Biz, başkalarının yapmadığını ileri sürerek kendimizi sorumluluktan kurtaramayız.

Filanlar şunu yapmıyor, filanlar yaptırmıyor" diyerek kendi hizmetsizliğini meşru gösteremez.

Yapmayan ve yaptırmayan kendi günahını yüklenirken bizlerin günahını hafifletmez.

Biz, can taşıyan her insana gücümüz oranında Kur an ı tanıtmakla görevliyiz.

Kimin nerede nasıl Müslüman olacağını biz bilemeyiz. Biz bu dünyada yolculuğumuzda her yerin Allah a ait olduğunu, "Bütün kullar Allah ın, bütün iller Allah ındır" (Ahmet, Müsned, 1/166) ilkesini Allah Rasülünden öğrendikten sonra her yerde Allah ın kelamını okumakla görevliyiz.

Sevgili Peygamberimiz Ukaz fuarına giderken bir hurmanın gölgesinde otururken Kur an okur.

Sevgili Peygamberimiz Mekke de "Dar-un-nedve" Mekke parlâmentosunda Kur an okur. Hira dağının tepesinde Kur an okur. Bir ağacın gölgesinde Kur an okur. Evde Kur an okur. Bütün yeryüzü eğitim ve öğretim alanı olur.

Bazen parmağıyla kum üzerine çizim yaparak şekillendirerek anlatır. "Bana imkan verilirse ben çok iyi bir öğreticiyim" diyenlere hiç kulak vermeyin. Mevcut imkansızlıklar içinde imkanı oranında iş yapan birine imkanları genişletilirse daha iyi hizmet eder.

"Ben Halep de iken uzun atlamada yetmiş arşın atlardım" diyene buyur "Halep orada ise arşın burada" denir.

Dünya yolculuğunda kılavuzumuz Kur an olacak. Bize zararlı ve faydalı olanları nezaket kurallarını, yürüyüşümüzü, sesimizin tonunu, kaş göz işaretlerimizin kontrolünü, ülkemize ve ülkesine girdiğimiz insanlara karşı davranışlarımızı Kur an dan öğreneceğiz. Gittiğimiz her yerde her vesile ile Kur an ı okuyacağız.

Sevgili Peygamberimiz "yeryüzü bana mescit kılındı" diyor.

Rabbimiz de "Bütün mescitler Allah ındır. Allah la beraber hiçbir kimseye dua etmeyin". Buyurur. (Cin 18)

Biz insanları Kur an a davet edeceğiz. Kur an mevcut partilerden, derneklerden, vakıflardan önce nazil olmuştur. Davetimiz yalnız Allah adır Onun için bütün dillerden, dinlerden ve ırklardan olan insanlar kendilerini yaratan Allah ın kelamına uyarken dini ve ırki duyguları rencide olmaz.

Son günlerde İslâm ın yüz karası olarak gösterilenlere bakıp da moralinizi bozmayın. Kalpazanlar revaçta olan doların sahtesini basıp piyasaya sürdükleri gibi iki binli yıllara girerken dünyada revaçta olan İslâm dininin sahtelerini piyasaya sürüyorlar. Sürsünler. Dünyanın her tarafında işin ehli olanlar hakiki ile kalp olanı, hak ile batıl olanı ayırt eder.

Öyle veya böyle hiçbir güç İslâm a zarar veremez. Biz İslâm ı değil, kendimizin İslâm a hizmette yaptığımız kusurları düşünüp telafi edelim.