Bu kıymetli tavsiyeyi böyle tefsir etmek herhalde daha uygun olacaktır; Allah, zamanı kullarına bir nimet olarak vermiş, kim ki bu zamanı Allah’ın yolunda, Resul’ünün yolunda kullanmazsa, kıldan ince kılıçtan keskin olan sırat, o zaman onu keser ve cehennem çukuruna atar.

2- “Sen, hak ile meşgul olmazsan batıl seni meşgul eder.”

Güzel meclislerde hep güzel insanlarla ve güzel işlerle kendini meşgul etmezsen; ilimle, irfanla, hikmetle, zikirle ve Kur’an’la kendini meşgul etmezsen; batıl seni meşgul eder. Seni Hakk’ın yolundan çevirir.

3- Sakın kendinde bir varlık hissetme, mütevazi ol.

Büyük bir makamdaysan o makamı sana veren Allah’tır. Büyük bir ilme sahipsen onu veren Allah’tır. Zenginsen zenginliğinle mağrur olma, onu veren de Allah’tır. Her kim neye sahipse onun vergisidir. Veren Allah, elbette bir çırpıda almaya da güç yetirir.

Vakit; hayattır, ömürdür. “Ey Ademoğlu! Ben, yeni bir günüm ve senin davranışlarının hepsine şahidim. Çünkü onları bende yapıyorsun, o halde beni en iyi şekilde kullan. Beni en iyi şekilde değerlendir. Çünkü kıyamet gününe kadar bir daha gelmeyeceğim” diyen yeni bir güne sabah kulak vermeliyiz. Yoksa üzerimizi kaplayan gafletten dolayı ömrümüzün son gününün sesini pişmanlık ve hüsranla duyarız. İşte o zaman; çoktan iş işten geçmiş olur. Tan yeri ağardığı zaman, o tan yeri bizim üzerimize tekrar doğar mı acaba?

Bu soruyu her sabah sormak lazım.

Hikmet ehli der ki, “yarın gelecek ve şunu yapacağım” diyen helak olmuştur. Unutmayalım ki; iyi isleri yarınlara tehir etmek için söylenen “yarın yaparım” sözü iblisin askerlerinden bir askerdir.

“ERTELEYENLER HELAK OLDU”

Peygamber Efendimiz, “Beş şey gelmeden önce beş şeyini ganimet bil: ihtiyarlıktan önce gençliğini, hastalıktan önce sağlığını, fakirlikten önce zenginliğini meşguliyetinden önce boş zamanını ve ölümünden önce hayatını” buyurmaktadır.

Hasan Basri şöyle buyurdu: “Ey Ademoğlu! Gündüz senin misafirindir, ona güzel davran, eğer ona iyi davranırsan gündüz senin için övgüde bulunur, eğer ona kötü davranırsan seni kötüler.”

UNUTMA!

“Dünya üç günlüktür, dün, yapmış olduğun ameller ile geçti; yarına ulaşacağın belli değil, fakat bugün senin içindir, o zaman bugün için hayırlı ameller işle.”

İbn Mesud şöyle buyurmuştur: “Hiçbir amel işlemediğim günün güneşi batarken, pişman olduğum kadar hiçbir şeye pişman olmadım. Çünkü o gün geçti fakat ben amelimi artıramadım.”

İbn Kayyim şöyle der: “Vakti zayi etmek, ölümden daha şiddetlidir, çünkü vakti zayi etmek, kulu Allah’tan ve ahiret gününden uzaklaştırır. Fakat ölüm ise kulu, dünyadan ve dünya ehlinden uzaklaştırır.” Ebu Zerr el-Gıfari: “Ey Allah’ın Rasulü! İbrahim Aleyhisselam’ın sahifelerinde neler vardı?” diye sordum, şöyle buyurdu.

“Tamamı misallerden ibaretti; “Ey gurura kapılmış hükümdar! Şüphesiz Ben, seni dünyalık toplaman için göndermedim. Mazlumun duasına ve çağrısına icabet etmen için gönderdim seni! Şüphesiz Ben, kâfir bile olsa mazlumun duasını geri çevirmem.” Onda şu misal de vardı; “Akıl sahibinin dört saati vardır; bir saat, Rabbine münacat eder, bir saat nefsini hesaba çeker, bir saat Allah’ın yarattıkları hakkında tefekkür eder, bir saati de yeme içme ihtiyacı için boş bırakır.”

“Akıl sahibi, şu üç halin dışında geçmez; ahiret hazırlığında, maaşı için çalışması, haram olmayan lezzetleri.”

Akıl sahibinin, zamanını makbul işlerle gözetmesi, dilini muhafaza etmesi, amelinin çok, lafının az olması, ancak gerektiğinde konuşması gerekir.”

An, bu andır; dem bu dem.

Erteleme, yarın deme;

HEMEN BUGÜN BEMBEYAZ BİR KULLUK SAHİFESİ AÇ.