Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İsra 81: “De ki; toplumda hakça bir düzen gerçekleştirmek için hak din İslam, hak kitap Kur'an geldi, batıl yıkılıp gitti. Batıl yıkılmaya mahkûmdur.” Sebe 49: “De ki; gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’an, hak din İslam geldi. Artık batıl ne yeni bir şey ortaya çıkarabilir, ne de eski bir şeyi geri getirebilir.”

Hak; Allah’ın bir ismidir. Hak; Kur’an’ın bir adıdır. Hak, mutlak doğru; şahsa, zamana ve yere göre değişmeyen kesin gerçek anlamındadır. Allah’ın bize gönderdiği hükümlere, kanunlara da hak deriz. Hak kelimesinin çoğulu hukuktur. Hak ve hukuk, Hak olan Cenab-ı Hak’tan gelirse hak ve hukuk olur. Hak İslam’dır. Batıl; geçersiz, hükümsüz ve kalıcı olmayandır. Batıl; kavram olarak insanların çoğunluğunun Allah’ın dışında uydurdukları ilahların ortak adı olduğu gibi, bu ilah fikrine uygun olarak inandıkları dinlerin ve yürüttükleri düzenlerin de ortak adıdır. Allah katında geçerli olmayan, hükümsüz, temelsiz ve yanlış olan bütün inançlar, ibadetler ve düzenler batıldır. Batıl; Siyonizm’dir, materyalizmdir, kapitalizmdir, komünizmdir. Batılın dayanağı, kuvveti şeytandır, zulüm, baskı ve dayatmadır. Bunlar, hak olmadığı, hakkın karşısında olduğu için uzun ömürlü olamazlar. Hak esastır, batıl arızadır. Bütün bunlara rağmen bazı insanlar kalıcı, sağlam, doğru olan İslam’ı bırakır, köpük gibi bir değeri ve kalıcılığı olmayan batıl din ve düzenlere, kapitalizme, komünizme uyar. Hâlbuki köpük kaybolmaya mahkûmdur, bir faydası da yoktur. Hak gelince batıl zail olur. Enbiya 18: “Doğrusu, biz gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek bu hak kitabın, Kur’an’ın getirdiklerini, batılın tepesine indiririz de, onun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki, batıl o anda yok olup gitmiştir. Allah’a yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı size yazıklar olsun.” Görüldüğü gibi batıl, köksüzdür ve güçsüzdür, yok olmaya, dağılmaya, silinip gitmeye mahkûmdur. Hakk’ın karşısında tutunamaz. Suyun üzerindeki köpük gibi olan batılın, demir gibi olan hakkın karşısında tutunması mümkün olmaz.

KİMİ ZAMAN

Dünya hayatında kimi zaman iktidar boşluğunu batıl doldurur. Batılın iktidar boşluğunu dolduruyor olmasının sebebi, fert ve toplumların haktan uzaklaşması, hakkı savunan toplulukların da hakkı iktidarını sağlayacak çalışmalardan uzaklaşmış olmalarıdır. Batılın iktidar boşluğunu doldurma imkânı bulması İslam’dan değil, Müslümanların iktidar için yerine getirmeleri gereken tebliğ ve davet, İslam’ın din ve düzen olarak tanıtılması, İslam’ın bilinip yaşanması, iktidar imkânının İslam’ın hizmetinde olması görevlerini ihmal etmiş olmalarındır. Burada mağlup olan İslam değil, cihadı terk eden Müslümanlardır. İslam’ın gücü Allah’ın gücüdür ve bu gücü kimse yenemez. Allah Teâlâ, Siyonistler, haçlılar ve münafık mücrimler, istemeseler bile Hakk’ı üstün kılar, batılı ise geçersiz kılar. Kâfir ABD, İsrail ve müttefikleri kendi akıllarınca tek hak din ve düzen olan İslam’a karşı mücadele ederler, Onu iptal etmek, yani geçersiz kılmak için uğraşırlar. Ancak bu çabaları boş bir çabadır. Günümüzde peşine gidilen; İslam’a aykırı bütün inançlar, dünya görüşleri, hayat anlayışları, toplumsal düzenler, ideolojiler Allah’ın katında batıldır; geçersiz ve hükümsüzdür. İnsanlığın bunu görmesi gerekir. İnsanlar arasında galibiyet ve mağlubiyetlerin yer değiştirmesi, hak-batıl mücadelesi şeklinde yürüyen dünya imtihanın bir gereğidir. Hakkın hâkim olması için mücadele eden Müslümanların, Milli Görüşçülerin fikri çalışmalarda, düzen ve kavram çalışmalarında, batılı savunanlardan önde olmaları gerekir ki, zafere layık olabilsinler. İnsan gücü, maddi güç ve tanıtma gücü kimin elinde ise, bu imtihan dünyasında savaşı o taraf kazanıyor. Bugün bu üç güç, Siyonizm’in elinde olduğu için, zahiren savaşı onlar kazanıyor. Eğer biz Müslümanlar, Milli Görüşçüler, hakkını vererek kıvamında cihat edersek Allah, hakkı batılın tepesine indirir ve batılı ortadan kaldırır. Gazze’de olduğu gibi. Eğer biz layık olmazsak, o zaman da bugün olduğu gibi, batılın zulüm ve haksızlığı altında kalır ve inim inim inleriz. Ve biz, kendimizi İslam’la ıslah etmediğimiz sürece Allah bizi, bizim zillet halimizi izzetle ve zulüm düzenini adil düzenle değiştirmeyecektir. Bu, değişmeyen ilahi bir kanundur. Tarih boyunca da hep böyle olmuştur.

TARİH BOYUNCA

Adem ve Havva çifti, hak yolun ilk yolcularıdır. Cennetteki ağaç sınavından sonra dünya sahnesinde evlatlarıyla birlikte birçok sınavlardan geçtiler. İlk insan Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil arasında baş gösteren hak-batıl savaşı, tarihin her döneminde ortaya çıkmış ve günümüze kadar da sürmüştür. Hakkı savunan peygamberlerin görevine baktığımızda, öncelikle insanları, tevhit inancına; tek hak olan Allah’a kulluğa çağırmak, batılın her çeşidinden menetmek, hak ölçülerle Allah’ın rızasına uygun işler yapmalarını sağlayarak Allah’ın kanun ve nizamını ümmete hâkim kılmak olmuştur. Bu mücadele göstermektedir ki tarihi süreç içerisinde Allah, hakkı batılın tepesine indirmiş ve geçici bir saltanat süren batılı zelil kılmıştır. Allah, hakkı inzal etmiş ve hak bir süre insanlar arasında iktidar olmuştur. İnsanlar, haktan saptıklarında da, iktidar boşluğunu batıl doldurmuştur. Hakkın iktidarda olmasını Allah, bir bakıma müminlerin varlığı ve cihatları sebebine bağlamıştır. “Siz Allah’a yardım ederseniz, o zaman Allah size yardım eder” esası bu gerçeği ifade eder. Bu güne kadar tarihe yön veren batıl değil; hak olmuştur. Milli Görüş kadroları bu şuurla çalışırlarsa hakkın iktidarı yakındır demektir. Selam hidayete tabi olanlara…