Sonuç şu; “Hristiyanlar ve İsrailoğulları 71 ve 72 fırkaya ayrıldı ve ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri dışında hepsi cehennemdedir.”

“Ya Resulallah peki onlar kim, Allah'ın Resulü?” “Benim ve ashabımın yolunu tutanlardır.” buyurdu.

Yani; kim ki benim ve ashabımın yolunu yol edindi, kim ki benim ve ashabımın hayat tarzını hayat tarzı edindi, kurtulacak olanlar onlardır, onun dışında sayısı 72 de azaptadır, cehennemdedir.

Bu vesileyle şimdi aslında burada cemaat olmak; İslam cemaati, İslam ümmeti, ümmet birliği, İslam birliği, bu nokta can alıcı noktadır. Yani, bunun temini ve tesisi olmadan ümmet münferit olarak da toplu olarak da rahat yüzü görmeyecek, göremez de zaten. Aklen de mümkün değil, naklen de mümkün değil, bugün ortaya koyduğumuz konu yani cemaatte rahmet vardır olmazsa olmaz bir düsturdur. Peygamberimiz, cemaat olmayı ve toplu olmayı aynı dava, aynı dert etrafında toplanabilmeyi ifade eden bazı rivayetler vardır: Bunlardan bir tanesi; "İki kişi, bir kişiden daha hayırlıdır, üç kişi iki kişiden daha hayırlıdır, ben size cemaat olmayı tavsiye ediyorum."

Bunun manası, bir olun, iri olun, diri olun, ayrılmayın, ayrılığa düşmeyin.

Eğer siz bu niyette olursanız, biz Allah'ın dini hâkim olsun diye, İslam izzet bulsun diye, İslam’la insanlar izzetini bulsun diye, İslam ümmetini ayağa kalksın diye, Allah'ın dinine hâkimiyeti için bu ümmetin birliğe dirliğe İslam birliğine, bir İslam cemaatine ihtiyacı var diye yan yana gelir, bir yere gelir toplanırsınız, Allah o topluluğu asla ve asla sapıklık üzere toplamaz buyuruyor Peygamberimiz.

Bak İslam birliği, İslam ümmeti bu noktada bir araya gelip bunun derdini çekme noktasında bir araya gelip, yan yana gelme noktasında Allah, bu ümmeti asla sapıklık üzere toplamaz. Burada ancak, hidayet üzere toplar diyor, diğer ifadesinde de Peygamberimiz; Allah bu ümmeti, nasıl bir ümmet, ümmet olma derdinde olan bir ümmet, nasıl bir ümmet, İslam cemaatini tesis etmeye çalışan, İslam birliğini tesis etmeye çalışan bir topluluk için, Allah, onları sapıklık üzere toplamayacaktır. "Allah'ın kudret eli yardım eli cemaat üzeredir. Cemaatten ayrılan cehenneme ayrılır."

Yoksa, benim umurumda mı, ümmetmiş, ümmet olmakmış, İslam cemaatiymiş der de kendi yolunu tutup giderse, ayrılırsa, o ayrılıp cehenneme ayrılmıştır buyuruyor Peygamberimiz.

Muhterem kardeşlerim!

Şimdi uğraştık, didindik bir noktaya geldi. İslam cemaatini kurduk, mesela İslam cemaati demek başında bir halife var demek, bu nokta o kadar hassas ki; bakın Peygamberimiz nasıl uyarı yapıyor, öyle fitneler gelecek, öyle fitneler gelecek ki, cemaatten ayrı düşerse, siz cemaatten cemaati bölerse bunu yapan kim olursa olsun onu öldürün. İslam âlimlerinin özellikle muhaddisler demiş ki: Bunun belki suyunu çıkarır bizimkiler, onu ölü kabul edin, insan yerine koymayın, ölü canım seyyar cenaze deyin, köşeye bırakın, ama kim olursa olsun ifadesi, ne manaya geliyor, iyi veya kötü hakkını tam versin ya da veremez fark etmez.

Yani bir adam başta, İslam cemaati olma noktasında toplanmış, bir olmuş, diri olmuş, ondan daha layık bir adam bile gelse ve dese ki, ben daha layığım, falan falan dur bir dakika. Resulullah ne buyuruyor: “Kim olursa olsun. Yani daha layık da olsa, âlim de olsa, zalim de olsa, cahil de olsa, siz, topluyken ayrılmaya geleni kesinlikle ölü kabul edin. O fırsatı vermeyin.”

Peygamberimiz, bak ümmeti nasıl yetiştiriyor, ashabı nasıl yetiştiriyor, var olan bir olan, diri olan İslam cemaati ve topluluğunu ayırmaya gelenle birlikte, şeytan da gece gündüz çalışır. Ne demek bu, şeytan ve şeytanın yolunda giden adamlar da ayırmaya çalışan adamla birlikte toplu olur, onunla birlikte çalışır. Demek ki; bozmak için, yıkmak için yok etmek için çalışır. Yine Resulullah Efendimiz buyuruyor ki: Siz bir adam etrafına toplanmış, cemaatinizi kurmuşunuz, ondan sonra birisi çıktı geldi, sizin bu birliğinizi bozmaya veyahut da dağıtmaya parçalamaya çalışıyor. Resulullah buyuruyor ki; onu öldürünüz.

Dediğimiz gibi en azından ölü kabul ediniz. Tamam bunu yok kabul edin, ölü kabul edin, ama elbette önce şeytan peşine düşecek daha sonra şeytanın aldattıkları peşine düşecek ve onunla birlikte gece gündüz yol, mesafe kat edecek. Şimdi bir hadis-i şerif vardı, orda Peygamberimiz son bölümü söyleyeyim burası çok önemli, İslam cemaati kalma, İslam'ın cemaat şuurunda bulunmanın ana noktası bu, 73 fırkaya ayrılacak, biri dışında hepsi cehennemdedir. Dediler ki; “Onlar, kimdir ey Allah'ın Resulü?” Şimdi o yine Al-i İmran Sûresi’ni okumuş olduğumuz o ayetlerin içerisinde, her bir fırka kendisi ben doğruyum diye şımarır."

Hem arabayı çamurda bıraktın, hem oradaki gariban adamları çamurun içerisinde ölüm derdiyle bataklıkta bıraktın, yani ümidini kaybetmiş bir adam bıraktın. Sonra da ben üzerime düşeni yaptım diye köşeye çekilmiş yorulmuş, kendi de bitmiş, en iyi ben çektim, ha ben yine arabayı biraz olsun kımıldattım, yok canım benimki daha iyiydi, ben biraz daha çekmesem sen çekemezdin ve sekiz adam şimdi bunun kavgasını yapıyor ama araba hâlâ bataklıkta, bataklığın içerisindeki mazlum çocuklar bir bir araba gömülürken, hayat memat noktasında. Hâlâ yok yok en iyisini ben çektim canım, benimki daha iyiydi, ben en azından adama moral verdim diyor. Şu andaki halimiz, her birisi kendini haklı bulup köşesine çekilmiş ve şımarmış.

Ama bir tanesi doğru bunun bir tanesi, işte o zaman mihenk mesabesinde beş madde var. Peygamberimiz’in saydığı bu, beş madde kimin lügatinde varsa, hayatında, cemaatinde, cemiyetinde, meşrebinde, hayatta hoşlanmadığım şey, iki yer dışında cemaat kelimesinin kullanmasıdır, biri namaza kullanılır o da zaten dindeki yeri bellidir, cemaat-i suğra bir de bir halifenin etrafında toplanan insanlara cemaat denir. Onun dışında cemaat denmez, falan cemaat, filan cemaat zaten siz bir defa kafadan bitirmişiniz bu işi, İslam cemaatini bir halifenin çatısı altında oluşturulacak İslam cemaatini siz kafadan bitirmişiniz. Terimler böyle bir bir bittiği zaman, ruh da gider, hep öyle bitirmediler mi? Şimdi şu beş madde kimin lügatinde varsa, o doğru yol üzeredir, belki çok namaz kıldı, kılabilirsin; haricilerin kıldığı namazı bir görsen, akıl fikir ermez, Peygamberimiz; nerde bulursanız öldürün buyurdu o adamları, ya biz o kadar çok Kur'an okuruz ki; haricilerin okuduğu kadar Kur'an'ı Abdullah bin Abbas bile ben şaşırdım, adamların renkleri sararmış, niye gece sabaha kadar namaz kılıp Kur'an okumaktan. Peygamberim nerde bulursanız öldürün buyuruyor o adamları, yani çok namaz kıldın, çok oruç tuttun çok çok... Bunlar ölçü değil. Hakiki manada o helak olmadan kendisini kurtaran İslam cemaatinin, fırka-i naciye diyoruz biz buna. Kurtuluş fırkası olmanın beş unsuru buradadır, Rasulullah, biliyor ki ben size beş şeyi emrediyorum, cemaati emrediyorum, cemaat nedir, İslam ahkâmının müntesipleri, dünya ve ahiret saadetini elde etsinler diye, Kur'an sünnet ve icma-i ümmete göre uygulama noktasına mesul olan adamın adıdır, sistemin adıdır, başındaki adama da imam ya da halife denir, önce cemaat birincisi cemaati size emrediyorum buyuruyor.

Peygamberimiz; diyelim ki bu iki cemaati de kapsasın, hem namaz cemaati hem de cemaat-i kübra, ama burada bakıyoruz, bu cemaat lafzının, esas cemaat-i kübra olduğunu anlıyoruz, ikincisi: İşittim, itaat ettim demek ikiye ayrılır, "Ey iman edenler! Allah ve Resulü’ne itaat ediniz ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz" işittim itaat ettim, kime işitti itaat ettim diyeceksin, Allah ve Resulü’ne işittim itaat ettim deyip, yerine getirmek bu mecburidir farzdır mutlaktır, onun dışında kim olursa olsun, halife olsa, Ebu Bekir Sıddık da olsa mukayyettir, yani; itaat iyiliktedir, yaratana isyanda yaratılmışa itaat yoktur" ölçü budur, o zaman Allah celle celalühü burada “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin Resulü’ne itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.” Buradaki emir sahibi bir defa sen İslam cemaatinden olacaksın, ikincisi; İslam cemaatinin başına İslam cemaatinin gereği olan bir lider, halife imam gelmiş, ona işittim itaat ettim, işine gelse de gelmese de sevsen de sevmesen de itaat edeceksin. Dördüncüsü, şimdi de bakalım sen ben dediğin adam senin bir defa bir ümmet derdin var mı? İslam birliği derdin var mı, hilafet derdin var mı, sen söyle bakalım işittim itaat ettim demek, yalnız Allah Resulü’ne *muttaktır* onun dışında liderin de olsa, şeyhin de olsa, hocan da olsa, kocan da olsa, Allah'a isyanda mahlûkata itaat yoktur, sistemin hayatında var mı efendim, o dedi bir hikmeti var o dedi, dediğini yapmazsan benim işim biter, şöhretim biter, makamım biter, her şeyim biter. Samimiyetle kim iddia ediyorsa ki, o hani buradaki vasfeden kurtuluş fırkası benim diyorsa; çıksın ortaya kimin peşine gidiyorsa, neyi savunuyorsa bu beş maddeyi ortaya koysun, senin derdin İslam birliği midir, senin derdin İslam cemaati midir, ümmet midir, ümmet adına ümmetin derdi midir, senin derdini hem söz hem de fiili ortaya koy. İkincisi başında bir adam var, senin şeyhin olabilir, liderin olabilir, hocan olabilir, kocan olabilir de bakalım işittim itaat ettim ölçün nedir, senin Kur'an ve sünnete rağmen mi her şeyi işittim itaat ettim, yoksa gerçekten ölçüsüz müsün…