Papazın kızına aşık olan Fatih in fedaisi Kâni efendi, papazın "Hıristiyan olursan veririm" demesi üzerine merasimle üç defa "Kâni idim Yani oldum" sözünü tekrarlar ve kızı alır.

Hıristiyanların etsiz yemek günlerinde akşam yemeğinde Hıristiyan ileri gelenlerine yemek veren Yani, sofraya tavuk kızartması koyunca hepsi birden itiraz ederler. Yani ise ortadakinin tavuk olmadığını balık olduğunu söyler. Bunun nasıl olduğunu sorduklarında "ben bu tavuklara üç defa "Sizler, tavuktunuz balık oldunuz" dedim onlar da balık oldular" demiş.

Papaz olmaz öyle şey deyince "Üç defa söylemekle tavuk balık olmazsa, Kırk yıllık Kâni olur mu Yani" deyivermiş.

Hizmetleriniz boşa gitmedi. Hz. Musa nın Tih çölünde kırk yıl kaldıktan sonra değişim meydana getirdiği gibi bu millet de kırk yıl içinde kötüye giden her şeyi iyiye, güzele, doğruya çevirdi.

Partilerin kavgalarına değil, yaptıklarına ve söylediklerine ve bulundukları yerlere bakın.

Daha birkaç yıl önce Sosyalist Enternasyonal marşı okuyan, İstiklal Marşına karşı olanlar, şimdilerde meydanlarda İstiklal Marşı okumada yarış yapıyorlar ve tehiri kapatıyorlar.

Orak-Çekiçli bayrakları taşırken göğsü kabaranlar eski fotoğraflarını yakıp, yırtıp yok etmekle meşguller ve meydanları Ayyıldızlı Albayraklarla donatıyorlar. Hatta bizim toplantıdaki bayrak sayısı sizinkinden çoktu yarışlarına başladılar.

Sınırları olmayan bir dünya hayaliyle yanıp tutuşanlar, Amerika F-16 savaş uçakları 24 Mayıs 2007 günü dört dakikalığına Güneydoğu sınırımızı geçtiği için sinirleri sınırsız bir şekilde kabarır hale geldi.

Şiir yarışmalarında Bülent Ecevit in "Gurbete düşünce anlarsın Yunanlının kardeş olduğunu" şiirini tekrar tekrar okuyanlar "Ordumuzu gönderip bir günde Atina yı alıverelim" deme durumuna geldiler ve Kardak kayalarını bile Yunanlıya haram ederiz dediler.

Marx, Lenin, Mao gibilerden aydınlanırken şimdilerde Hacı Bektaşı Velilerden, Yunus Emrelerden, Taptuk Emrelerden, Şeyh Edebalilerden feyz almaya başladılar.

"Milliyetçilik işçi sınıfının düşmanıdır" sloganlarıyla hareket edenler, Avrupa solcuları tarafında "Şoven milliyetçisi" olarak nitelendirildiler.

Sayın Necmettin Erbakan, siyasete atılmadan önce il ve ilçelerimizde iki belediye başkanı adayı olurdu. Genellikle biri sağcı sarhoş, öbürü solcu sarhoş olurdu. Şimdilerde bütün partiler, şehrin en dindar, en dürüst ve en çalışkan insanını aday göstermede yarış ediyorlar.

Türkiye nin çok önemli liselerinden birinin müdürü din dersi hocasını çağırır ve sorar "Bu okulun öğrencilerine neler oluyor Yatılıların %60 ı oruç tutuyor" der. Din dersi öğretmeni: "Müdür bey, ben de şaşırdım. Bunu birlikte araştıralım. Bu %40 neden oruç tutmuyor, onu birlikte ortaya çıkaralım" diye cevap verince, Müdür bey "Eskiden bu okulda oruç tutanın sayısı %5 i geçmezdi" diyerek üzüntüsünü beyan eder.

En hızlısı meydanlarda "Bir elimizde Nutuk, bir elimizde Kur an" nutukları atıyor.

İlahi bir esinti ile, insanlık gemisinin yönü kıbleye döndü.

Zaman değişmez, zamanda yaşayan insanlar değişir. Çağlar, mevsimleriyle, aylarıyla günleriyle aynıdır. Bu çağlarda çağlayan ırmaklar da aynıdır. Ama çağlayanlarda abdest alanlarla, çağlayana işeyenler değişmekte.

Eskiden ateist, komünist veya bir başka ...ist olarak bilinen, tanınan yazar, çizer ve müzisyenlerden bir çoğunun çizgi değiştirdiği, sağ-sol iki tarafta da tartışılıyor. "Döndüm ise memlekete dönek miyim ben "diye de cevaplandırdılar ve Fethullah Gülen hoca efendinin şiirlerini okumaya başladılar..

"Her şey aslına rucu eder" doğrudur. Topraktan gelen bizler de toprağa rucu ediyoruz. Anası-babası Müslüman olan bu Kânilerimiz bir müddet Yani olmuşlardı ama "Kırk yıllık Kâni olur mu Yani" deyip döndüler.