Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

İnsan ile ilgili olarak Kur’an’ın verdiği bilgiler tek doğru bilgidir. Bu bilgilere aykırı olarak inkârcı filozofların, batı âleminin yunan tezlerine dayalı olarak piyasada dolaştırdığı bilgilerin hepsi, kıymeti olmayan hurafelerdir. Bu bilgiler üzerine ahkâm inşa ederek kurulacak bütün batıl düzenler ile insanlar saadet bulmazlar. Bu düzenler, şikâyet ettiğimiz terör ve savaşların tek kaynağıdır. İnsanlar niçin teröre, içinde yaşadıkları toplumlarda huzur ve barışı bozucu eylemlere yönelirler İnsan, barışa meyyal olduğu kadar, teröre, fitne ve fesat çıkarmaya da meyyaldirler. BAKARA 30: “Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun dediler…” Demek ki insan, fesat çıkarmaya haksız yere kan dökmeye meyilli olan bir varlıktır. İnsan, elbette ki yeryüzünde fesat çıkarsın, haksız yere adam öldürsün, kan akıtsın, batıl yollara saparak Allah ile düşmanlık halinde olsun diye yaratılmamıştır. İnsanın yaratılış sebebi, Allah’a kulluk ve yeryüzünde ahkâmını yürütmek için yolunda cihad ile sorumlu kılınmış bir halifeliktir.

İnsanları teröre sevk eden en önemli nedenlerin başında inkârcılık gelmektedir. Allah’ı inkâr etmek, peygamberleri inkâr etmek, kitapları inkâr etmek, Allah’ın insanlara gönderdiği İslam dinini inkâr etmek, yaratılışı inkâr etmek, ırkları inkâr etmek bütün bu inkârlar terörü besleyen şeylerdir.  ENFAL 73: “Kâfir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.” Bu ayet meali inkâr ve isyanın fitne, terör ve fesadı yaygın hale getireceğini bildirmektedir.

Terörü besleyen önemli etkenlerden birisi de hiç şüphesiz ırkçılıktır. İnsanları tek tip yapmak, renklerine ve ırklarına göre tasnif edip, herhangi bir ırkın diğerine göre daha üstün olduğunu iddia etmek, asimilasyoncu bir davranış ortaya koymak çatışmayı körükler, barışı ortadan kaldırır ve terörü besler. Gerçek nedir Hepimiz Âdem ve Havva’nın çocuklarıyız. HUCURAT 13: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır…” Üstünlük ırklarda değil, TAKVADADIR.

Terörü besleyen bir başka unsur ise nifak ve münafıklık halidir. İşbirlikçilik diye de tanımlanan bu hal, İslam coğrafyasında bütün fitne ve terör hareketlerinin tetikleyici unsuru olmuştur. BAKARA 11-12: “Onlara (Münafıklara): Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, “Biz ancak ıslah edicileriz” derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamazlar.” Nifak; toplumda fitne ve fesat çıkarmaktır.

Şirk hali de terörü tetikleyen şeylerdendir. Rabbimiz buyuruyor: MAİDE 82: “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın…” Şirk tevhidi reddetmek, zanlar ile vahyi birbirine denk tutmaktır. Bu ise toplumun huzur ve barışını bozar, kargaşa ve terörü artırır. ARAF 33: De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” Terörü besleyen bir başak önemli konu da eğitim konusudur. Nesillerin kalbine Allah korkusunu koymayan bir eğitim terörü besleyen bir süreç haline dönüşür. Eğitim İslam’ca yapılırsa terör önlenebilir.

Terörü ortaya çıkaran hususlar arasında faizci kapitalist nizamın zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan uygulamaları ve gelir dağılımındaki bozuklukları, aleni işlenen büyük günahları, aile yapısının yozlaşmasını, iktidarların yanlış politikalarını, israfı, işsizliği ve dış mihrakların menfi çalışmalarını da saymamız gerekir.

TERÖR ANCAK İSLAM İLE ÇÖZÜLÜR

Terör, AB kıstaslarıyla çözülemez, ABD tezleriyle de çözülemez, küresel ırkçı emperyalizmin ırkçı yaklaşımıyla da çözülemez. Çünkü bunlar terör denilen fitne ateşini içimizde yakanlardır.

Terör ancak doğru hak ve adalet ölçülerine dayanan bir ADİL DÜZEN ortamında çözülür.

Doğru hak ve adalet anlayışını İslam ortaya koymuştur. Bu hakları insanlara peygamberler telkin etmiş, bu haklara dayanan ADİL DÜZENİ peygamberler kurmuş ve bu düzen altında yaşayan Müslüman ve zimmi bütün insanlık huzur ve barış içeresinde yaşamışlardır.

İslam; kişilik haklarına, can ve mala karşı haksız saldırıları büyük günahlardan sayarak, haram kılmıştır. Peygamberimiz, bütün insanlığa seslendiği VEDA hutbesinde; insanların Hz. Âdem’in çocukları olması sebebiyle kardeş olduklarını belirtmiş, mallarının, canlarının ve namuslarının dokunulmaz olduğunu, her türlü tecavüzden korunduğunu ilan etmiştir. İslam, insan fıtratıyla çatışmayan, o fıtratı koruyan bir nizamı tesis etmiştir. İslam teröre en ağır cezayı vererek yeşermesine engel olmuştur. MAİDE 33: “Allah ve Resulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.” Terörü çözmenin tek çaresi İSLAMDIR. Günümüzde bu MİLLİ GÖRÜŞTÜR. Milli Görüşsüz, Saadet Partisiz olmaz vesselam.