Mevcut sistem, önce kendi muhalefetini oluşturarak ilerlediği yolun sonuna geldi. Önce fotokopiye başvurdu, sonra “aslı gibidir”e oynadı ama aslı kenarda tutulan bir sistemden millet lehine hiçbir sonuç çıkmadı. Kötünün iyisi kötüye götürdü. Sürekli vesayet üreten mevcut yapı, değil “muktedir siyaset”, sıradan bir siyaset bile üretemedi. Çünkü vesayete karşı koymaya yürekleri yetmeyenlerle sistem sürekli beslendi. Bir şekilde lider gösterilip kukla yapılanların sayısı arttı ama ümitler boşa harcandı. Millet için artık “ümit fakirin ekmeği” değil!

Bir yanda inanç ve ideal, diğer yanda vesayet! Her yirmi yılda bir düşürüldüğümüz tuzak! Ve siyaset dışı kalmışlar için her yeni oluşumun bir ümit kaynağı olarak görülmesinin yükselen faturası! Sadece birkaç yıl süren bir ümit, sonrasında ise kaybedilen on yıllar! İnsanları istikametinden sürekli vazgeçirerek kurulan bu süreci sona erdirmeden gerçek çözüm bulunamayacaktır.

Bu tuzağın kurbanı olmamak için sor: 2000’li yıllardaki yeni oluşum, 1980’deki yeni oluşumun beklenen karşılığı bulmaması değil miydi Ve sorgula; 2000’li yılların yeni oluşumu karşılığını bulamadığı için sadece ümit olsun diye yeni bir oluşum ortaya konmaya çalışılmadı mı Seçmesini bilmez ve gerçek çözümü istemediğimiz sürece daha çok vesayete şahit olacağız. Önemli olan, bir vesayetin bitip diğer vesayetin başlaması değil, gerçek çözüm üretecek insanlara inanmamızdır.

Ülkemiz adeta karaya vurmuş bir gemi gibi! İnsanlarımızın hayata ve geleceğe yönelik umutları tükeniyor. Vatandaşlarımızın bir arada yaşamaya, üretime ve paylaşmaya dair şevkleri kırılıyor. Kötü yönetim sonucunda kurumlarımız topyekûn çürüyor, toplum çöküyor. Siyasal kutuplaşma ve çatışmalara; toplumsal gerilim ve anlaşmazlıklara prim veren bu yönetim anlayışı sürdürülemez. 7 Haziran milli iradesini çöpe atan bu anlayışa son verecek tercihlere ihtiyacımız var.

Her şeyin bir bedeli vardır. Bedelden kaçış ise, yeni bedeller ödemeyi doğurmaktadır. Bu bedelden kaçan hiç kimse vazgeçilmez olmadığını görecek. Bu bedeli ödeyen herkes de vazgeçilmez olacaktır. Ya bu bedeli ödeyeceğiz, ya da vesayetten vesayete kaçışın faturasını… Özün sulandırılarak geçici çözümlerle yaşanan kayıpların telafisi ancak öze dönüşle mümkün olacaktır. Üstelik vesayetin sonu, insanı kazanmanın yolu ile doğru orantılı!