Varlığını ve yol güzergâhını unutup, türlü türlü yollara

sapıyorsun.

Duymuyor, görmüyor ve hissetmiyorsun.

Unuttuklarının farkına varamıyor ve her şey yolundaymış

gibi hareket ediyorsun.

Ötelerden çocuk sesleri yükseliyor, yetimler ağlıyor,

yaşlılar düşüyor, masumların toprakları, değerleri, kültürel birikimleri talan

ediliyor. Sen ise kulaklarını tıkıyor ve ben bunlardan beriyim diyorsun.

Unutma sorumlusun!

Ey insan, bir kasırganın kıyısındasın ve kendini karanlık

bir mahzene kapatmış öylece bakıyorsun

Kulaklarını tıkıyorsun

Gözlerini kapatıyorsun

Duygularını donduruyor ve adeta robotlaşıyorsun

Az öteden çocuk çığlıkları, silah sesleri ve tehditler

geliyor ama duymuyorsun.

Peki, bu kulübe seni ne kadar koruyabilir

Burada ne kadar kalabilirsin ya da

Kökten sarsılmış bir ağaç gibisin.

Yıkılmak üzeresin fakat farkında değilsin

Çünkü görmüyor, işitmiyor ve hissetmiyorsun.

Kurulmuş bir saate dönmüşsün, kim ne yana çekerse oraya

doğru gidiyorsun.

Ey insan unutma!

Ağlayan çocuklara ne kadar derman olabilirsen o kadar

insansın

Düşene ne kadar el uzatabilirsen o kadar insansın

Talan edilen hakların ne kadarını sahibine verebilirsen o

kadar insansın

Sen, yalnız ve yalıtılmış bir nesne değilsin

İşiten, gören, hisseden, inanan, seven, değer veren ve

değer üreten etkin bir varlıksın. Unutkanlığına ne kadar çare bulabilirsen o

kadar insansın.

Ağlayanın yanında ne kadar yer alabilirsen o kadar

insansın

İnsan, sorumluluğun farkında olan ve bu minvalde hareket

edendir.

Ey insan unutma sen sorumlusun!