

Darbe adeta bağırarak geldi. Darbeyi bazı yazarlar tartışmaya başlamış, bazı siyasiler yetkililere uyarılarda bulunmuştu. Melih Altınok’a göre; Başyaver Ali Yazıcı, “Cumhurbaşkanı’nın gezilerinde darbe şakaları yapıyordu.” (Sabah, 20 Temmuz 2016)

Olup bitenden bu derece habersizlik fazla değil miydi? Yönetici sorumlu insandı; idare ettiği insanları himaye etmekle görevliydi. Erbakan Hoca derdi ki: “Yöneticilerde hidayet, feraset, dirayet meziyetlerinin bulunması şarttır.”

ÇOK YÖNLÜ KUŞATMA

DARBEYİ azmettirip destek veren ABD, AB, NATO, CİA gibi Batılı ülke ve kurumların tutumu gösterdi ki, Haçlı seferleri Türkiye’den yürütülmektedir. Darbe İncirlik’te planlanıyor; tatbikatı yapılıyor; koordine ediliyor; yönetiliyor. Suriye’deki terör örgütlerine silahlar İncirlik Üssü’nden sevk ediliyor. Bundan ötesi var mı?

ABD’nin Kobani’ye, Suriye’nin çeşitli yerlerine askeri üsler kurması, Suriye’ye yerleşmek istediğini gösteriyor. PYD’nin kontrolündeki Tel Abyad’a ABD bayraklarının asılmasını görmezlikten gelmesi bunun açık işareti.

Suriye’nin işgali Türkiye’nin işgali anlamına gelir. ABD, İsrail’le geçtiğimiz günlerde 10 seneliğine çok geniş bir yardım anlaşması imzaladı. İsrail’e Suriye üzerinden güvenlik koridoru oluşturmaya çalışılıyor. Erbakan Hoca’nın sözünü unutmayın: “Suriye’ye saldırı olursa; biliniz ki, hedef Türkiye’dir.”

Türkiye kuşatmayı görmeli, tedbirde kusur etmemelidir. 80 milyon halkımızın kenetlenmesi gibi. Darbe girişiminde bulunanları cezalandırırken; haksızlıklara meydan verilmemelidir. Sadece darbede görev alanlar ve teşvikçileri cezalandırılmalıdır. Darbecibaşı’nın devletten ruhsat alarak açtığı yurt, okul ve kurumlarından faydalandı, diye suçsuz insanlar mağdur edilmemelidir. Darbecilerin halk kesimi cezalandırılırken, itibarlı olanları ihmal edilmemelidir.

Devlete adalet yakışır. Ülkeler adaletle ebedileşir: “Bir topluluğa olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” (Maide, 8)

Problemlerimizin kısa, orta, uzun vadeli çözümleri için: 1. 80 milyonun kenetlenmesini sağlayacak dinamiklerimiz harekete geçirilmelidir. 2. Türkiye öncülüğünde bölge ülkeleriyle birlikte “bölgesel güç” oluşturulmalıdır. 3. Küresel güçlerin karşısında hakkımızı savunabilmek için mutlaka “İslam Birliği” kurulmalıdır.