GALATASARAY-Osmanlıspor maçının takım kadroları açıklandığında hayretler içinde kaldım. Dün Sivas’ta üç santrforunu, Burak, Umut ve Podolski, sırayla oyuna sokan, yani hepsini tek tek oynatan Hamza kardeşimiz bu defa tutmuşlar hepsini aynı on birin içine koymuşlardı. Hal böyle olunca da Galatasaray, tıpkı Rizespor maçının ikinci yarısına kadar tek kanatla uçmaya çalışan Fenerbahçe’yi taklit ediyordu. Bu durumda Galatasaray’ın büyük oranla sol kanadı boş kalıyor, oraya da Telles sık sık çıkmak zorunda kalacağından, savunmanın dengesi sık sık sallanacaktı. Başka mı Bir de baktım Rodriguez ön libero... Melo mu O yedekte... O halde mi Selçuk’un aklı devamlı ikiye bölünecekti. Sneijder ise o boş sol kanada mı baksın yoksa sahadaki çok sayıda bulunan uç adamlarıyla mı iş birliği yapsın  

İşte Hamza Hamzaoğlu, ezeli rakibi Fenerbahçe’yi kötü bir biçimde taklit etmeye kalkışınca olan oldu. Rakibin ismi küçük olabilir. Oyuncuları tanınmamış olabilir. Ama hem ne dedik, ne yazdık Şunu; ne kadar çok forvetle oynarsanız, rakip de o kadar kalabalık biçimde kalesini savunur, siz de duvarları döversiniz... Bakın şöyle bir Avrupa haritasına; tipik iki uç adamı ile oynayan var mı Bunun mucidi olan İngilizler dahil... Böylece rakibin de çıkışlarında, hele hele süratli, çabuk top taşıyan elemanları varsa, çok etkili kontra hazırlamalarına yardımcı olursunuz. Öyle de olmadı mı

Muslera mı Resmen avlandı. Maç sonunda da seyircisinden özür diledi. Bu da bir centilmenlik, hazmedilmiş profesyonellik örneği idi.

Gelelim Hamza kardeşimizin skandallarının devamına... 58. dakikada Burak içeri, Yasin sahaya... Rodriguez içeri Melo sahaya...  Peki, neden Umut içeri değil de Burak sahaya Efendim, yüklü oyun olacakmış da, Umut daha fazla dağıtırmış... Peki, o zaman iki metreden topu kaleye atmayıp neden Melo’ya verdi Nesini dağıttı Osmanlıspor’un Hamza kardeş; daha ilk on bire hiç girmemiş Rodriguez için dünkü işlem erken değil miydi Mesela, farklı öne geçilip oynanan bir oyun için düşünülemez miydi

Maç açık ve net biçimde Hamza’nın hediyesidir. Bu arada Mustafa Reşit Akçay’ı da oyunu çok iyi yönettiği, yerinde değişikliklerle temposunu hep aynı hizada tuttuğu için kutlamak gerekir. Galiba Galatasaray’da önümüzdeki günlerde çok şeyler değişecek. Hatırlarsanız son kongreden sonra bu ülkede şunu tek başıma öngörmüş ve yazmıştım; En geç Ekim ayının ortalarında yetiş Ali Dürüst, yetiş Abdürrahim Albayrak diye bağırılır. Ali Bey federasyonda ama diğeri ateşler içinde yanıyor.