Dün bir baktım…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’ne katılmak üzere Astana’dan Türkistan’a bulunduğu toplantı sonrası yine büyük büyük mesajlar veriliyor…
Fotoğraflar…
Manşetler…
Sloganlar…
Ve tabii hemen ardından iktidarın trolleri, ekran sihirbazları ve sosyal medya mehter takımı yine sahneye çıktı:
“Dünyada denklemler değişiyor…”
“Türk Devletleri olması gereken yerde…”
“Derlenip toparlanıp bir araya geliyoruz…”
TOPARLANIYORmuşuz…
Hedef tabii ki yine büyük: “Kızıl Elma…”
Bir ara okuyunca insan kendini tarih dizisi fragmanında sanıyor.
Sanki yarın sabah bütün Türk dünyası tek devlet olacak…
Sınırlar kalkacak…
Ortak ordu kurulacak…
Ve dünya yeni süper gücü konuşacak…
İyi güzel de…
Ne alaka kanka?..
Bunlar değil miydi Kıbrıs’ta Türkiye’yi “işgalci güç” gibi görenler?
Bunlar değil miydi Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıyıp büyükelçi atayanlar?
Kazakistan…
Türkmenistan…
Özbekistan…
Yetmedi…
BM Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı kararlarına yakın duran açıklamalarla KKTC’nin meşruiyetini tartışmalı gören uluslararası çizgiye yanaşanlar da yine bunlar değil miydi?
Şimdi milletin hafızasıyla bu kadar oynanır mı?
Daha düne kadar KKTC konusunda Türkiye’nin hassasiyetini paylaşmayan devletleri bugün “Turan’ın öncüleri” diye millete pazarlıyorsunuz.
Sonra biri çıkıp eleştirince de: “Türk düşmanı…” “Birlik düşmanı…” “Karamsar…” diyorsunuz.
Yok kardeşim…
Mesele Türk dünyasına karşı olmak değil.
Mesele millete masal anlatılması.
Mesele gerçeklerle propaganda arasındaki uçurum.
Bakın…
Ben Türk devletleri arasında ekonomik iş birliği olsun isterim.
Kültürel ilişkiler gelişsin isterim.
Ortak alfabe çalışmaları olsun isterim.
Ticaret artsın isterim.
Ama dürüst olun kardeşim…
Millete sanki siyasi birlik kurulmuş gibi film çevirmeyin.
Çünkü gerçek başka.
Aynı günlerde gazetelerde başka haberler de vardı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ne dedi?
“Türkiye ve İsrail savaşmayacak. Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar ticari iş birliği göreceksiniz.”
İşte size gerçek jeopolitik cümle budur.
Enerji…
Petrol…
Doğalgaz…
Koridor…
Liman…
Ticaret…
Mesele büyük ölçüde budur.
Yani bize anlatıldığı gibi romantik bir “Türk birliği destanı” değil…
Daha çok küresel enerji ve ticaret sisteminin yeni bölgesel dizaynı…
Zaten Sabah gazetesi de boşuna manşet atmıyor:
“Türkiye enerjinin merkez üssü oluyor.”
Demek ki asıl konuşulan şey; ideallerden çok enerji hatları…
Kardeşlikten çok ticaret yolları…
Romantik Turan haritalarından çok küresel ekonomik projeler…
Bakın…
ABD Başkanı Donald Trump bile İran savaşı sürecinde Türkiye için ne dedi?
“Bence Türkiye gerçekten şahaneydi. Onlardan rica ettiğimiz şeylerin dışında kaldılar. Erdoğan harika bir lider.”
Bu cümle bile aslında her şeyi anlatıyor.
Demek ki bir “rica edilen sınır” var…
Demek ki küresel sistemin çizdiği çerçeveler var…
Demek ki anlatıldığı kadar bağımsız hareket edilmeyen alanlar var…
Ama içeride ne anlatılıyor?
“Dünya lideriyiz…”
“Yeni düzen kuruluyor…”
“Türk asrı başladı…”
“Kızıl Elma yakın…”
Bir milletin gazını sürekli sloganla alırsanız…
Bir süre sonra gerçekleri konuşamaz hâle gelirsiniz.
Ekonomi kötü dersin: “Büyük oyun var” derler.
Dış politikadaki çelişkiyi söylersin: “Devlet aklı var” derler.
Türk devletlerinin KKTC konusundaki tavrını hatırlatırsın: “Hain misin?” derler.
Yahu eleştiri yapmak hainlik değildir.
Tam tersine…
Gerçek dostluk; alkışlamak değil, yanlışları söyleyebilmektir.
Bugün Türk dünyasıyla ilişki kurulmasına kimsenin itirazı yok.
Ama Türk milletinin duygularını kullanarak hamaset üretmeye itiraz var.
Çünkü bu millet yıllardır aynı yöntemle oyalanıyor.
Bir dönem: “2023’te her şey değişecek” dediler.
Sonra: “Türkiye şahlanıyor” dediler.
Sonra: “Dünya bizi kıskanıyor” dediler.
Şimdi de yeni sezon başlamış: “Turan geliyor…”
Yarın başka slogan bulurlar.
Ama milletin cebindeki yangın değişmiyor.
Adaletteki sorun değişmiyor.
Ekonomideki sıkıntı değişmiyor.
Dış politikadaki çelişkiler değişmiyor.
Ve en önemlisi…
Gerçekler değişmiyor.
Çünkü gerçek güç; manşetle olmaz.
Gerçek bağımsızlık; sloganla kurulmaz.
Gerçek birlik; reklam filmiyle oluşmaz.
Hele hele geçmişte KKTC konusunda Türkiye’nin tezlerine ters düşen ülkeleri bugün bir gecede “Türk dünyasının kahramanları” gibi sunarsanız…
Millet de dönüp size şu soruyu sorar: “Toparlanıyormuşuz… Ne alaka kanka?”